Giriş
(9)

Bebeğe hiç tatmadığımız şeylerden vermek?

eisberg
Merhaba, bebeğimiz daha 2 yaşında sayılır. Yaban mersini, chia tohumu, keçiboynuzu/badem unu, mango vb. şeyler de veriyoruz. Bunların çoğunu ben bile yeni tanıdım desem yeridir ama çocuğa veriyoruz. Hoş verdiğimiz miktarlar çok az ama yine de emin olamadım bu tip "ailenin (hatta ülkenin) besin gelen
Merhaba, bebeğimiz daha 2 yaşında sayılır. Yaban mersini, chia tohumu, keçiboynuzu/badem unu, mango vb. şeyler de veriyoruz. Bunların çoğunu ben bile yeni tanıdım desem yeridir ama çocuğa veriyoruz. Hoş verdiğimiz miktarlar çok az ama yine de emin olamadım bu tip "ailenin (hatta ülkenin) besin geleneklerinde olmayan" şeyleri vermenin sakıncası var mı?
0
eisberg
(15 saat)
Bu saydıklarınız günümüzdeki pek yabancı değil. Ben çocukluğumda mangoyu en iyi ihtimalle televizyonda görmüşümdür. Şimdi semt pazarında almayanı dövüyorlar neredeyse. Hakeza yaban mersini de öyle. Chia tohumu zincir restoranlarda menülere gireli çok oldu. Ayrıca bence çok iyi bir şey yapıyorsunuz. Bizim eve roka girmezdi mesela. Hala yemez annemler. Dışarıda yemeğin yanında gelince nevrim dönüyor. Nefret ediyorum. Bir de yekpare koymuyolar mı! Hah, çocuğunuz benim gibi olmasın istiyorsanız her şeyden tattırın bence.
0
auroraaurora
(14 saat)
Ben de tatlı patatesi oğlanın tadımları sırasında yemiştim ilk kez :) Gelecekten spoiler vereyim nasıl başlarsanız öyle gidiyor. Eşek sıpası eti sadece kuzu seviyor, en sevdiği meyve ejder mervesi, yoğurdunu yaban mersini ile yiyiyor. Anası pudra şekeri serperdi mesela kış günü yaban mersinini mi görmüş.
Sakıncası ona değil de sizin cebe olur olsa olsa.
0
cilekli pasta
(14 saat)
sorunuza cevap: bir sakincasi oldugunu zannetmiyorum.
ama bu dönemsel cikan superfood olayi beni asiri irrite ediyor. cocuga her sabah keciboynuzu unundan muffin yapmaz, omletinin icine chia tohumu koymazsan cocuk gerizekali olacakmis gibi bir algi ve baski var. ek beslenmeye gecen cocuklar icin tarif veren kanallardan bu sebeple gercekten nefret ediyorum. abartisiz haliyle hislerimi nefret kelimesi tanimlar. insanlarin %90'i fakirlik sinirindan bir tik üstte yasiyor, asiri görgüsüzlük olmasi da bir yana, sanki herkes bir anthony bourdain yetistiriyor, o bicim tarifler.
cogu cocuk yemek seciyor. simdi secmese yuvaya baslayinca arkadasindan görüp seciyor. adventurous eater cocuk ben hayatim boyunca belki iki tane tanidim, onu da görünce sak diye anliyorsun zaten. marketteki sebzeyi meyveyi yese kafi. kicindaki beze dolduran cocugun refined palate sahibi olmasina gerek yok.
+7
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(14 saat)
ülkenin geleneksel ek gıdası çaya şeker atıp ekmek doğramaktı eskiden mesela çok mu iyi :) siz ne yapıyorsanız aynen devam edin, her nesil üzerine bir şey koyarak ilerliyor sonuçta. yani öyle olmalı. ejder meyvesini benim bebe de 7 aylıkken yiyodu hapur hupur :D
yine de keçiboynuzunu fazla kaçırmayın bazı doktorların erken ergenliğe soktuğu görüşü var. hurma özü, keçiboynuzu özü gibi özler yerine direk hurmanın kendisini verebilirsiniz.
+1
rayde
(13 saat)
Bu işlere başlarken bizim doktor dedi ki siz sofrada ne yiyosanız ona adapte olması önemli. Kahvaltıda avokado yiyorsanız ona da verin, yemiyorsanız ona da gerek yok. Kahvaltıda yeşillik yiyosanız yeşillik kıyın verin gibi. O kadar makul o kadar benlik bir öneri ki harfiyen öyle yapıyorum. Bizim yediğimizden gayrı tuza şekere dikkat ediyorum.
Beslenme ihtiyaçlarının yanında o ailenin bi parçası olarak alışkanlıkları değerleri de şekilleniyor. Çok hoşuma gidiyor bizle birlikte bize benzer bişey olarak büyümesi.
Ha gelecekte müthiş egzotik siksok çekirdeği kahvesi içmeyi tercih eder kendi bilir. Ben düz çayımı içmeye devam ederim muhtemelen.
+1
benim bir gizli bildiğim var
(12 saat)
Ya ben sürekli superfood verilen bebeklere üzülüyorum. Reel hayatta karşılığını göremeyecekler. Çocuk büyüyecek ve ne yiyecek? Sen ben ne yiyorsak o. Bence asıl superfood ev yemeğidir. O kültüre topluma ait reel yiyeceklerdir.
Anaokulunda alerji listesinde gojiberry olan çocuk var ya. Sen ne ara yedin de alerjin çıktı.
Ben kızıma evde lor yapmadım, kendim ilik çırpmadım ya da sürekli chia vermedim. Şimdi içli köfte bile yiyen bir 18 aylık kendisi.
+6
wild honey suckle
(12 saat)
Bana göre sürdürülebilir gelmiyor. Ek gıdaya başladığımızda bulamaç gibi labne avokado vermedim her şeyi kendi haliyle yedirdim şimdi maşallah çok iştahlı bir çocuk olmasa da biz ne yiyorsak onu yiyor.
+1
ekimoloji
(11 saat)
hiçbir sakıncası yok bence, çeşitlilik iyidir. sadece şeyi yazmaya geldim, keçiboynuzu erken ergenliğe sebep olabilir çok seyrek vermek lazım verilecekse. yaban mersini de çok pestisit tutan yiyeceklerdendi diye hatırlıyorum, karbonatta falan bekletilebilir organik değilse
0
mezzosprite
(8 saat)
Chia tohumunda protein var diyenlere yumurtadan fazla mı deyin.
Omega 3 var diyenlere "ALA'dan DHA'ya dönüşüm: Genellikle %1'den azdır (bazı kaynaklarda %0.01 - %1 olarak belirtilir)." deyin.

Tırnak içinde yazdığım cümleyi AI'a zorla söylettim. O da baştan bana Chia tohumu güzellemesi yapıyordu. :)

Yani @konuşma +1

Edit: Şimdi de "bitkisel beslenen kişiler için (vejetaryen/vegan) önemli bir kaynak yaratır. Hiç yoktan iyidir, ancak balığın yerini tutmaz" dedi.
Bu yapay zekalarla sohbet için konuya vakıf olmak lazım. Yoksa yanlış bilgi veriyorlar.

"Günlük ihtiyacın 10 katı omega 3" ten "hiç yoktan iyidir"e evrildi gerizekalı.
0
Mirket
(6 saat)
(8)

20 seneye kullanmayı bırakacağımız eşyalar

sekizdokuzon
Sütyen listenin en başında bence. Başından beri neden kullandığımızı ve neden o kadar para ödediğimizi hiç anlamadığım bir nesneydi zaten. On seneye fantezi için kullanılmaya başlanır sonra da silinir gider diye umut ediyorum. Sizin bu konudaki fikirlerinizi de mecburen merak ediyorum konsept icabı.
Sütyen listenin en başında bence. Başından beri neden kullandığımızı ve neden o kadar para ödediğimizi hiç anlamadığım bir nesneydi zaten. On seneye fantezi için kullanılmaya başlanır sonra da silinir gider diye umut ediyorum.

Sizin bu konudaki fikirlerinizi de mecburen merak ediyorum konsept icabı.

Teşekkürler.
-1
sekizdokuzon
(10.03.26)
Sabun hayatımızdan çıkabilir gibi geldi. Yerine tek kullanımlık hijyenik mendiller gelir. Su israfı olmuyor diye gazlanir. Yeni pazar olur.
-1
kisa
(10.03.26)
Kağıt para, tahsilat makbuzu, dekont

Okullardaki akılsız tahtalar
0
cilekli pasta
(10.03.26)
20 sende önceden geldiğimiz noktayı göz önünde bulundurunca cep telefonu diyorum. En azından form olarak bugünkü gibi olmayacak gibi geliyor.
0
mutantking
(22 saat)
defter kitap kalem işi tarih olur bence
0
Hallegadola
(21 saat)
Sütyen nasıl gereksiz yav? (Erkeğim)
-3
benaslindayohum
(20 saat)
kurşun kalem
kondom
plastik torba
air frier
çamaşır kurutma makinesi (çamaşır makinesiyle entegreli sorunsuz bir kurutma sistemi gelir şimdikiler hala sorunlu)
tablet bilgisayar
manuel diş fırçası
-1
elektr10
(20 saat)
ben yukarida yazilan hicbir seyin kalkacagini düsünmüyorum.
ama akbil, istanbul kart gibi seylerin kalkacagini ve kimlik kartlarinin multifonksiyonlar tasiyacagini düsünüyorum. böylece sekizdokuzon 10B otobüsüne bindiginde devlet bunu bilecek.
belki kredi kartlari bile kimlik kartina gecer.


en büyük degisikligi de tipta yasayacagiz bence.
+4
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(20 saat)
Araba
-1
ananiyimioguz
(13 saat)
(8)

Anne baba evden çalışırken bebek bakanlar

chicha_v2
Bunu nasıl başardınız/başarıyorsunuz?Şu an eşim çalışmıyor, bebek üç aylık falan ama ben de çalıştığımdan bi şey anlamıyorum. İşe de yeni girdim zorlayıcı oluyor.Beş altı ay sonra eşim de işe başladığında o nasıl çalışacak ben nasıl çalışacağım hiç bilmiyorum.Bakıcı/anneanne/babaanne şart mı? Bir ya
Bunu nasıl başardınız/başarıyorsunuz?

Şu an eşim çalışmıyor, bebek üç aylık falan ama ben de çalıştığımdan bi şey anlamıyorum. İşe de yeni girdim zorlayıcı oluyor.

Beş altı ay sonra eşim de işe başladığında o nasıl çalışacak ben nasıl çalışacağım hiç bilmiyorum.

Bakıcı/anneanne/babaanne şart mı? Bir yaşında kreş falan düşünmüyoruz o yüzden onu eledim.
-1
chicha_v2
(03.03.26)
Bakıcısız imkansıza yakın.
Ben 6-7 aylık olana kadar bakıcıyla birlikte idare ettim. Ama emeklemeye başlayınca bakıcıyla bile çok zor oldu. Şu an 1.5 yaşında, odaya kapanıp çalışıyorum ama günde en az 15-20 kez odaya gelmek ister. Sürekli evde bir çocuk gürültüsü var çalışmak çok çok zor hale geldi.

Bir de bakıcısız nasıl çocuğa bakacaksınız onu anlamadım. Çocuk her saniye ilgi bekliyor sonuçta kenarda oturup senin işini yapmanı beklemez. 1 yaşından sonra bile kendi kendine oynaması max 10 dk oluyor.
+5
kaptan maydanoz
(03.03.26)
Evde bakıcı/ destek veren aile büyüğü olmadan evden çalışabilen bebek sahibi ebeveyn varsa gelsin alnından öpeceğim.

Evden çalışma yapabildiğim günler var. Bebeği evden göndermeden çalışmam mümkün olmuyor. Odaya kapanırsam kapıya vuruyor, anneeeeee diye dolanıyor; kapanmazsam da klavye veya benimle oynamak istiyor.

İki ebeveyn bile evden çalışacak olsa, olmuyor. Annenin işi varken bebek anneyi istiyor, ağlıyor. Anne ile babanın aynı anda bilgisayar başında olması gereken anlar oluyor.
+3
kaymaktutmayansicaksut
(03.03.26)
doğumdan hatta hamilelikten önce bunu planlamamış olmanız gerçekten korkunç.

bakıcı veya babaanne olmadan imkansız. bakıcı tutarsanız biriniz bakıcıya çalışacak zaten. sırf bundan dolayı işini bırakan çok kadın var.
0
yazar yazmaz yazan yazar
(03.03.26)
çocuğun kolay bir evresi yok. şu an en azından hareket edemiyor, konuşmaya başlayıp talepleri arttığında bu günleri arayacaksınız. kızıma 2.5 yaşına kadar annesi baktı, sonra kreşe gitti. hiç kimse annenin verdiği sevgiyi emeği veremez. bence çocuk yapılıyorsa anne 2 sene bakmalı. belki tek çocuğunuz ve annenin bir daha deneyimleyemiyeceği bir deneyim. ekonomik olarak çalışmak zorunda olanları anlıyorum ama koştur koştur işe başlayan anneleri anlamıyorum gerçekten.
0
mikahakkinen
(03.03.26)
Şart elbette.
Hatta evde bakıcı olunca bile kolay değil.
Evden çalışmak da çalışmak demek sonuçta, çalışırken bebeğe bakmak mümkün değil ki.
0
michael_knight
(03.03.26)
Evden çalışırken bebek bakan ben ne gördüm ne duydum sizi de troll sandım hatta eski duyurularınıza baktım. Bebekken işin başından zırt pırt kalkmaktan odağınızı da işinizi de kaybedersiniz. İki yaşından sonra tabletle oyalatırım deseniz çocuğunuzun sağlığından olursunuz. Yemeği, öz bakımı, aktivitesi, koruması derken bakıcı desteği şart çocuk bakmak büyük sorumluluk gerektiriyor.
0
cilekli pasta
(03.03.26)
Evden çalışılan bazı işler vardır. Günde 3,5 task gelir. Onu da güne yayarak yapma şansı vardır. Toplantı v.s hiç yoktur. O zaman paslaşılarak bakılır. Fakat böyle bir çalışma koşulu yoksa imkansıza yakın. Hele ki anne baba aynı saatlerde işe başlayıp aynı saatte bitiyorsa imkansız
0
limonlu eksi
(03.03.26)
olmuyor maalesef, çocukla her an birinin aktif ilgilenmesi gerekiyor. ben de çocuktan önce "bırakırım yerde oyuncaklarıyla oynar ben de işime bakarım" diye hayal ediyordum ama olmuyormuş :) dolayısıyla evet her iki ebeveyn de çalışacaksa birinin gelmesi şart.
0
mezzosprite
(05.03.26)
(29)

Bakıcı mı okul mu

wild honey suckle
2 yaş bebesi, anneanne ve babanne bakamaz olarak düşündüğümüzde, güvenilir bir okul mu (tam zamanlı maalesef) yoksa referanslı bir bakıcı mı? Siz olsanız hangisini seçerdiniz ve niye?
2 yaş bebesi, anneanne ve babanne bakamaz olarak düşündüğümüzde, güvenilir bir okul mu (tam zamanlı maalesef) yoksa referanslı bir bakıcı mı?

Siz olsanız hangisini seçerdiniz ve niye?
+1
wild honey suckle
(25.02.26)
bakıcıdan memnunsam güvenilir biriyse ve anlaşabiliyorsam bakıcıdan devam ederdim. aksi durumda okul.
0
Sadece soruyorum
(25.02.26)
Hali hazırda bakıcı yok, yani sıfırdan bulunacak.
0
🌸wild honey suckle
(25.02.26)
Güvenilir bir bakıcı. 2 çocuklu bir anne olarak 2 yaşın kreş için çok erken olduğunu, 3 yaşa kadar temel bir bakım verenle büyümesi gerektiğini düşünüyorum.
-2
kaymaktutmayansicaksut
(25.02.26)
Bakıcı. Çok küçük daha bence kreş için. 3 yaştan sonra anca.
-7
sadakatsiz
(25.02.26)
Bakıcı kesinlikle. Şirkette bir arkadaş var. Çocuğu 2 3 yıldır ana okuluna gidiyor. 5 yaşında. Çocuk bıkmış durumda. 1. sınıfa tükenmiş olarak başlayacak. Okul zaten başlayınca bitmeyen bir şey. 2 yıl daha dinlensin çocuk.
-8
arbre
(25.02.26)
aile büyüğü bakabilseydi bi sene daha evde kalabilirdi. 3 yaşında zaten kreşe başlayacak. yani son bi sene için bakıcı bulmaya değer mi, güvenilir bakıcı bulunabilir mi bilemedim. yani çocuğumu evde bi yabancı ile bırakma fikri bana biraz korkunç geliyor. gerçekten iyi referansının olması lazım. dolaylı değil hatta birebir görüşmek filan isterim o referansla. her odaya da kamera koyardım muhtemelen. başka türlüsü zor.

güvenilir kreş mi güvenilir bakıcı mı derseniz sanki kreş bana daha mantıklı gibi geliyor. kızım 34 aylık gibi kreşe başladı. mesela bu kreşe ben 2 yaşında da olsa gönderirdim.
0
elorelia
(25.02.26)
Kreş diyorum.
En donanımlı ve hevesli bakıcı bile çocuğa pek de bir şey öğretmeyecek, etkinlikler yapmayacak.
Telefonundan reels kaydırırken çocuk da büyüyecek.

Kreşte ise kötü bile olsa bir etkinlik, şarkılar, boyamalar vs var. Ayrıca diğer çocuklarla sosyalleşmek var.
+12
michael_knight
(25.02.26)
yeni ben bakıcılarla sürekli problem yaşayan 1.5 senede 3 bakıcı değiştiren biri olarak yine de her türlü bakıcıyı tercih ederim.
bebeklerimiz aynı yaşta ve çok küçükler diye düşünüyorum. kreşlerde birebir ilgi görmüyorlar. güvenli bağlanma için de ilk üç yıl bakım verenle birebir ilgi çok önemli.
kreşe de 3 yaşında veririz:)

@michael_knight,
ona göre bir bakıcı bulursan neden olmasın? benim tüm bakıcılarım sürekli etkinlik yaptıran, araştıran çocuğu öncelik yapmış kişilerdi. farklı problemlerle ayrıldık ama bu konuda haklarını yiyemem. sadece çocuğa odaklılardı yani ev işi vs istemedik.
şimdiki bakıcım da öyle. instagramda gördüğümüz ne kadar etkinlik varsa hepsini tek tek yapıyorlar. her gün onlarca kitap okur, şarkı ve dansları öğretir, bilişsel gelişimi için çabalar, boya yaptırır, kum oynatır, su oynatır. gün içinde hiç yalnız bırakmaz.
sahibinden comda buldum bu arada, referans filan yoktu. kamera var evde diye güvendim, güvenim boşa çıkmadı. şimdi bakıcı gelince çocuk koşup sarılıyor hemen seviyor bakıcısını.
ben bile haftasonu o kadar oyun oynayamam etkinlik yaptıramam :)
-2
Gradient_tabanlı_mor
(25.02.26)
Kres tabii.

Cocuklar cocuklarla yetişkinlerden daha iyi anlasir.
+2
Purple life
(25.02.26)
2 yaş sosyalleşme yaşı değil arkadaşlar, onu kaçırıyoruz bence. 2 yaş bebeğin kendi kendine oyun kurmayı dahi yeni yeni öğrenmeye başladığı, her anında güvendiği ve tüm ilgiyi ona veren birini aradığı bir yaş. Bakıcının ana artısı birebir vakit geçirecek olması., etkinlik mesele değil. kitap okusunlar, kağıtları karalasınlar, parka gitsinler, birlikte hamur yoğurup yemek yesinler yeter zaten. 2 yaş için kreş birbirlerinin saçlarını çekip gözlerine parmak soktukları, oyuncaklar için ağladıkları bir yer olacak.
+2
kaymaktutmayansicaksut
(25.02.26)
uzun yıllar anaokulları işletmeciliği yapmış biri olarak kesinlikle anaokulunu tercih ederdim. anaokulu sadece çocuğa bakmak, yedirmek içirmek değildir. çocuğun sosyalleşmesi, toplum hayatına hazırlanması, periyodik (yemek uyku oyun saati gibi ) işlere alışması, paylaşmayı öğrenmesi, el ve motor gelişimini hızlandırması düzenli ve sağlıklı beslenmesi ve sair bir çok konuda faydası var. anneanneler babaanneler bile bir yere kadar bakabiliyor. sabır kalmıyor. dışarıdan tek başına bir bakıcı bir çok açıdan güvenli değil. 2 kızım var ilki bakıcıda yetişti, ikincisi 2 yaşına bile gelmeden kendi kurumlarımızda bakıldı. aralarında bedenseli beslenme alışkanlığı, tertip düzen, okul başarısı gibi onlarca konuda gerçekten büyük farklar var. her konuda küçük daha ileride. ek olarak bakıcılar çocukları gündüz uyutup dinlendiriyor, anaokulu ise gündüz bedensel ve zihinsel olarak yoruyor. ilkinde akşam eve yorgun gelen ebeveynler enerjik bir çocukla başbaşa kalıyor, ikincisinde ise aynı yorgunlukta daha sakin bir çocukla daha rahat bir ortam oluşuyor.
+6
ground
(25.02.26)
Türkiye'de şu an mümkün mü bilmiyorum ama, 9-10 aylıkken kreşe başlamış, okula gidene kadar aktif de kreşte büyümüş biri olarak, kreş tavsiye ederim. Ne kadar erken o kadar iyi. Ev ortamından çocuğun ayrılması, rutin kazanması, bilişsel gelişimini yaşıtlarıyla beraber sosyalleşerek geliştireceği bir ortamda olması bence oldukça önemli
+4
nundu
(25.02.26)
kesinlikle kreş. çocuk dış dünyayı çabuk öğrenmiş olur. beceri ve yetenekleri ona göre gelişir. hayat görüşü bile farklı olur.
+1
gercekdunya
(25.02.26)
Bakıcı, 2 yaş çok küçük. 3.5 4 den önce kreş okul vs düşünmeyin derim. kaynak mabadım tabi.
+2
kisa
(25.02.26)
Eloreli güzel yazmış. +100 diyorum.
-1
luluki
(25.02.26)
Ben de mabaddan atıyorum: sisteme erken giren çocuk daha iyi adapte oluyor.
0
huladancer
(25.02.26)
herkes çocuklarını pamuklara sarmak istiyor ancak öyle olmuyor. 3 yaş öncesi bende göndermek istemezdim bakıcıya vermek yerine kreşe bıraktım. burası türkiye ben hiç bir bakıcıya güvenmiyorum. zor olsa da kreşe bırakırım. keşke 3 yaşa kadar anne bakabilse ama bazen olmuyor.
0
mikahakkinen
(25.02.26)
Bulundugum ulkede anne babaninin cocuga bakmasi cok yaygin degil. Cocuklar kimi zan 15 aylikkenden itibaren okul oncesi egitime basliyorlar. Benim oglum da 18 ayliktan beri gidiyor. Esim de ben de calistigimiz icin benim buyukler trde onun kiler baska sehirde yasadigi icin zaten kendimizden baska kimsemiz yok. Ancak genelde de boyle sadece biz degil. Bazi gunler bakici da geliyor hatta eve.

Oglumun cok sevdigini soyleyemem, bazen gulerek gidiyor ozellikle tekrarli bir sekilde bir sure giderse ama cogu zaman aglayarak. Esas problem tahmin edilemeyecek seviyede kisa bir frekansta hasta oluyor yani 1 ayin 2 haftasi evde oluyor zaten, bu anlamda baya sacma tabii, biz burada rapor alabiliyoruz bu durumda turkiyenin sartlarini bilmiyorum ezbere. Her hasta oldugunda anaokuluna alisma evresi bastan basliyor.

Konustuk defalarca. "Okula gitmek lazim" diyip kafa salliyor 25 aylik velet ama yine de agliyor. Bir de onu almaya gittigimde beni gordugu andaki sevincinin tarifi yok, bu tabii hem iyi hem kotu.
+1
wallcan
(25.02.26)
2 yaşında kızımı yarı zamanlı kreşe verdim, uyumuna göre tam güne çevirdik.
Birçok şey öğreniyor, dil gelişimi ve motor refleks gelişimi ilerledi, kendi yemeğini kendisi yiyor, kuralları biliyor gibi birkaç alanda faydasını gördüm.
Şu an 2,5 yaşında ve severek gidiyor kreşine.
Bizim anaanne seçeneğimiz vardı lakin iş reels kaydırmaya vs geldi, anaanneler kıyamıyor torunlarına.
Bakıcı ile çocuğunu büyüten arkadaşım da var ama çocuğun gördüğü kişi sayısı 3 yetişkin ile sınırlı kalıyor. Beyin gelişimi için zaten dezavantaj.
Kreşin de bir dezavantajı var; ilk sene hasta olacak. Bu kaçınılmaz. Gerçi 3 yaşında da başlasa 7 yaşında da başlasa bu hastalık dönemi olacaktır.
Umarım cocugunuz ve kendiniz için en doğru yolu bulursunuzz
+6
purplee
(25.02.26)
2.5 yaşında başladı oğlum. Şans işi biraz da belki, maaşın yarısını verdim native hocalar havuzlu okullar vs. tekinde çocuğun boğazına ip bağlamış öğretmen nerdeyse boğuluyordu, diğerinde altına kaçırmış kızmışlar gündüzleri bile işemeye başlamıştı. Yine birinde öğretmenin instasından uyumayan öğrencilere söylendiği videoyu yakalayıp attırmıştım. İstediğiniz kadar kameralı okula verin kvkk diyorlar polise veriyorlar görüntüleri sadece.
Benim anneme baktıracak ortamım yoktu sıkıntılı süreçlerim vardı ama eğer anneler yakınsa evine tam zamanlı yardımcı alın onlardan biri baksın bir buçuk sene sonra verirsiniz yeni dönemde okula. En olmadı döşeyin eve kameraları referanslı birini bulup gözünüz üzerinde tutun.
+1
cilekli pasta
(25.02.26)
Çocuğa çok bağlı (git: www.instagram.com )

Ben 2 yaşında kreşe vermeyi çok istedim çünkü kızım çok sosyal bi çocuk, başka çocuklarla bir aradayken çok mutlu oluyor. Bütün gün evde durmak gibi bi yaşam tarzımız olmadı 2 yaşına kadar da, bakıcıyla bütün gün evde sıkılacağını düşündüm. Ama yaşadığım yerde 2 yaş sınıfı olan bi kreş bulamadım. O yüzden mecbur bakıcı şu an. İyi birini bulursanız büyük şans ama bulmak da zor olabiliyor
+1
mezzosprite
(25.02.26)
İki buçuk yaşındayken oğlumu kreşe göndermiştik, anneanne artık bakmayınca.
Çok ezildi, öğretmenler tarafından ayrımcılığa uğradı, çocuklar tarafından zorbalığa uğradı.
Biraz daha büyük yaşta göndermek isterdim. Hala içim acır.
Mümkünse bir süre daha bakıcı.
+1
pro9it9is9
(25.02.26)
Kızımı 9 aylık kreşe verdim. Böyle diyince Türkiye'de hemen herkes bir aaauuvv uuuov diyor ama asla pişman değilim.
Birinci ay haftada 5 gün, günde bir saat ve annenin yanında bulunma zorunluluğu vardı. Tam anlamıyla oyun grubu gibi oluyor. 14 anne + 14 bebek bir saat süresince oyunlar oynuyorsunuz.
İkinci ay iki saate çıkardılar ve bizi sınıfın dışında ama okulun içinde beklettiler, ağladıkları vakit sınıfa alıyorlardı, biz sakinleştiriyorduk, sonra kaldıkları yerden devam ediyorlardı.
Üçüncü ay üç saate çıkardılar ve bize "dışarıda gezin ama okuldan çok uzaklaşmayın" dediler. Çocuk ağlarsa telefon açıyorlardı, okula gidiyorduk.
Dördüncü ay dört saate çıkardılar ve biz normal okul ritmine geçtik, sabah bırakıp işimize gücümüze bakıyorduk ve öğlen alıyorduk.
Sonra bacağı kırılınca iki ay kreşe göndermedim ve evde kaldığı süreçte bariz şekilde sosyalleşmesinde, rutinlerinde, öğrendiklerinde gerileme gördüm. İki ayın sonunda tekrar bir aylık oryantasyon sürecinden sonra kreşe başlattım (ilk anlattığım oryantasyon modelini aylık olarak değil, bu sefer haftalık yaptık).
Haftada 20 ile 25 saat arası kalıyor. Kendi akranlarıyla oynuyor, bağışıklığı güçleniyor, dil gelişimi sürat kazanıyor. Dört duvar arasında 30+ yaşında bir care-giver ile vakit geçireceğine kendi yaşıtlarıyla beraber eğleniyor. Öğleden sonra zaten beraberiz.
+1
alice in potatoland
(26.02.26)
Baba degilim ama 2 yas cok kucuk degil mi ya ? Dusunsene 2 yildir dunyadasin yani cok kucuk yavru ya daha :)
0
oscar
(26.02.26)
2 yaş küçük. Çok sağlam sevgi dolu merhametli şefkatli çocukla oyunlar oynayacak çocuk seven bir bakıcı. yani bir babaannesi aneannesi değil. yoksa aynı onlar gibi demeniz lazım.

Anlaşılır zaten.
-1
mahmuttt
(26.02.26)
2 çocuğumu da 2.5 yaşında kreşe yazdırdım, tavsiye ederim.
0
efx
(26.02.26)
1 buçuk yaşında hiç anlamadığım bir dilde eğitim veren kreşe yollanmış birisi olarak ben de tavsiye ederim. başta zor gibi görünse de erken yaşta sosyalleşmenin ve farklı şeylerle karşılaşmanın hem gelişim hem de bağışıklık açısından pozitif etkisi olduğunu düşünüyorum.
+1
eileengray
(26.02.26)
@gradient tabanlı mor,
Siz herhalde hem çok şanslı hem çok bilinçli hem de bakıcı seçmeyi çok iyi biliyormuşsunuz ama herkesin böyle olacağını sanmıyorum.
Hatta bakıcınız ayrılmaya karar verse ve bir ay içinde yeni bir bakıcı bulacak olsanız bu söylediklerinizi gerçekten yapan birini bulma ihtimaliniz sizce yüzde kaç?
Ben sizin için %10’dan düşük olduğunu, herhangi biri içinse %3’ten düşük olduğuna inanıyorum.
Ortalama bakıcı maaşlarından bahsediyoruz di mi?
Piyasayı bilmiyorum ama piyasa 50 bin lirayken 150 bin lira vermekten bahsetmiyoruz.

Bu arada bakıcının sonradan sigortamı ödemediler diye dava açmasını nasıl engelliyoruz? Sigorta yapalım desek 50 bin maaş vermenin size maliyeti 80 bin civarına gelecek. Asgariden gösterelim desek mahkeme korkusundan yine kurtulamayacağız.
0
michael_knight
(26.02.26)
Arkadaşlar hepinize cevaplarınız için çok teşekkür ederiz hepsi çok değerli.
Kafamız daha çok karıştı bizim kızı aldıralım diyoruz dkdkdkd
Şaka bir yana okul mantıklı gelmeye başladı. Çünkü güvenilir bakıcı nereden temin edilir bilmiyoruz, bir gün giderse ne yaparız bilmiyoruz. Babanne gelse bizde yaşasa cinnet geçiririz. Anneanneye iki saat emanet ettik dört morlukla döndü:)

Velhasıl zor. Allah herkese makul yaşa kadar çocuğuyla beraber olma ekonomik rahatlığı versin. Biz iki senede elendik.
+3
🌸wild honey suckle
(26.02.26)
(3)

Temizliğe yardımcı alanlar

yenibirgüzelnick
Bir süredir yardımcı kadın tribinden bıktığım için hiç almamıştım. Bir kaç sene hatta. Şu an ücretler Ankara’da 3-4k civarında olmuş. Haftada bir alanlar 12-16k para mı veriyor şimdi? Yoksa anlaşınca daha uyguna gelme ihtimali var mı? Diğer bir soru da nerden buluyorsunuz bu kadınları? Ben çevreden
Bir süredir yardımcı kadın tribinden bıktığım için hiç almamıştım. Bir kaç sene hatta.
Şu an ücretler Ankara’da 3-4k civarında olmuş.
Haftada bir alanlar 12-16k para mı veriyor şimdi? Yoksa anlaşınca daha uyguna gelme ihtimali var mı?
Diğer bir soru da nerden buluyorsunuz bu kadınları? Ben çevreden ordan burdan numara buluyorum arayıp sorduğumda evin uzak, evin büyükmüş, 3 hafta doluyum sonra ara, beni evimden arabayla alacaksan gelirim gibi bahaneler duyuyorum. En son gelmeye karar veren iki kişi de son dakika vazgeçti.
Cidden nereden bulabilirm?
+2
yenibirgüzelnick
(21.02.26)
Biz yakın zamanda 3 ayrı kişiden son dakika golü yedik. İkisi iki kişi geliyoruz dedi ve son anda iptal etti, biri tek kişi gelecekti ama üç defa gelemedi ve sonuncuda da evinizi bulamadım döndüm gidiyorum dedi 1.5 saat beklettikten sonra. Biz de vazgeçtik, kendimiz devam. İnsanlar da bal dökmesinler yalamasınlar napalım yani. Gerçekten bulunmuyor, gelmiyorlar.
0
muhayyer divan
(21.02.26)
Haftada bir alınca daha uyguna geliyorlar. Biz sülalece bir ablanın 5 gününü dolduruyorduk birimizin işi çıksa diğerimiz alırdık o sebeple de uygundu ama emekliye ayırlı kendini. Ben bezdim artık kafama göre birini bulamıyorum şartı şurtu olmayan insanlarla düzeni oturtamadım. Mahallede ihtiyaçlı bir hanım buldum çocuğunun okul saatlerinde çalışıyor, kendi gücümün yetmediği yerleri 20 günde bir gelip hallediyor. Tüm camlarımı siliyor, 2 banyomu tepeden tırnağa temizliyor, mutfağımı dolap içine girmeden fayanslarıdır dolap çekmektir tepeden tırnağa temizliyor. Geriye sil süpür toz al kalıyor onu da haftasonları kendim yapıyorum.
+1
cilekli pasta
(21.02.26)
Evet bize gelen abla 3bine geliyor, haftalık etrafımda da fiyat aynı
0
mirty
(21.02.26)
(4)

4 yillik ozel uni hk

die fetten jahre sind vorbei
Cevrenizde ozel uniye girip aksam lisesi gibi okula hic gitmeden mezun olan biri var mi? Ucretli sekilde hallediliyor mu bu isler?
Cevrenizde ozel uniye girip aksam lisesi gibi okula hic gitmeden mezun olan biri var mi? Ucretli sekilde hallediliyor mu bu isler?
0
die fetten jahre sind vorbei
(13.02.26)
İki sene üniversitede araştırma görevlisi olarak çalıştım epey arkadaşım var dandik dundik üniversitelerde çalışan ama asla duymadım bunu. Bulgaristandan parasıyla diploma alan tanıdığım var ama burada olsa bile gizli kapaklıdır sen ben bilmeyiz.
0
cilekli pasta
(13.02.26)
var bi arkadaşım uzaktan eğitimle bilgisayar mühendisi oldu böyle. vizeler online, finaller yüz yüze ve testti. ama sanırım uzaktan eğitim bilgisayar mühendisliği için kaldırılmış. ama okula hiç gitmeden diyemeyiz. her dönem finallere girdi. finaller 1-2 gün sürdü hep. biraz da çalışmak gerekti.
0
jelly bear
(13.02.26)
Okula uğramadan sadece sınavlara girerek mezun olanlar var.
0
michael harddd
(13.02.26)
tr'de ilk 20-25 arasına giremeyen hepsi için yeteri kadar bağış yapabilirsen mümkün. veya herhangi bir kamu kurumunda, daha sonra oradaki insanların işini görebilecek bir konunmdaysan da olur. burası hizmet sektörünün ülkesi, burada her şey müşteri memnuniyetine çıkar.
0
klassno
(14.02.26)
(7)

kargo ile gelen peynir

metal69
bozulmuyor mu?
bozulmuyor mu?
0
metal69
(13.02.26)
akü ve köpükle gelirse bozulmaz.
peynir türüne de bağlı. bazı peynirler açıkta saklanabiliyor.
0
jelly bear
(13.02.26)
Bizim memleket guneydoguda. Peynirciden bu yıl peynir sipariş ettik, akrabalarımız ucakla hediye olarak getirdiği peynirle alakası yoktu ekşimsi de bir tat vardı. (Tadip çok beğendiğimiz için aynı peyniri sipariş etmiştik)

Tam olarak bozulma mi yoksa peynircinin kalitesiz peynir üretimi miydi onu tam bilmiyorum muhafaza ederek kargoluyorlar ama yine de bana bir bozulma hissi gelmişti.
0
egerbiryolcu
(13.02.26)
bozulmuyor
0
jülsezar
(13.02.26)
bozulmuyor ; peynirin cinsine göre bidonda tuzlu su içinde ya da vakumla soğuk paketleme ile geliyor . kutunun içinde köpük arasında kuru buz ya da buz aküleri oluyor .
izmir tereci'den tulum peyniri , sütaş sitesinden kaymak , tereyağı ve peynir çeşitleri sürekli alıyorum .
hiç sorun yaşamadım .
0
devilone
(13.02.26)
koca teker gravyer alıyoruz bazen iş yeri için. karstan ankaraya bozulmuyor. zaten soğuk paketlemek mümkün değil, kocaman bişey. ama muhtemelen bu gravyer için geçerli. diğer tüm çeşit peynirler hep köpük kutuda, buz akülü filan geliyor.
0
elorelia
(13.02.26)
bozulmuyor. bozulduguna sahit olmadim. peynirin zerre olmadigi yaz mevsimli yere surekli cantada peynir tasidim 14 saat yolculuktan sonra dolapta kendilerine geliyorlar ve tad vb. bozulma olmuyor. peynirin olayi zaten sutun korunarak daha uzun surelerde tuketilmesi. iyi yapilmis bir peynir bozulmaz (kuf haric).
0
warrior princess
(13.02.26)
7 senedir Denizli’den süt ürünleri siparişi veririm Sofyanınarkabahçesi köpükte buz aküleri ile gönderim yapıyorlar şimdiye kadar bozulma kokma yaşamadık.
0
cilekli pasta
(13.02.26)
(4)

Çocuk hasta olma sıklığında normal olan nedir?

mikahakkinen
Kızımın 5 yaşına girmesine çok kısa bir süre kaldı. Anaokulu kreşte 3. senesi olacak. 2.5 yaşında çalıştığımız için kreşe vermek zorunda kaldık.ilk sene 9 kere ateşi oldu kısa uzun hastalık geçirdi.ikinci sene gene 6 kere ateşlendi.bu sene 3. senesi. aralıktan beri 4. ateşli hastalığı.doktorlara sor
Kızımın 5 yaşına girmesine çok kısa bir süre kaldı. Anaokulu kreşte 3. senesi olacak. 2.5 yaşında çalıştığımız için kreşe vermek zorunda kaldık.
ilk sene 9 kere ateşi oldu kısa uzun hastalık geçirdi.
ikinci sene gene 6 kere ateşlendi.
bu sene 3. senesi. aralıktan beri 4. ateşli hastalığı.
doktorlara sorduğumda ve bir kaç takip ettiğimde 9'a kadar normal deniyor.
aynı okula giden arkadaşları bu kadar hasta olmuyor gibi geliyor bana. aynı yaşta başka şehirde arkadaşımın çocuğu var o bu sene 2 kere ateşlenmedi.
neredeyse 3 yaşına kadar antibiyotik vermedik, kesinlikle hazır yiyecek yemiyor. çikolata, paketli gıdaları önüne koyduğumuzda bile elini uzatmıyor. haftada en az 3 gün protein içerikli yemek yiyor, ayrıca omega 3 takviye veriyorum.
tek sorunu çok az yiyor, en sevdiği yemeği bile zorlamazsan neredeyse 2 çatalla bırakıyor. beslenmesinin düşük olması bağışıklığını düşürür mü?
anaokulu arazi üzerine kurulu sürekli açık alandalar, ancak çocuğu az hasta olan arkadaşımın çocuğu sürekli sınıfta. ayrıca çocuk her türlü paketli gıdaları yiyor.

biz hata mı yapıyoruz? yoksa bu kadar sık hastalık geçirmesi anormal mi?

çocuk doktorumuz anormal bir durum olmadığını iletse de buradaki tecrübeli ebeveynlere sormak istedim

teşekkür ederim
0
mikahakkinen
(07.02.26)
Oğlum kreşe 2.5 yaşında başladı. Hastalanma sıklığımız bir aya kadar indiğinde çok doktor gezdik fpapa üzerinde çok duruldu bizde. Sonunda 5 yaşında bademcikleri alındı kurtulduk. İştahsızlık bizde de vardı ama hasta olduğu için kapanıyordu iştahı hep. Ameliyattan sonra kürdan gibi çocuğum tosun gibi oldu. Bademcikler şişiyorsa bir de kbb uzmanına görünmek aklınızın kenarında bulunsun.
+1
cilekli pasta
(07.02.26)
normal, yavas yavas azaldigi surece sikinti yok.
+1
cooperr
(08.02.26)
bizimki 6 aylikti basladiginda ama her hafta hastaydi. yani iyi oludugu 3-4 gun vardi. 2-3 yil boyle gecti. sonra azaldi. simdi 5.5 yasinda. sanirim bu kis 4. veya 5. kez ateslendi. bizimle karsilastirirsan cok normal. ama arkadaslarin cocuklarina bakiyorum sanki onlar daha az hasta oluyor ama daha uzun suruyor. hic daha antibiyotik kullanmadik. hatta bir kere o atlatti, biz atlatamadik bakteriyel cikti.
aynen bizimki de cok az yiyor. surekli yemeklerle ilgili, bunda kalsiyum var kemikleri guclendirir, bunda demir var daha guclu olursun, vs anlatiyoruz neden onlari yedigimizi ama nefret ediyor yemekten. varsa yoksa tatli seyler.
+1
bir varmis bir yokmus
(08.02.26)
Bağışıklık düşük olabilir. Bunun için kan değerlerine bakılması gerekmez mi? Ben olsam talep ederdim. Belki normal çıkacak ama en azından elersiniz. Takviye kullanabilirsini. Ben bir işe yaradığını düşünmüyorum ama doktor ve eczacı tavsiye ediyor, kullanıyorum. En azından denemiş oluyorum. Grip aşısı da düşünebilirsiniz.
+1
elorelia
(08.02.26)
(3)

İstanbul yenidoğan sünnet

chicha_v2
Bebeğimiz iki aylık, çişini yapmasında bir sorun yok ama o kısım oldukça dar olduğu için çok da başına bela olmadan sünnet ettirelim diyoruz.Doktoru da yaptırsanız iyi olur dedi.Biz Avrupa yakasındayız ama yaka fark etmez memnun kaldığınız bebek operasyonunda tecrübeli doktor öneriniz olursa değerle
Bebeğimiz iki aylık, çişini yapmasında bir sorun yok ama o kısım oldukça dar olduğu için çok da başına bela olmadan sünnet ettirelim diyoruz.

Doktoru da yaptırsanız iyi olur dedi.

Biz Avrupa yakasındayız ama yaka fark etmez memnun kaldığınız bebek operasyonunda tecrübeli doktor öneriniz olursa değerlendirelim.

Teşekkürler.
0
chicha_v2
(05.02.26)
Prof. Dr. Salih Somuncu tavsiye üzerine gidip problemsiz geçirmiştik bu süreci.
0
cilekli pasta
(06.02.26)
Gecen sene liv ulusta selami sozubir hocaya yaptırmıstık. Cok cok memnun kaldık, tavsiye ederiz
0
solenkol
(06.02.26)
Bakırköy acıbadem'de Latif Abbasoğlu'na yaptırmıştık. 1 aylıktı hiçbir sorun yaşamadık çan yöntemi ile yapılmıştı. İşlemden 3 4 gün sonra hiçbir iz kalmadı gibi bişi, yeri bile belli olmuyordu
0
kullanicadi
(06.02.26)
(12)

Büyükşehirden küçük bir yere taşınma

gobekliraki
Var mı yapan aranızda? Bir süredir kuşadasındaki evdeyim, kafa dinlemek için geldim. Ne kadar mutlu huzurlu olduğumun yeni yeni farkına varıyorum. Yine her sabah laptopu, telefonu falan açıp çalışıyorum, ama tadı bir başka. Acaba insan 40 yaşından sonra böyle bişey yapabilir mi. Ne bileyim emekli de
Var mı yapan aranızda? Bir süredir kuşadasındaki evdeyim, kafa dinlemek için geldim. Ne kadar mutlu huzurlu olduğumun yeni yeni farkına varıyorum. Yine her sabah laptopu, telefonu falan açıp çalışıyorum, ama tadı bir başka.
Acaba insan 40 yaşından sonra böyle bişey yapabilir mi. Ne bileyim emekli desen emekli değilsin, e kariyerinin başında da değilsin.

Diğer taraftan para kısmı da tam bir dilemma. Parayla çok işi olan biri değilim, öyle harcayım edeyim falan. Ama param da var, en absürt harcamaları sırf canım istiyor diye yapabiliyorum.
Şimdi öyle "hayal" kuruyorum. İstanbula yerime maaşı dolgun bir müdür alayım, ben buralarda inzivaya çekileyim, burada kendime bi şube açayım, başında olayım. Ayda 1-2 istanbula gideyim 2 günlüğüne, asayiş berkemal mi ona bakayım.

Ama bilemiyorum, cesaret edemiyorum daha doğrusu. İlla işin başında olmam gerek gibi hissediyorum. Diğer taraftan yıl olmuş 2026, artık her şey telefondan, whatsapptan hallediliyor. Kafam aşırı çorba yani.

Siz ne diyorsunuz? Böyle bir fikir hayal mi, yoksa "yooo gayet mantıklı" mı? Bahçem bile var lan burda :(

Ailem falan destek aslında, benim kafa da biraz kırık olduğu için huzurlu hissettiğim yerlerde olmamı tercih ediyorlar. Diğer türlü burnum boktan kurtulmuyor, bi şekilde çekiyorum kötüyü.
0
gobekliraki
(01.02.26)
Büyük şehrin göbeğinde de, tatil beldesinde de, kışın yolları kapanan dağ köyünde de yaşamış biri olarak cevap vereyim. Tekne, balık, sahil kahvehanesinde emekli dayı muhabbeti olayların yoksa seneye bu vakitler sıkılmaya başlarsın.
0
Mirket
(01.02.26)
@mirket oldum olası o adamım ben işte. Hele yaş da ilerledi ya, istanbulda ev-iş. Başka bi olay yok.
0
🌸gobekliraki
(01.02.26)
Yaşa o zaman hayatını. Baktın olmuyor, dönersin, güzel bir anı olur. İçinde ukte kalmaz.
0
Mirket
(01.02.26)
insanoglu sosyal bir hayvan,
tatmin ediyorsa gusel tabi.
0
designer
(01.02.26)
İş sizin kendi işiniz galiba. Ben olsam kademeli denerdim. Baktım uzaktan da oluyor kaçardım buralardan.

Eski çalıştığım bir şirkette yazları full evden çalışabiliyorduk. 3 ay rüya gibi gelmişti adeta ayda 2 kere başka bir husus için istanbula bir gecelik gidip dönüyordum.

Bu çalıştığım yer de remote için okey verse anında çeker giderim yazlığa. Sessiz sokak, mutlu insan görmek istiyorum.
0
cilekli pasta
(01.02.26)
Sosyallik aramıyorsan muhteşem bence, 3 yıl olacak istanbuldan ayrılalı, yılın 6 ayı köyde, 6 ayı şehirde(küçük bir il) yaşıyorum, bana pc ver, interneti ver bir şey aramam kafasında olan birisiyim, havalar ısınınca köye geçmek için sabırsızlanıyorum, 2 dönüm bahçe içinde bir sürü iş çıkıyor, ağaç kesiyorum, sebze meyve yetiştiriyorum, evin gerekli tamiratını yapıyorum, kaliteli besleniyorum, istemezsem 1 tane insan görmüyorum. Geceleri de hobilerime veriyorum bünyeyi, huzurla yaşıyorum. İş freelance olduğu için gerektiğinde 2 saatte istanbula gidip gelebiliyorum, dönüşte tiksinerek kaçıyorum bildiğin.

Kendi kendine vakit geçirebilmek en önemli şart diye düşünüyorum, eğer ki iki muhabbet edeyim birileriyle yüz yüze dersen ihtimaller baya düşük, ha Kuşadası'nda belki daha kolay olabilir tabi ama kafa uyumu sağlayabilecek insan bulmak en büyük handikap diyebilirim.
0
diabolus79
(02.02.26)
Calismayi birakip rahat istedigin yerde yasayacak servete sahip degilsen (ben degilsin gibi anladim) buyuksehirdeki hayatinin kalitesini yukseltmeye calis. Mesela benim rutin hayatimdan en memnun oldugum donem ev is arasi yuruyerek 25 dakika, ikisi de iyi mahallede oldugu zamanlardi. Hem stres azdi hem de baska seyler yapmaya zaman ve enerji kaliyordu. Bu bir ornek.
0
hot potato
(02.02.26)
@hot potato çalışmayı niye bırakyım, hayatta bırakmam
0
🌸gobekliraki
(02.02.26)
kendi deneyimim ve youtubeda taşınan ünlü ünsüz herkesin bir kaç sene ortak paydası sıkılmak oluyor, kendinle aynı kültür seviyesinde arkadaş bulamamak kültür sanat konser etkinliklerinden uzak kalmak yani en sonunda sıkılmak aileden uzakta olmak geri dönüşü başlatıyor. en sosyallik aramayan bile bir süre sonra arar oluyor. birde üçkağıtçı köylülerden bıkanlar var, milletin evine bile sabotaj yapan cahil köylü o kadar çok ki özellikle egede yoktur diyordum ama herkes şikayetçi
0
eja
(02.02.26)
eja +1 ben iş sebebiyle egede büyük bir ilçedeyim. aynen @ejanın anlattığı gibi. anadolu insanının çakallığıyla uğraşılmaz. en güzeli büyükşehirde oturup oraya 100 km yakınında bağ evi tarız bir şey alıp kafana göre takılmak. doğal beslenme, kalitel insanlar vb. öyle şeyler yok.
kuşadası özelinde konuşursak. kuşadası zaten izmirin ilçesi gibi, bakir bir bölgesi yok. büyükşehir gibi trafiği var, avm var, yazın her türlü etkinlik var.
0
mikahakkinen
(02.02.26)
Aslında olduğum mahalle daha bakir (yazları hariç). Yabancısı da değilim buraların. Aman ne bileyim işte :)
0
🌸gobekliraki
(02.02.26)
Yaptım, memnunum, işler uzaktan da gayet sorunsuz yürüyebiliyor, fiziksel toplantı bence iş yürütmede fazla abartılan ve çoğunlukla zaman kaybı olan bir eylem.

Sosyallik, kafa dengi insan eksikliği ve kültürel aktivite yoksunluğu olabilir eksi tarafları, hoş İzmir'e 2 saat mesafede bir yer Kuşadası, bunlar haricinde en önemlisi karakter uygunluğu ve istek. İstanbul'dan Kuşadası'na taşınan tanıdığım evli bir çift boşandı mesela, taraflardan biri İstanbul'a dönmek, diğeri Kuşadası'nda yaşamaya devam etmek istediği için.
0
(02.02.26)
(3)

nasıl bir ev almalı?

yenibirgüzelnick
bu aralar kafamı çok kurcalıyor ev almak istiyorum ama ne alacağımı bilmiyorum. şu an 4+1 evde kirada oturuyoruz. kira 35, baharda zamlanacak. bir tane çocuğumuz var. maaşımızdan ayda kira haricinde 80-90k çıkabiliriz maksimum. nakit de 1 milyon buluştururuz. sizce yatırımlık 1+1 mi almalıyız yoksa
bu aralar kafamı çok kurcalıyor ev almak istiyorum ama ne alacağımı bilmiyorum. şu an 4+1 evde kirada oturuyoruz. kira 35, baharda zamlanacak. bir tane çocuğumuz var.

maaşımızdan ayda kira haricinde 80-90k çıkabiliriz maksimum. nakit de 1 milyon buluştururuz.
sizce yatırımlık 1+1 mi almalıyız yoksa oturmalık mı? 1+1 alsak kolayca öderiz gibi ama oturmalık ev çok pahalı, 15 milyon filan buralarda evler. ödeyemeyiz.

2+1 alsak sığar mıyız bilmiyorum büyük eve alışınca insana küçük gelir herhalde. ki onlar da pahalı.
biz ev alamayacak mıyız ya niye pahalı bu evler :(
0
yenibirgüzelnick
(26.01.26)
ben olsam iyi ya da kötü demez oturabileceğim bir evi alırdım.
kendim kirada iken yatırımlık ev almazdım.
+6
elorelia
(26.01.26)
2+1 alıyorsun
Konfor alanını belirli bir süre kısıtlıyorsun
Kredi bitince evi satıp tekrar kredi çekip daha büyük bir ev alıyorsun
Bu durumda 1+1 alma bence.
+4
ebeş
(26.01.26)
Benzer durumdayız. Evim net 130 m2, lokasyonu daha kötü 70m2 evlere bakıyorum. Elin pis evinde oturacağıma kendi evimde oturmak daha makul geldi. İlhamım da 45m2 evde yaşayan bir karı-kocanın instagram videosu oldu. Depolama alanlarını tavana kadar dolaplarla hem modern hem kullanışlı yapmışlar, kendi evini istediği gibi çarpar böler insan diye düşünüyorum.
0
cilekli pasta
(26.01.26)
(11)

Hibrit Çalışanlar

darthvader
Haftanın hangi günleri, evden hangi günler ofisten çalışıyorsunuz? gün seçme veya değiştirme opsiyonunuz var mı, güncel durumunuzdan memnun musunuz? Evden çalıştığınız günlerde dışardaki işlerinizi hallediyor musunuz yada mobil misiniz yoksa evde full çalışmacayla mı geçiyor ?
Haftanın hangi günleri, evden hangi günler ofisten çalışıyorsunuz? gün seçme veya değiştirme opsiyonunuz var mı, güncel durumunuzdan memnun musunuz? Evden çalıştığınız günlerde dışardaki işlerinizi hallediyor musunuz yada mobil misiniz yoksa evde full çalışmacayla mı geçiyor ?
0
darthvader
(23.01.26)
Bizim için çok saçma bi düzene geçildi yaz aylarında.

Sadece ist da ikamet edenlere zorunlu diye söylendi.
Ekibimde farklı şehirden çalışan var ama gelmesi zorunlu değil.
Haftanın 4 günü zorunlu deniyor ama benim departmanım 7-24 birilerinin pc ye ulaşımının olması gerekeceği bi departman olması sebepli en azından evde olan birileri olsun diyerek (şehir dışındaki kişi hariç) 3 kişiden biri her hafta evde kalıyo oluyor.

Yani 2 hafta ofis 1 hafta ev düzeni. (Ekipteki kişi sayısı sebepli)

En saçma şeylerden diğer bir olay da işe gidenle gitmeyen arasında hiçbir maddi farkın olmaması. (Yemek kartı ve ek fatura yardımı aynı kaldı)

Bu arada gitmesen de kimse çeteleni tutmuyo ama bi düzen kurulunca çok düzeni bozamıyorsun.

Ofise gitmekten memnunum aslında senelerce evden çalışmıştım ama bu saçma düzen can sıkıcı oluyor.

Evden çalışırken non stop çalışmıyorum yemek temizlik. Dışarda işim varsa onları halletme vs de yapıyorum. Ama bunu işten kaytarmak gibi değil daha imkan olması sebepli yapıyo oluyorum

Edit: ekip içinde ofise gidenler olarak kendi kafamıza göre nasıl istersek öyle günleri ayarlayabiliyoruz. Maksat ofise birileri gidebiliyo olsun.
0
chanandler bong
(23.01.26)
3 gün ofis 2 gün ev bizde şu an. Herkesin geldiği ortak bir gün var onun dışıdaki iki günü biz seçebiliyoruz. İş yoğunluğuma göre dışarıdaki işlerimi hallediyorum bazen ya da hava almaya çıkıyorum. 3 gün fazla bence 2 gün yeterdi çünkü ofiste çok muhabbet oluyor orada da konsantre çalışmak mümkün olmuyor.
0
peki madem
(23.01.26)
O gün çok işim varsa ofise gidiyorum, çok işim yoksa evden çalışıyorum. Kafama göre.
0
Bruce
(23.01.26)
Carsamba ve persembe fiks evden calisiyorum. Diger 3 gun ofisteyim.
0
soulforge d
(23.01.26)
2 gün ofis 3 gün ev bizim.
Gün seçmek yok hep sabit günler gidiyoruz.
Çok nadiren dışarıda işlerimi hallederim genelde evden çalışıyorsam evden çıkmam.
0
yenibirgüzelnick
(23.01.26)
Bir hafta tamamen evden. Diğer hafta üç gun ofis. Günler belli ve sabit. Tüm ekip olarak aynı düzen.
İş yoğun. Sürekli arama toplantı olur. O nedenle beş dakika bile başından ayrılamazsiniz. İşe başlama saatini, öğle arasını beş on dakika bile esnetmemeniz isteniyor.
0
a perfect lie
(23.01.26)
Resmide iki gün ev üç gün ofis ama biz çok yoğun oldugumuz için müdürümüz rahat ve gelen baskilara da "tamam o zaman normal çalışma saatlerini yapabileceksek daha çok gelelim" diyor ama şirket buna bir çözüm bulamadığı için şimdilik bir şey demiyorlar.

Oldukça rahatız biz, genelde aynı gün geliyoruz ki birbirimizi görelim.
Gene saat olarak rahatiz çünkü önemli olan şey işin yapılıyor olmasi yoksa 30 dk 1 saat mesai sırasında işin var vs kimse umursamiyor. Ne bileyim doktor randevusu vs varsa yani.
0
logisticsmanager
(23.01.26)
3 ofis 2 ev bizim. Günleri dilediğimiz gibi seçebiliyoruz.
Evden çalıştığım günlerde duruma bağlı olarak dışarıdaki işlerimi hallediyorum. Bazen bilgisayarımı alıp bir yere kahve içmeye çıkıyorum çalışmama oradan devam ediyorum.
Şu an için memnunum.
0
purplee
(23.01.26)
carsamba ve cuma gunleri evden calisiyorum. sabit, degistirme sansim yok, herkes boyle calisiyor. ben memnunum. o gunlerde pek calismiyorum acikcasi, fakat cok da rahat degilim. aniden toplanti gerekebiliyor. bir kere disarida yakalandim, dedim oglen yemegi icin disari ciktim simdi, bir saat sonra goruselim, problem olmadi.
0
Sour
(23.01.26)
Haftada 2 gün ofis günümüz o gün gitmek zorundayız. Haricen yurtdışından paydaşlar gelirse gidiyoruz. İşim ile evim arası 13 kilometre zul gelmiyor ama sahaya gitmem gerekirse eve 100 km ve 60 km olmak üzere iki sahada projem var. Saha bazen ayda bir bazen haftada 3 gün oluyor şaftım kayıyor gözler kan çanağı geziniyorum.
0
cilekli pasta
(23.01.26)
3 gün ofis 2 gün ev. Günleri kendin seçiyorsun ama yüzyüze olmanın daha iyi olacağı günlerde ofiste olmanı yeğliyorlar. Ancak çok karışan da yok açıkcası.
Evde olsun ofiste olsun pek işler sıkı değil. Bu durum bende ciddi huzursuzluk yaratıyor aslında ama elden birşey gelmiyor şimdilik. Yani bir işim varsa gün içinde yapıyorum çok uzun değilse.

Türkiyeden bildiğim 3 farklı örnek var. Epey ilginç oldukları için onları da paylaşayım;
1 - Ayda 4 gün ofiste çalışıyorlardı ayda 6 gün oldu. Teknoloji şirketi. Günleri kendin seçiyorsun.
2 - Haftada 3 gün ofiste çalışıyorlardı, 2 güne düştü. Yaz tatillerinde de genelde tamamen evdeler. Asıl işi donanım olan teknoloji şirketi.
3 - Çeyrekte (yani 3 ayda) 22 gün mü ne ofiste çalışan bir şirket var. Epey büyük bir banka.
0
mbond
(24.01.26)
(16)

Yaşlı ve tek yaşıyorsun ve ciddi sakatlandın/hastalandın.Ne yaparsın?

trablon
bizim neslimiz arkadaşlar evlenmeyip tek yaşayacak.Diyelim ki rahatsızlandık ciddi bir hastalığımız var ne bok yiyecez? Ya kalp ameliyatı olman gerekecek tek başınasın siksen olaman çünkü bakıma muhtaç kalıyorlar bir bir ay.Ne yapacaz arkadaşlar?
bizim neslimiz arkadaşlar evlenmeyip tek yaşayacak.Diyelim ki rahatsızlandık ciddi bir hastalığımız var ne bok yiyecez? Ya kalp ameliyatı olman gerekecek tek başınasın siksen olaman çünkü bakıma muhtaç kalıyorlar bir bir ay.Ne yapacaz arkadaşlar?
0
trablon
(23.01.26)
Sonunu düşünen kahraman olamaz
Su akar yolunu bulur
-1
artıküyeolmakistiyorum
(23.01.26)
Compuya baskı yapalım bu siteyi hiç kapatmasın. Yaşlanınca olmadı duyuru açarız. "Düştüm galiba kalçam kırıldı" diye. Birileri gelir buradan yardıma artık, o kadar mesaimiz var sonuçta.
+21
gobekliraki
(23.01.26)
Şu an bir arkadaşım söylediğin şekilde hastanede yatıyor. Dün ameliyat oldu. 10 gün kadar yatacak hastanede. Sonra, radyoterapi falan, işi uzun. Şu an refakatçisi bir arkadaşı.

Geç olmadan evlenin. Çoluk çocuğa karışın. Şu an için sevgi açlığınızı giderirler ama o günler geldiğinde kedileriniz size bakamaz.
+1
Mirket
(23.01.26)
Kendi işimi kendim görebilen bir yaşlı olurum ben ama dediğin durumlar da olabilir. Bu sebeple yaşım çok ilerlemeden bir huzurevi ya da kendime bakacak bir yardımcı arayışına girerim herhalde.
0
rock n roll
(23.01.26)
evde sağlık hizmeti var arıyorsun geliyolar. devletin hem de. özelde zaten var.
0
jelly bear
(23.01.26)
Allah yardım eder.
0
michael harddd
(23.01.26)
Çok para biriktirip en lüks huzur evine gitsek veya o zamana kadar robot sektörü gelişir bir tane robot satın alırız her işimizi görecek.
0
egerbiryolcu
(23.01.26)
Bu bağlamda sadece evlenmek de kurtarmıyor çünkü eşlerden biri elbet vefat edecek. Sana bakabilecek çocuklar olmalı yada money talks gençlikte yaşlılık için sağlam birikim yapılmalı.

Bir teyze ile tanışmıştım eşini genç yaşta kaybetmiş çocuğu da yok. Acil beyin ameliyatı olması gerektiğinde bakıcı parası maaşını geçtiği için refakat edebilecek akrabası da Trabzon’da olduğu için vakti zamanında oraya gitmiş ameliyata.

Çocuğum var ama Allah düşürmesin muhtaç olmak istemem…
0
cilekli pasta
(23.01.26)
@Mirket, her eş hayırlı mı? Babam 40 yıllık 73 yaşında yürüyemeyen eşini bırakıp köye gitti. Komşularımız olmasa yapamazdı tek.
+1
Kahvedesu
(23.01.26)
Bizim zamanımıza yaşlı bakan robotlar çıkacak, ahan da yazıyorum. İlacını verir, altını temizler, yemeğini getirir ciddiyim bak hepsi olacak :D kaygıyı bırakıp keyfinize bakın gençler :)
+1
titanic kemancısı
(23.01.26)
Herhangi bir şehirde bir sebepten yıkılan evi örnek gösterip ev almamak gibi bir durum bu.
Her an herşey olabilir. Eş önce ölebilir. Eş ve çocuklar hayırsız olabilir. Savaş çıkabilir. Hepsi mümkün. Onun için her şeyde B planları C planlarına gerekvar ya. Komşuluk ilişkilerini iyi tutmak. İyi arkadaşlar biriktirmek önemli konular.
Ben yalnız yaşarım düşüncesi ergen kafası bence. İnsan bazı durumlarda çok aciz bir canlı. Sosyal ortamlar ve ilişkiler, adetlerimiz, törelerimiz hep bunun için.
Bir arkadaş evde bakım hizmetinden söz etmiş. Ya fiyatlardan haberi yok ya da aşırı zengin. Dün küvezdeki bebeği döven hemşireyi seyrettik. Daha önce de huzurevinde yaşlı döven adamın videosu vardı. Kendinde değilken alacağın bakım hizmetinin kalitesini sen düşün.
0
Mirket
(23.01.26)
abi hep bu tarz sorular soruyorsun ya. gelecek kaygısı herkeste var ama senin bu konudaki endişen takıntı düzeyinde, şu an yaşadığın hayatı da silip atıyor belli ki. imkanın var mı bilmiyorum da keşke bi profesyonel destek alsan. savaş bölgesinde her gün patlama sesi duyan adamlar senin kadar pesimist ve endişeli değildir.

ne olacağını gerçekten bilme şansımız hiç yok. belki 60 yaşında sağlıklıyken tak diye düşüp öleceksin. belki "yalnız kalmayayım" deyip evleneceksin ama mutsuz bir evlilik olacak. "yaşlandığımda çocuklarım bana bakar" diyen bir anne babanın tüm evlatlarını bir kazada kaybetmeyeceğinin garantisi var mı mesela? ya da yaşı geçtim abi iki saat sonra duştan çıkarken ayağımızın kaymayacağını nereden biliyoruz?

maddi imkan, sosyal ilişkiler vs. elbette bir yetişkin için çok önemli, asla aksini iddia etmiyorum. sosyal canlılarız. yaşadığımız sistemde, düzende var olabilmek için bazı konulara özellikle eğilmemiz gerekiyor eyvallah. "kafana takma bro yarın yokmuş gibi yaşa" filan demeyeceğim ama en başta ifade ettiğim gibi sen bunlara o kadar takılıyorsun ki paralize oluyorsun, öyle bir noktaya geliyorsun ki ne bugününe ne yarınına faydan var.

sen şimdi sağlığına dikkat et işte, yaşlıyken düşerim diye onu dert etme. dünyada milyar tane yaşlı insan var. yüzde 1-2'lik felaket senaryolarına odaklanma.

("ya ne edebiyat yapıyon birader adam gayet makul bi soru sormuş" diyenler için not: başkası sorsa yadırgamam ama bu duyurucu hep benzer içerikli, felaket senaryolu, aşırı gelecek kaygılı şeyler yazıyor. konuya bakışının o yüzden farklı olduğunu biliyorum, ondan böyle yazdım)
+7
der meister
(23.01.26)
Soru sahibine bakmadan cevaplamıştım.

@der meister' e tamamen katılıyorum. Yerden göğe haklı.
+4
Mirket
(23.01.26)
40 yaşlardayım. dizimden ameliyat oldum, babam anam yaşlı olduğu için hastaneye çağıramadım. Çocuğum var 2 yaşında eşim yalnız bakmak zorunda, bana mı baksın, çocuğa mı. Yıllardır sövdüğüm kardeşim geldi. sidiğimi 3 gün wcye taşıdı. Dedim ki iyi ki kardeşim var. 1 çocuk yaptım, o da kariyer ve benzeri şeyler yapıp yurtdışına giderse kimsemiz kalmaz. 2ciyi yapmaya gücüm yok.(ruhen).
Başkan net olarak sıçtık. İnsan başına gelince anlıyor.
+1
mikahakkinen
(23.01.26)
kardeşlerim var
kuzenlerim var
yeğenlerim var

benim başında refakatçi kaldıklarım (veya onların çoukları) 1er gün bana kalsalar bypass dahil her ameliyata yeter

ama sürekli bakım gerekirse bu zaten ne eşle ne kardeşle çözülecek bişey değil, profesyonel bakım gerekir

benim ailemde 80+ yaşta çok kişi var
kimseye de bakan yok çünkü yatalak vs. değiller
büyük oranda yani, 1-2 kişi oldu öyle sürekli bakım gereken

gördüğüm kadarıyla son anına kadar evinin işini yapan, elini ayağını çekmeyen
kızım gelinim yapsın diye bir kenarda oturmayan muhtaç da kalmadı yani biraz da dirayetli olmak, sağlığına ve psikolojine dikkat etmek de önemli (tabi bir kısmı nasip bunun kaza geçirip felç de kalabilirsin ya da bazı hastalıklar elde olmayabiliyor) ama elimden geleni yaparım
kafam durmadığı sürece çalışmaya üretmeye devam
elim ayağım tuttuğu sürece evimin işini yapmaya devam

planlar böyle
0
subcomponent
(24.01.26)
Kendinize iyi bakın ve kenarda hep paranız olsun. Ailenin, akrabanın, eşin, çocuğun vb hayat boyu yanında olacağının garantisi yok
0
pembediken
(24.01.26)
(4)

miles&smiles kredi kartı - hangi banka?

kojonotsuki
kuveyt, garanti ve qnb veriyor. hangi banka daha avantajlı?miles&smiles kredi kartlarını önerir misiniz?bir de garanti'de american express seçeneği var. bu american express'in olayı nedir?
kuveyt, garanti ve qnb veriyor. hangi banka daha avantajlı?

miles&smiles kredi kartlarını önerir misiniz?

bir de garanti'de american express seçeneği var. bu american express'in olayı nedir?
0
kojonotsuki
(20.01.26)
Qnb'i kullanıyorum pek bir faydası yok. 25bin TL'e 150 mil verdi.
0
put it in your appropriate place
(20.01.26)
Garanti kullanıyorum. Genel alışverişten ziyade belirli sektör ve restoranlarda iyi mil veriyor. Mesela Garanti Miles&Smiles'ın Amex'iyle çokca defa hesabın yarısı kampanyasıyla 4 haneli miller kazandım.
0
bloodymoon
(20.01.26)
Amex hem miles&smiles hem de platinum da mil kazandırıyor olmalı. M&s için geniş bi hizmet ağı var. Platinumda da lounge girişleri, fast track ve restoran indirimleri/iadeleri keyifli seçenekler. Ama baya takip etmek gerekiyor şurası burası. Edemedim pek.
0
klassno
(20.01.26)
Kuveyt Türk ekstre kesilmedi henüz 42 bin harcamışım 619 mil kazanmışım. Qr ödemelerinde çok sık kampanya yapıyor 1000 tl üzeri harca 100 mil kazan veya alışverişinin %20 si kadar mil hediye gibi. Haftasonları fix mil kampanyası oluyor. Kartı ilk alanlardanım, bankanın problem çözüm hızından hoşlanmasamda karttan çok memnunum.
0
cilekli pasta
(20.01.26)
(2)

Son toki projeleri

parka
500 bin ev midir nedir, çekilişe katılan oldu mu? Sonuçta çıktı mı?Daha çok akplilere çıkıyor diye bir söylenti var da.
500 bin ev midir nedir, çekilişe katılan oldu mu? Sonuçta çıktı mı?
Daha çok akplilere çıkıyor diye bir söylenti var da.
0
parka
(18.01.26)
İl il çekiliyor hepsi sonuçlanmadı henüz. Dayısı olan adam evsiz barksız düşük gelirli olup şehrin bir ucunda yaşayacak biri olmaz gibime geliyor. Katılmadım kriterleri sağlasam katılırdım muhtemelen.
0
cilekli pasta
(18.01.26)
Ben başvurdum, Mart 2026da açıklanacak.

Kura deniliyor ama ne kadarı doğru ise…
0
purplee
(18.01.26)
(8)

1. yaş doğum günü

kondansator
selamlar, bebişimiz mart ayında 1. yaşına giriyor. eşim de her kadın gibi 1. yaş doğum gününe çok heves ediyordu. süslemeler, organizasyon vb. çağırabilecek pek arkadaşımız yok, benim ailem şehir dışında, zaten doğum gününden 1 hafta önce de bayramda onlar bir pasta kesmiş olur. kendi şehrimizde doğ
selamlar, bebişimiz mart ayında 1. yaşına giriyor. eşim de her kadın gibi 1. yaş doğum gününe çok heves ediyordu. süslemeler, organizasyon vb. çağırabilecek pek arkadaşımız yok, benim ailem şehir dışında, zaten doğum gününden 1 hafta önce de bayramda onlar bir pasta kesmiş olur. kendi şehrimizde doğum günü organizasyonu yapınca da aile dışında çağıracak çok az insan var. böyle olunca da gerek yok gibi düşünüldü ama hevesi de var. yapmazsak da içinde kalır mı diye çekiniyorum. siz olsanız nasıl ilerlerdiniz? devrik yazmış olabilirim kusura bakmayın lütfen.
0
kondansator
(15.01.26)
Süslemeli doğum günü illaki gününde olmak zorunda değil.
Bayramda daha fazla aile üyesi bir araya gelebilecekse bu değerlendirilebilir bence. 1 hafta önce yaparsınız.
+3
emcekare olmadi einstein olsun bari
(15.01.26)
kendi aranızda mini bir organizasyon harika olur. başkaları gelebilse elbette güzel olur ama unutmayın esas aile sizsiniz. ileride o fotoğraflar çok değerli olacak.
0
lazpalle
(15.01.26)
ilki için es geçmeyin. 3 kişi de olsa 5 kişi de olsa yapın. unutulmaz olan ilki.

ankara'daysanız biz gelelim?
+2
summerjam0306
(15.01.26)
Parti malzemeleri satan pek çok internet sitesi ve mağaza var. Az kişi iseniz bir tema belirleyip evinizi organizasyonsuz süsleyebilirsiniz. Balonları alıp şişiriyorum, ozalitçiden afiş bastırıyorum, süsleri tabağı bardağı ne ararsanız temalı var zaten. O temada pasta da yaptırırsınız güzel bir anı kalır. Biz 6 senedir böyle yapıyoruz bu sene ilkokula başladı da mekan tutalım dedik arkadaşları ile eğlensin diye.
+1
cilekli pasta
(15.01.26)
aşırı büyük bi organizasyona gerek yok eğer bütçe ayırmak istemiyorsanız. süslemeyi kendiniz yapabilirsiniz. bu tip malzeme satan yerlerde her şey oluyor zaten. ilk doğum günü güzeldir, anı kalır. yapın bence. az kişi çok kişi farketmez.
0
elorelia
(15.01.26)
kutlu olsun, allah analı babalı büyütsün öncelikle.
ailelerin toplandığı bir günü organize edin. dışarıda bir yer tutmanıza gerek yok. kendinizce bir tema belirleyebilirsiniz ya da sadece renk uyumları üzerinden de gidebilirsiniz. geniş bir masaya güzel bir örtü, birkaç süsleme, birkaç çeşit kurabiyedir börektir şudur budur. çocuğun da hoşuna gidecek balonlar, 1 yaş yazan balon falan. çok çok kalabalık olmasına bence pek gerek yok, çağıracağınız kişilerin de çocukları varsa 2 çocuk yetiyor curcuna olması için :)
0
black holes in the sky
(15.01.26)
ilk doğum günü yapılır. yapılmazsa ah edilir.
0
mikahakkinen
(15.01.26)
bayramda aile evinde yapma şansınız varsa orda yapın +1
evde yapacaksanız da çok büyük olmayan küçük bir süsleme yaptırın fotoğraf çekin güzel anı kalır. sırf çağıracak çok kişi yok diye vazgeçmeyin bence. komşularınız filan varsa onları çağırırsınız tanımıyorsanız tanışmış olursunuz.
0
Sadece soruyorum
(15.01.26)
(4)

Hisse Satış Emri

cilekli pasta
Merhaba,2 gündür Altın S1 e satış emri veriyorum tabandan ama satılmıyor taban taban gittiği için. Yarın bunu satmayı nasıl başarırım kar zarar umrumda dağil pazartesi yapmam gereken bir ödeme var ama yakalayamıyorum saat kaçta emir vermem gerekiyor?Teşekkürler
Merhaba,
2 gündür Altın S1 e satış emri veriyorum tabandan ama satılmıyor taban taban gittiği için. Yarın bunu satmayı nasıl başarırım kar zarar umrumda dağil pazartesi yapmam gereken bir ödeme var ama yakalayamıyorum saat kaçta emir vermem gerekiyor?
Teşekkürler
0
cilekli pasta
(13.01.26)
altın s1'de alıcı yok eşleşmez 70m lot tabana yığılmış. Toplam arz zaten 500milyon
ky'nin suçu yok. devlet devlet değil ki.
s1 karşılığı 0.01 gram altın şu an bu seviyede altının gramı 8600 tl (piyasada 6400 tl) Kim alacak? Geçmiş olsun
+1
croswell
(13.01.26)
5-6 iş günü daha gider taban. o arada satıs olursa kar say. olmazsa haftaya salı falan kesın satılır.
0
paudi
(13.01.26)
konudan bağımsız olarak ülkemizde durum o kadar vahim işte. insanlar bir gün anlayacak o ellerindeki hava attıkları evlerin arabaların aslında hiç bir değeri olmadığını. çünkü alacak bir alıcı bulamayacaklar.
+1
gercekdunya
(13.01.26)
Ben alalı sene oldu neredeyse kötü gün parası kafasında kenarda tutuyordum. Soğuk suyumu içeyim artık ne diyeyim teşekkürler.
0
🌸cilekli pasta
(13.01.26)
(7)

Online yüksek lisans

redcat
Bir Anadolu şehrinde çalışıyorum. Merkeze gitmem çok zor, yani yüksek lisans yapamam. Ama yapmak da istiyorum yüksek. Online şekilde nasıl yapabilirim?
Bir Anadolu şehrinde çalışıyorum. Merkeze gitmem çok zor, yani yüksek lisans yapamam. Ama yapmak da istiyorum yüksek. Online şekilde nasıl yapabilirim?
0
redcat
(12.01.26)
Online programlar var. Sadece sınav dönemlerinde gidip girmeniz gerekiyor, onları da hafta sonu yapıyorlar zaten. Belki onu da online sınava çevirmişlerdir.
+1
cay koy geliyorum
(12.01.26)
yıllar önce ahmet yesevi üniversitesi'ni önermişlerdi, detaylarına bakmak lazım. ya da biraz para öderim dersen tr'deki küçük özellerde de bu imkan var. nakiti verince kralsın, notum niye düşük diye hesap bile sorarsın.
0
klassno
(13.01.26)
özel ünilerin online programları var. geçen sene marmar üniden iş arkadaşım online programa kayıt oldu ve ders aldı.
0
mikahakkinen
(13.01.26)
Ben Bilgi Üniversitesi'nde online olarak mba yapıyorum. Sadece sınavlara gitmem gerekiyor İstanbul'a
0
ao12
(13.01.26)
Pandemi döneminde Abant İzzet Baysal Üniversitesi'nde yapmıştım uzaktan. Sınavlar da online idi. Çoğu sınav proje oluyordu zaten. Geri kalan sınavlar da online sistemdendi.
0
elektr10
(13.01.26)
Atatürk üniversitesinde online mba var ama sınavları yüzyüze olabilir cağ yer dönersiniz.
0
cilekli pasta
(13.01.26)
ahmet yesevi'nin var çok talep görüyor. anadolu üni ve estü de açıyor.
0
renegade
(13.01.26)
(9)

35'ten Sonra Gönül İşlerini Karadan Nasıl Yürütelim?

superior
Merhabalar Romantikler ve Duygusal Halı Yıkamacıları, 35 yaşını geçen ve hatta 40'ın halat atmaya çalışan, özel sektörde belirli bir iş tanımı olmayan, mesaisi 17:30 da asla bitemeyen, keten yakalı bir piramit işçisine benzetebileceğimiz, evinin yolunu unutmuş, çevresindeki neredeyse tüm arkadaşları
Merhabalar Romantikler ve Duygusal Halı Yıkamacıları,
35 yaşını geçen ve hatta 40'ın halat atmaya çalışan, özel sektörde belirli bir iş tanımı olmayan, mesaisi 17:30 da asla bitemeyen, keten yakalı bir piramit işçisine benzetebileceğimiz, evinin yolunu unutmuş, çevresindeki neredeyse tüm arkadaşları evlenip ortadan kaybolmuş olan, sosyal çevresi kalan alakasız 1-2 kişiyle adeta suyu buharlaşan göle dönmüş ve can çekişen bir adam için bu zamanlarda gönül işleri artık çok zor ve elvis binayı terketmiş hatta harç bitti yapı paydos mu diyoruz?
Yoksa matematiksel de olsa bu kişinin tekil hayatında bir devrim yapma şansı hala var mıdır? Bu süreçten geçip bunu başarabilenlerden, hayat arkadaşını bulabilenlerden 14 şubatta kalpli balonla eve koşanlardan küçük tarifler, tüyolar ve tavsiyeler dinlemek ve birazcık umutlanmak için geldim. Tikler peşin, Saygılar
+1
superior
(12.01.26)
Belediyelerin veya Halk Eğitimlerin Türk Sanat Müziği koro kursları bahsettiğiniz sorunu çözmek için açılıyor. Takip edin bence :)
0
Mirket
(12.01.26)
binali bir ara söyle ifade etmisti,
millet kiz bakmaya acil servislere gidiyor..
+1
designer
(13.01.26)
Hehe. Kursa git kanka.
-9
arbre
(13.01.26)
annene babana söyle, sana senin çevrenden, bütçene uygun bir şey bulsunlar.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(13.01.26)
35 yaşında 2-3 tane bulursun ama yakalanmaman lazım sonra tekrar kurslara para vermek zorunda kalırsın.
0
duyuruuser
(13.01.26)
herkes çalıştığı yerden buluyor bence
0
art cat chocolate
(13.01.26)
çevreye haber sal, arkadaşının arkadaşı, onun bekar kaynı görümcesi derken bir şeyler çıkıyor. bu şekilde tanıştırdığım çok oldu. mümkünse çalışılan yer daha iyi olur tabi, benzer sosyal çevreden/statüden olması +puan
0
rayde
(13.01.26)
Tek çevreniz işyeri ise oradan bulacaksınız. Bizim ofiste 47 yaşında hiç evlenmemiş bir abi ile 32 yaşında kendi ekibimizden arkadaşımız evleniyor. herkes o abiyi yaşı itibariyle evli çocuklu sanıyordu meğer utangaç bir insanmış böyle konularda :) Darısı başınıza..
0
cilekli pasta
(13.01.26)
bence çevrenize bu konuda açık olduğunuzu belirten bir şeyler söylerseniz onlar öneride bulunabilir. size uygun gördükleri kişileri önerirler hatta bir yemek yiyin vs derler. bu tür önerileri hiç bir şey çıkmayacağını düşünseniz bile reddetmeyin tecrübe olur hiç bir şey olmazsa bile. ailenizden de yardım istebilirsiniz. yaşınız daha öyle her şeyden vazgeçmeniz gereken bi yaş değil. benim 37 yaşında bi kadın iş arkadaşım vardı ve kızı kimse sevmiyordu aşırı pinti biriydi fgghfgd kız nerden buldu bilmiyrum ama 3-4 yıl önce 13 şubatta bir adamla tanışmış, 14 şubatta adam buna çiçek göndermiş ve sevgili olmuşlar aynı yıl 27 kasımda evlendi, sonraki yıl 14 şubatında 1 buçuk aylık hamileydi hgjdfhgh ben çok şaşırıyorum bu hıza ama sanırım 35 sonrasında bu işler çok hızlı oluyor. her an biriyle tanışıp evlenebilirsin.
0
Sadece soruyorum
(13.01.26)
(4)

Doğumda fotoğraf çekimi

sacrilegious
Doğum fotoğrafı çektirenlere sormak isterim: Şimdi dönüp baktığınız da “iyi ki yapmışız” diyor musunuz? Yoksa gereksiz mi? Hastanenin anlaşmalı fotoğrafçısıyla görüştüm. Birinci opsiyon doğum esnasında sizinle girip çekim yapıyorlar ve ücret 6bin tl. Diğeri de taburcu günü 1 saat odada çekim yapılıy
Doğum fotoğrafı çektirenlere sormak isterim: Şimdi dönüp baktığınız da “iyi ki yapmışız” diyor musunuz? Yoksa gereksiz mi?

Hastanenin anlaşmalı fotoğrafçısıyla görüştüm. Birinci opsiyon doğum esnasında sizinle girip çekim yapıyorlar ve ücret 6bin tl. Diğeri de taburcu günü 1 saat odada çekim yapılıyormuş o da aynı fiyat. Ya da her ikisi 10bin tl gibi…

Saçma mı bilemedim ya? Üstüne biraz daha ekleyip kendimiz bir fotoğraf makinesi de alabiliriz sanki ne bileyim. Bu konuda kafamın içi bomboş şu an, siz ne düşünüyorsunuz merak ettim.

Teşekkürler
-3
sacrilegious
(10.01.26)
doğum esnasında çekim mi????? şok oldum şu an böyle şeyler yapılıyor mu gerçekten? amaç ne? yapmayın gözünüzü seveyim uymayın şu yeni nesil abidik gubidik şeylere. telefonunla çekersin bebeğini çok istersen tanıdığın birinden makine rica eder çekersin fotoğraf albümüne koyarsın
ben evinin salon/yatak odasında istiklal marşı gibi çerçevelenmiş gelin damat fotoğrafını da hiç anlamayamıyorum değişik kafalar
+1
neira
(10.01.26)
Doğum esnasında çekim nereden baksanız 20 yıldır var. Çok da güzel fotoğraflar çıkabiliyor. Ama bence odada yenidoğan ve anne baba fotoğrafları daha güzel.

Fotoğrafçının örnek fotoğraflarına bakabiliyorsanız belki ona göre karar verirsiniz. Ama kendimiz de fotoğraf makinesi alabiliriz derken fotoğrafları kendimiz çekeriz diyorsanız (özellikle doğum sırasında) tecrübeli bir fotoğrafçının çekeceği fotoğrafları yakalayamazsınız, zaten doğuma yanınızda kim girecekse fotoğrafla uğraşamayacak kadar telaşlı/heyecanlı/gergin olacaktır, onu hiç düşünmeyin.
+2
kobuzchu kiz
(10.01.26)
özel fotoğrafçı tutmadık ama bir hastabakıcı sadece fotoğraf çekmek için girdi ameliyata, telefonu ona vermiştim.
Zamanın en büyük kağıt parası olan 200 TL vermiştim bahşiş olarak.

Fotoğraflara ilk birkaç hafta birkaç defa baktık. Kanlı fotoğraflara hiç bakmadık. Anne-baba duygu, yüz ifadesi gibi fotoğraflara bakmak çok daha güzeldi.

Doğumun şekli de önemli fotoğrafçı kararı verirken. Sezaryen, normal, epidural vs. Babanın doğuma girip girmeyeceği vs.

Hastane veya doktor kafanıza göre herhangi birini ameliyathaneye almayabilir, önceden öğrenin.

Eğer anne baygın olmayacaksa o telaşta babanın fotoğraf çekmesi pek olacak iş değil gibi geldi bana.
Fotoğraf makinesi ile uğraşmak yerine güzel bir telefonla daha iyi sonuç alınır gibi geliyor bana.
0
michael_knight
(10.01.26)
Son 5 senedir epidural sezaryen çok moda sağlıklı gayet normal doğum yapabilecek insanları bile epidural sezeryene yönlendiriyorlar. Doğum planlı ve anne ayık halde olduğu işin çekimler de güzel oluyor ve tercih ediliyor. İçeride telefonu alıp çekim yapan görevli oluyor zaten ister istemez bahşiş de veriyorsun 6000 elimin kiri demeyen insan için çok da elzem değil.
Taburcu olmadan önceki çekimleri çok beğeniyorum ben anne-baba-çocuk anne toparlanmış halde herkes heyecanlı ve çok mutlu. Bu da telefonla çekilebilir pek tabii ama imkan varsa profesyonel birinin çekmesi anı albümü oluşturmak bence çok güzel. Benim doğumum çok hengameli idi mesela bir Allah kulu da demedi ki kucağında çocukla seni çekelim, bir tane eski eşim ile fotoğrafımız var onda da gözlerim kan çanağı onun suratı beş karış. İçimde acayip uhtedir bir tane çocuğumla gülmüş olduğum hastane fotoğrafımız olmaması.
0
cilekli pasta
(10.01.26)
(3)

Mail adresimizle hangi sitelere üye olduğumuzu bilmek

egerbiryolcu
Bu tarz bir uygulama vardı daha önce duymuştum. Mail adreslerinizi girip dünya üzerinde var olan sitelerin hangisine üye olmussak ogrenebiliyorduk. Zamanında açıp unuttuğumuz siteleri tespit edip üyeliği sonlandırmak adına varsa böyle bir uygulamaya ihtiyacım var. Güvenilir var mıdır?Kolpa bir şeyse
Bu tarz bir uygulama vardı daha önce duymuştum. Mail adreslerinizi girip dünya üzerinde var olan sitelerin hangisine üye olmussak ogrenebiliyorduk. Zamanında açıp unuttuğumuz siteleri tespit edip üyeliği sonlandırmak adına varsa böyle bir uygulamaya ihtiyacım var. Güvenilir var mıdır?

Kolpa bir şeyse başka nasıl öğrenebilirim hangi yollardan?
0
egerbiryolcu
(09.01.26)
Dünyayı bilmiyorum ama Türkiye özelinde iletişim izni verdiğiniz yerleri İYS (İleti Yönetim Sistemi) üzerinden telefon numaranızın, e posta adresinizin hangi firmaların listesinde olduğunu görebilirsiniz. Bazı firmalarda özellikle hastanelerde izin vermek zorunda kalabiliyoruz ara ara girip siliyorum verdiğim izinleri ben spama maruz kalmamak için.
0
cilekli pasta
(09.01.26)
Öyle bir web sitesi vardı, soruyu görünce hatırladım ama adresi hiç hatırlayamadım.

deseat-me.en.softonic.com
şunu buldum, işinize yarayabilir.

Edit: www.reddit.com
0
kobuzchu kiz
(09.01.26)
haveibeenpwned.com adında bir yer var.
bu site üye olduğunuz yerlerden ziyade, üye olduğunuz siteler arasında veritabanını çaldıran var mı onu gösteriyor.

onun dışında tüm üye olduğunuz siteleri bulmanız teknik olarak mümkün değil.

ama kobuzchu kiz'in paylaştığı reddit post'unda bulunan github.com bu repo iyiymiş. 300+ tane en yaygın siteye verdiğin mail ile register/forgot-password yapıyor.

"mail gönderdik" ya da "bu mail zaten üye, tekrar üye olamazsınız" derse üyelik var diye düşünülüyor.

mail adresinizi google ve başka arama motorlarında tırnak işareti ile arayın.

osint diye bir kavram var, açık istihbarat.
"osint email" şeklinde arama motorlarına bakarsanız onlarca "email ile web site bul" siteleri var ama ne kadarı kolpa, ne kadar uğraşmaya değer siz bilirsiniz.
+1
biseysorcaktim
(10.01.26)
(22)

Duyuru kadınlarına: bir yüzüğe en çok kaç lira verirsiniz?

muhayyer divan
Bir yüzük var çok çok çok beğendim. Yüzük partner hediyesi tipinde bir yüzük ama bana göre isteyen istediğini takmalıdır, bence yani (evet partnerim yok, olmuyor da, Allah bana nasip etmemiş gibi geliyor hatta). Ama yüzük 3700 tl. Aşırı arada kaldım. Bu para bu yüzüğe verilir mi.
Bir yüzük var çok çok çok beğendim. Yüzük partner hediyesi tipinde bir yüzük ama bana göre isteyen istediğini takmalıdır, bence yani (evet partnerim yok, olmuyor da, Allah bana nasip etmemiş gibi geliyor hatta). Ama yüzük 3700 tl. Aşırı arada kaldım. Bu para bu yüzüğe verilir mi.
0
muhayyer divan
(04.01.26)
Hayal etmekten bıktım, önüme gelenlerin sırtlan gibi sürekli beni yemelerinden de bıktım. Ne inanç ne güven kaldı. Yaşım iyice ilerledi, bu saatten sonra kimle ne zaman uyum yakalayacağız. Herkes evli çıkıyor, bıktım usandım yani.

Yüzüğü takmak bana ne katacak bilmiyorum, ellerim öyle uzun ince parmaklı değil tam tersi, küçücük ve dolma parmaklı. Bilemedim. Kaldım öyle.
0
🌸muhayyer divan
(04.01.26)
Partner hediyesi tipinde yüzük ne demek?
Ben çok iyi paralar verebilirim. 3700€ da verebilirim. Kalitesi ve ne kadar sevdiğim önemli.
+1
alice in potatoland
(04.01.26)
Yani o yüzüğü takan kadınların hayatında bir ilişki var anlamı verebilir yüzük, bir kadın arkadaşının parmağında görsen "ooo sevgili mi yaptın" veya "oo vatandaş ciddiyete mi gidiyor" dedirtir. Çok da cafcaflı bişey, aşırı gösterişli. Ya da bana öyle geliyor, bilemedim şimdi. Pırlanta sever değilim ama yüzüğün tasarımı pırlanta kullanılmış hissiyatı veriyor (3700 liraya pırlanta yüzük satmazlar tabii) ve şekli yapısı çok hoşuma gitti.
-1
🌸muhayyer divan
(04.01.26)
veririm, daha fazlasını da veririm. yüzük takmayı çok seviyorum :D partner meselesi de umrumda olmaz.
+2
nolmus yani
(04.01.26)
🤭🤭🤭 ben epey bir balığım yalnız 🤭🤭
0
🌸muhayyer divan
(04.01.26)
Duyuru erkeğiyim. Açıklamana üzüldüm. Ben alayım sana. Hehe. Al ya. 3700 para değil çalışan insan için.
0
arbre
(04.01.26)
3700 veririm çok beğendiysem de ama asıl allah bir partner nasip etsin istiyosam alyansa veya tektaşa benzeyecek dışarıya başım bağlı mesajı verecek takı takmam. Yani single yazan tişörtle de gezmem ama tek taş da takmam. Yanlış mesaj verip doğru anlaşılmayı beklemek olur.
+3
benim bir gizli bildiğim var
(04.01.26)
Yüzüğü ya da herhangi bir hediyeyi sevgilinden bekleme. Yüzüğünü de sevdiğin bir şeyi de sen kendine al. Kim ne derse, ne düşünürse düşünsün.

Yüzük takmak için sevgili lazım değil ve yüzük almak için de sevgili lazım değil. Sen kendine al.

" Yüzüğü takmak bana ne katacak ellerim ince ve uzun değil, parmaklarım da dolma" demişsin çok üzüldüm. Yüzük takmak için ince uzun parmaklı mı olmak lazım? Kendini hiçbir şeyden mahrum etme. Bir model üzerinde bir kıyafet mi gördün o kıyafetin büyük bedenini al. Bedenini çok sev ve lütfen şunu asla unutma; seni sen yapan senin bedenin değil. Yüzüğe verilecek paradan bağımsız yorum yapmak istedim
+3
rock n roll
(04.01.26)
3700 çok beğendiğiniz bir yüzük için çok da yüksek bir para değil.

Bir kadına evlilik teklif edecek olsanız kaç paralık yüzük alacaksınız?
+1
michael_knight
(04.01.26)
@rock n roll seviyorum seni. Ben de senin gibi düşündüğüm için almak istedim de, arada kaldım filan, haklısın.

@michael_knight ben erkek değilim kadınım 😁

@benim bir gizli bildiğim o yüzük tek taş veya alyans değil, minik minik kristallerle su damlası formuna gelecek şekilde işlenmiş, ortasına büyücek su damlası şeklinde tek bir kristal konmuş bişey. Reklam olmasın diye link vermedim.

@arbre çok hoşsun :)) teşekkür ederim.
0
🌸muhayyer divan
(04.01.26)
Çok beğendiyseniz ve kullanacağınızı düşünüyorsanız alın.
En güzel hediye insanın kendine aldığı hediyedir.
+3
mutekebbir
(04.01.26)
Saçma sapan bir markadan Bijuteri yüzükse vermem. Ama kendim için güzel bir altın takıya çok daha yüksek rakamlar veririm neden verilmesin ki? Ha ben yüzük değil de kolye bileklik severim o ayrı. 3700 bi şey değil
+3
dfn4
(04.01.26)
geçen sene yurtdışında bir ikinci elcide 1930'lardan bir yüzük görüp beğenmiştim. 12 bin lira falandı sanırım. gezimin son günüydü ve halihazırda çok fena içeri girmiş durumdaydım. hiç ikinci el takı almamıştım daha önce ve işin ilginç tarafı yüzük anca serçe parmağıma oluyordu. buna rağmen aşırı beğendiğim için aldım. normalde aynı yüzük istanbul'da 5 bin lira olsa almazdım; ama o gün onu alasım geldi.
o günden beri hemen her gün takmak istiyorum ancak sağa sola çok çarptığım için pek kıyamıyorum. en ufak pişmanlık yaşamadım. biraz kilo verdiğim için, yüzük parmağıma rahatlıkla olur oldu. benimki de partner hediyesi görünümünde bu arada da, kime ne yani..
çok*3 beğendiyseniz bi dakka bile durmayın, yarınımızın garantisi mi var?

edit: dolma parmak kısmını yeni okudum. benim de elim iridir ama üstten baktığımızdan, olduğundan daha iri görünüyor bence. yüzüğü denemek için parmağınıza takıp, türkan şoray gibi ayna karşınıda şöyle yüzünüzü gözünüzü okşayacaksınız:D öyle yapınca yukarıdan baktığımızdan daha iyi görünüyor:)
+1
lil siztah
(04.01.26)
Bekar kadın olsam ve ilişkim olmasa, 'ilişkisi var' intibaı uyandıracak bir takı takmazdım. İlgimi çeken bir kadında ilk baktığım şeydir, parmaktaki yüzük.

@benim bir gizli bildiğim var +1
+3
Mirket
(04.01.26)
Satınca para etmeyecekse
Hayatımda biri olsun istiyorsam karşı tarafa ilişkisi var intibası bırakacaksa almam.
0
Amaranta ursula
(04.01.26)
Çook beğendiysem 20 bin veririm ya bir daha mı gelicez dünyaya
+2
ekimoloji
(04.01.26)
@rock n roll çok güzel söylemiş. Parmaklarınıza dolma deyip de o kadar beğendiğiniz yüzüğü almaktan kaçınmayın diye bir destek de ben vermeye geldim. Alın, güzel güzel kullanın <3
+1
kobuzchu kiz
(04.01.26)
o kadar begendiysem alırım 3700e
+1
kitap arasında kalmış silgi tozu
(05.01.26)
Fiyatından bağımsız olarak ilişkin var zannedilecek bir şey takma bence.
+1
yenibirgüzelnick
(05.01.26)
çok beğendiğin bir takı için 3700 çok değil +1
ilişkin olduğunu belli edecek bir yüzük takma +1
+1
Sadece soruyorum
(05.01.26)
Sağlam kaliteli yüzüğe verilir bu para. Mutlu edecekse alın. Takılarda kaybolması durumları var ona dikkat edin. Diğer meseleler de gelip geçici canını sıkma
+1
pembediken
(05.01.26)
Bijuteri ürünü çelik gümüş vs. ise kuruş vermem, hoşlanmıyorum. Altın ise ve o ay mani olacak ödemem yoksa 3700 değil 37000 de veririm severim takıyı.
+1
cilekli pasta
(05.01.26)
(4)

rapor nasıl alınır

Whily
hiç kimseyi tanımadığım bir yerdeyim. grip oldum ve iştekiler de bunu biliyor.ama sürekli iş kitlenen eleman olduğum için hazır böyle güzel bir orta gelmişken gol atayım diyorum.devletten ya da aile hekiminden almam zor sanırım.özele gitsem şöyle pazarı pazartesiye bağlayan saatlerde.sa bana 5 gün r
hiç kimseyi tanımadığım bir yerdeyim. grip oldum ve iştekiler de bunu biliyor.
ama sürekli iş kitlenen eleman olduğum için hazır böyle güzel bir orta gelmişken gol atayım diyorum.
devletten ya da aile hekiminden almam zor sanırım.
özele gitsem şöyle pazarı pazartesiye bağlayan saatlerde.
sa bana 5 gün rapor lazım diye dan diye girsem mevzuya olur mu? nasıl oluyor bu işler? liseden beri rapor almadım.
0
Whily
(03.01.26)
Aile hekimi 1 gün verir. Özelde 5 vermeyebilir ama 2, 3 gün verebilir. Rapor gerekiyor deme. Bu şekilde çalışamam de.
+1
arbre
(03.01.26)
aile hekimi tanıdık değilse gribe 5 gün rapor vermez. özele git kesinlikle. onlar da vermeyebilir ama 2-3 gün verir en azından. bitince tekrar gidersin.
0
jelly bear
(03.01.26)
bir ayda üç günden fazla rapor alırsan maaşın kesiliyor öncelikle bu bilgiyi at cebe.

pazarı pazartesiye bağlayan gece özel bir hastanenin aciline gidip şikayetini anlat reçeten yazılırken bir de 3 günlük rapor iste işyerine vermek için. sgk sistemine otomatik gidecek zaten raporun, çıktısını verirler yine sana iletirsin işyerine.

geçmiş olsun
0
cilekli pasta
(04.01.26)
5 gün biraz zor.
Doktora “rapor istiyorum” deme. Doktor yalan söylemek zorunda kalmasın sen yalan söylemek zorunda kal.

Varsa bir doktor arkadaşına yoksa ChatGPT’ye sor.
Şu şekilde grip oldum, şu belirtilerim var. 3 gün rapor almak için ne belirtiler olması gerekiyor diye sor.

İshal konusunu önermişti bir doktor bana. O konuda doktor pek bir şey anlayamaz, senin anlattığını doğru kabul etmek zorundadır ve ofise gitmene de engel bir durum diye.

Sen kendi durumuna göre daha iyi bir senaryo bul. Özel hastane öneririm.
0
michael_knight
(04.01.26)
(2)

Pendik civarı özel okul tavsiyesi

allahinadiylaoku
pendik, kartal, maltepe, tuzla civarı önerebileceğiniz özel okullar nelerdir ? Tecrübesi olup bilgi verebilecekseniz çok sevinirim. Bütçe kısıtlı olduğu için malesef premium özel okullara bakamıyoruz.
pendik, kartal, maltepe, tuzla civarı önerebileceğiniz özel okullar nelerdir ? Tecrübesi olup bilgi verebilecekseniz çok sevinirim. Bütçe kısıtlı olduğu için malesef premium özel okullara bakamıyoruz.
0
allahinadiylaoku
(26.12.25)
Yönder okullarına iyi diyor çevremdeki ebeveynler.
+1
gobekliraki
(26.12.25)
Era’nın eğitim kalitesinden memnun kalmayıp Cebir’e verdi bir arkadaşım. Bütçe darsa butik okulları araştırabilirsiniz.
+1
cilekli pasta
(26.12.25)
(14)

Çocuk yapma konusunda anlaşamayan çift?

bobinhoo
Aliyle Ayşe 2-3 yıl önce evlenmişler, evlenirken Ali çocuk sahibi olmak istemediğini, ilerleyen zamanda da bu fikrinin değişmesinin zor olduğunu söylemiş. Ayşe de 3-5 yıl içinde kesinlikle istemediğini, sonrası için ise emin olamadığın söylemiş.Neyse evlendikten 1-2 sene sonra detayını tam bilmiyoru
Aliyle Ayşe 2-3 yıl önce evlenmişler, evlenirken Ali çocuk sahibi olmak istemediğini, ilerleyen zamanda da bu fikrinin değişmesinin zor olduğunu söylemiş. Ayşe de 3-5 yıl içinde kesinlikle istemediğini, sonrası için ise emin olamadığın söylemiş.

Neyse evlendikten 1-2 sene sonra detayını tam bilmiyorum ama bazı kontrollerde Ayşe'nin çocuk sahibi olma ihtimalinin düştüğü ortaya çıkmış. Hani doktor çocuk yaptın yaptın bu aralar, sonra yapamazsın bir daha demiş.

Doktor böyle deyince de Ayşe çocuk yapalım yoksa bir daha çocuğum olmayacak falan demeye başlamış ve çiftin arasında problem yaratmaya başlamış bu durum.

Düşündük taşındık bir çıkar yol bulamadık. Ya çocuk yapacaklar ki Ali kesinlikle yanaşmıyor, karım bile olsa başkası istiyor diye fedakarlık yapılabilecek bir konu değil bu diyor ve adam mutsuz olacak. Ya yapmayacaklar, ayşe mutsuz olacak hayatı dar edecek Aliye muhtemelen. Ya da boşanacaklar ama o da Ayşeye çok çözüm olmayabilir, boşandın, yeni birini buldun, evlendin derken süresi dolacak muhtemelen.

Sizce bu işin çıkar yolu var mı?

Yaşlar 35e yakın bu arada.
-2
bobinhoo
(24.12.25)
olay baştan hata. evlenmemeleri gerekirdi çünkü ali başta demiş.

bence çıkar yolu yok. ali iyice korunsun.
+3
jelly bear
(24.12.25)
ayrilsinlar, ayse bu esnada yumurta dondursun.
+10
lemmiwinks
(24.12.25)
kadınlarda 35 sonrası evet doğum şansı normal yöntemle düşüyorda sonrasında tüp bebek gibi çözümler var başarı oranlarıda yüksek şimdiden tedavi başlanırsa vs. bu daha çok kişiselleştirilmiş gibi geldi konu.
ayşenin süresi o kadarda kritik değil boşanmak yeni ilişki için, ayşe baya dezavantajlı şu anda başta kabul etmeyecekti +1
+2
eja
(24.12.25)
Boşansınlar ve ayşe bir an önce kendine uygun birini bulsun. Bu arada yumurtalarını dondursun. yeni bulduğu kişiden çocuk yapabilir. +1

Ben de bi ara kesinlikle çocuk istemiyodum ama dr bana şansın çok azalıyor deseydi hemen çocuk yapardım. çünkü bu şansımın kaybolması beni kahrederdi muhtemelen.
+1
Sadece soruyorum
(24.12.25)
ilişkilerde çözülebilecek sorunlar var çözülemeyecek sorunlar var, bu durum da çözülemeyecek sorunlara örnek olarak verilir hep. çözülebilecek sorunlar uğraştırıyor da çözülemeyecek sorunlarda yapılacak şey basit, ayrılmak.
bol şanslar diliyorum ayşeye
+1
mezzosprite
(24.12.25)
boşansınlar. ben kesinlikle çocuk istemeyen biriyim. eşim eğer isterse benden ayrılıp dilediği kişiyle yapabilir çünkü en başta bunu söyledim. o da ben de istemiyorum, sen ilerde istersen olur istemezsen yapmayız dedi. şimdi istiyorum derse o zaman benden ayrılıp istediğiyle yapsın.
+3
matilda
(24.12.25)
en mantıklı çözüm ayrılmaları olacak. kadınlarda böyle bir durum var. başta onlarda istemiyor, şimdi düşünmüyorum ilerde belki bakarız diyorlar ama gün sonunda ailelerinin dolduruşuna arkadaşlarının gazına gelip çocuk ısrarına başlıyorlar.
daha da ileri gidip oldu bittiye getirmeye çalışanlar var ali olabildiğince korunsun.
+1
my fault
(24.12.25)
ali burada basiretli tüccar gibi davranmış. şartları söylemiş, duruşu sergilemiş. ayşe ufaktan yan çizmeye başlıyor. ali' ye baştan bu şartlar sunulsaydı ali belki de ayşe' ye baştan yol verecekti.

bence ali ayşeyi seviyor, ayşe aliyi seviyorsa çocuk yapmış olmak için çocuk yapmasınlar. önce ali çüküne hakim olsun. sonra bu duruma iyice hazırlansınlar, bakarsın önce koruyucu aile olurlar, sonra evlat edinirler.
0
galahad reloaded
(24.12.25)
Ali tam bir adam gibi adamdır. Sözünün eri, net, kararlı.
Ayşe ise klasik kadın modunda (hiçbir şeye tam karar veremeyen) yuvarlak konuşan, kaypak bir yaklaşım sergilemiş.
Ali suçlu mu? Evet, suçlu. Uçkurunun peşinden gitmiş, tipik erkek refleksiyle Ayşe'yi ortada bırakmış.
Ama bu karar tamamen Ali'nin vereceği bir şey değildi. Ayşe 30'lu yaşlara gelmiş "çirkinleştim, şişmanladım, evde kalacağım" paniğine kapılmış. O korku baskın çıkınca, yıllardır birlikte olduğu Ali'ye yapışıp kalmış.

Çözüm: Ayrılık
+3
plastic_angel
(24.12.25)
iyi de ali baştan söylemiş çocuk istemediğini. boşanmaları en mantıklı seçenek. ayşe yanlış yapmış. madem çocuk yapmak istiyor, çocuk yapmak istemeyen adamla niçin evlenmiş ki.
+1
abelardo
(24.12.25)
Çevremde 2 arkadaşım evlilik düşünmemesine karşın yumurta dondurdu ya istersem diyerek. Kadınlardaki annelik duygusu 2+2 = 4 gibi çalışmıyor. Zaten meyilli imiş şans düşünce istemiş kadın.

Ali de kendi penceresinden haklı. Adam mantık çerçevesinde düşünüyor.

Çare; boşanma + Ayşe’nin yumurta dondurması. Çocuk ufak bir karar değil, es geçilecek bir karar hiç değil.
+1
cilekli pasta
(24.12.25)
çocuğu herhangi bir ebeveyn istemiyorsa bakım işi daha da zorlaşıyor. ben çocuğum olana kadar dünyanın zorluklarını görmemişim. bir baba olarak gerçekten ebeveynliğin zor olduğunu düşünüyorum ki anne için daha zor bir durum bence.

ayrıca artık tüp tedavisi var. olmaz denilen 45 yaşındaki insanların bile çocuğu oluyor. 35 yaşında baba oldum, 35 yaş çoçuk bakımı için çok zor bir yaş.
boşanmak en mantıklısı bu durumda.
0
mikahakkinen
(24.12.25)
ayşe çocuğu mahmut'tan yaparsa ayşe de mutlu olur, ali de mutlu olur, mahmut da.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(25.12.25)
butun olay cocuk uzerine kurgulanmis. cocugu cikarip aralarindaki iliskiyi ele almak lazim. cocuk fikri olmadan dogal haliyle bu iliski yurur mu, ona bakmak lazim.


insanlar birbirini sevince ilk oncelik olarak birlikte yasamak acisindan degerlendirir, cocuk fikri ikincil durtudur.
-1
musicka
(25.12.25)
(5)

Şu villadaki adam kaç aidat ödemeli?

messina123
Her katta diyelim ki 4 daire var. Ama en tepede tek bu adam yaşıyor. Bu adamın normal bir daire sahibinden 4 kat fazla aidat ödemesi gerekmez mi? Sonuçta o katın hakkını tek başına kullanıyorhttps://x.com/bosunatiklama/status/2003202904216527079?s=46
Her katta diyelim ki 4 daire var. Ama en tepede tek bu adam yaşıyor. Bu adamın normal bir daire sahibinden 4 kat fazla aidat ödemesi gerekmez mi? Sonuçta o katın hakkını tek başına kullanıyor

x.com
0
messina123
(23.12.25)
Daire sayısına bölerek, metrekare üstünden ya da ikisinin karışımı şeklinde aidat hesaplanabilir, yönetim planına bakmak lazım.

Hakkaniyetli olan m2 ile alakalı giderlerin buna göre pay edilmesi, alakasız olanların daire sayısına bölünmesi. Örneğin ortak alanların ısıtılmasında alana bakılmalı ama güvenlik personelinin maaşları daire sayısına bölünmeli gibi.
+1
orient blue
(23.12.25)
arsa payına bakılır
0
jelly bear
(23.12.25)
Kahkaha attım bunu nereden buldunuz yahu :))

Hiç aidat ödemez, çünkü bu yapı kaçak. Böyle bir yapının herhangi bir imar planında vs olması zaten imkansız.

Mantık olarak sorarsanız, mesela pek çok binanın en üst katları dublex olur ve diger dairelerden daha da büyüktür, ancak ödediği aidat digerleri ile aynıdır.
0
makbur
(23.12.25)
aidat metrekareye gore verilir de..
boyle sacmaliklar neden sadece bizim aklimiza geliyor?
0
cooperr
(23.12.25)
Bürüt metrekareye göre ödüyoruz biz sitede 1+1 ile 4+1 aidatı arasında uçurum var ama 100m2 1000 aidat ödüyorsa 50 m2 500 ödesin şeklinde mi hesap ince detayını bilmiyorum.
0
cilekli pasta
(23.12.25)
(8)

Bir bebeğin ilk ayakkabıları kaç numara/ cm olur?

Bartebly
Yeğenime yürümeye ilk başladığında giymesi için spor ayakkabı alacağım. Kaç numara/cm almalıyım? Teşekkürler
Yeğenime yürümeye ilk başladığında giymesi için spor ayakkabı alacağım. Kaç numara/cm almalıyım?

Teşekkürler
0
Bartebly
(23.12.25)
illa ilk adım ayakkabısı alayım diyorsanız kaç numara alacağınızı bilmek biraz zor. bebeğin hangi ayda yürümeye başladığına göre değişir. marka kalıpları da biraz farklı oluyor. 18. ay civarı yürümeye başladığını varsayarsak 20-21 numara olabilir.
0
elorelia
(23.12.25)
O değişiyor. Erken alırsanız ellerinde kalma olasılığı çok yüksek. Bana bebek için gelen bisürü hediye zamanı tutmadığı için giyilmeden elimde kaldı. Değişim kartı bile makbule geçmeyebiliyor. Zaten çocuğun hareketli yorucu zamanı gelen hediyeyi al götür doğru bedenle değiştir bu bi mesai. Değişim zamanını geçirdiğim için elimde kalan giysiler de var. İşte dertlerim böyle. Yardımı olursa diye yazdım.
0
benim bir gizli bildiğim var
(23.12.25)
her bebegin yürüme zamanı ve gelişimi farklı. Ve bunlar her bebekte farklı oldugu için ayak numarası da belirsiz oluyor. Bebegin ilk ayakkabısı yürümeye başladıgında magazaya götürülüp ölçülüp öyle alınır . bazı bebekler 15.ayda yürümeye başlıyor 20-21 numara alırsanız o bebege o ayakkabılar çok büyük gelecek. veya 18 ayda yürüdü diyelim. ayak yapısı biraz uzun diyelim 20-21 numara olmayacak 22 olacak.

Yukarıda dedigim gibi, bebek ne zaman yürümeye başladı o zaman götürüp magazadan ölçtürüp o an alın ayakkabısını
0
limonlu eksi
(23.12.25)
Almayın.
Kimin hangi yaşta yürümeye başlayacağı belli olmuyor. O yaşta ayağının kaç numara olacağı da belli olmuyor. Dolayısıyla o zamanın hangi mevsime denk geleceği de belli olmuyor. Zaten yürümeyi ilk öğrenmeye başladıkları zamanlarda ayakkabı yürümelerini zorlaştırıyor.

Heves ettiyseniz 24 numara güzel bir ayakkabı alın, zamanı gelip ayağı o numaraya geldiğinde kullansınlar.
+1
michael_knight
(23.12.25)
benim oğlum 10 aylık yürüdü 19 numara giyiyordu. şimdi 16 aylık 21 numara giyiyor.

ama ayakkabı riskli bence. aynı numara bile farklı markalarda denk gelmiyor deneyerek almak lazım.
0
yenibirgüzelnick
(23.12.25)
Benim oğlum iri bir bebekti 20 numara idi ilkadım ayakkabısı. Numarayı tutturamazsınız ama ilk ayakkabısını almaya heveslendim diyorsanız sokağa çıkan çocuğa yürüsün yürümesin ayakkabı giydiriliyor ayağı üşümesin diye. Vicco’nun bu modelini doktorumuz önermişti. Oğlum da dahil çevremdeki tüm çocukların ilk yürürken giydiği ayakkabı bu model idi. İlk adım olur mu kısmı piyango.

www.vicco.com.tr
0
cilekli pasta
(23.12.25)
biz de çilekli pastanın attığı modeli kullandık ilk adım ayakkabısı olarak ama yürümeye başladıktan bir süre sonra. tek başına 10 adım atmadan ayakkabı alınmaz derler. bir de spor ayakkabı olmaz, yumuşak olacak altı, tek elle kıvırabilmeniz lazım
0
mezzosprite
(23.12.25)
ne zaman yürüyeceği belli değilken önceden alamazsınız. büyük veya küçük gelebilir. ben 9 aylıkken yürümüşüm mesela ama daha geç yürüyenler de var.
0
art cat chocolate
(23.12.25)
(2)

İstanbul'da Sabiha Gökçen Havalimanına Ulaşım

infernalcadre
Sabiha Gökçen Havalimanına Ulaşımda hangi otogardan (İstanbul'da çok otogar var gibi sanki) en kolay şekilde ulaşabilirim. Bavullarla filan olacağımdan Otogar içinden metro durağı olan bir yer var mı? Şu anki sistemde başka bir ilden bursa gidip bursadan bbbus ile sabiha gökçenin içine giriyorum ama
Sabiha Gökçen Havalimanına Ulaşımda hangi otogardan (İstanbul'da çok otogar var gibi sanki) en kolay şekilde ulaşabilirim. Bavullarla filan olacağımdan Otogar içinden metro durağı olan bir yer var mı?

Şu anki sistemde başka bir ilden bursa gidip bursadan bbbus ile sabiha gökçenin içine giriyorum ama aktarma yapmak zor oluyor.
0
infernalcadre
(16.12.25)
Sabiha’ya giden M4 metrosu var ancak güzergahta otobüs garı yok. anadolu yakasında bırakan otobüslerin servisleri ile erişilebilir metro istasyonlarına.

En kolay çözüm BBBUS ile Bursa’dan direkt Sabiha Gökçen’e bırakan otobüsleri kullanmak olur.
0
cilekli pasta
(16.12.25)
Otogar dışında bırakıyorsalar Pendik ya da Kartal köprülerinde inip M4 metrosuyla direkt havaalanına gidebilirsiniz.
0
klassno
(16.12.25)
(4)

ozel hastanede doktorlar ne kadar kazaniyorlar ortalama?

lemmiwinks
memorial, acibadem vs seviyesinde ortalama bir doktor (uzman, docent vs. profesor bilen varsa onu da ogrensek olur :)) ne kadar kazaniyor?boyle hastanelerde doktorlar maasli calisan mi? yoksa farkli sozlesmeleri mi var?tamamen meraktan soruyorum.
memorial, acibadem vs seviyesinde ortalama bir doktor (uzman, docent vs. profesor bilen varsa onu da ogrensek olur :)) ne kadar kazaniyor?

boyle hastanelerde doktorlar maasli calisan mi? yoksa farkli sozlesmeleri mi var?

tamamen meraktan soruyorum.
0
lemmiwinks
(12.12.25)
maaşlısıda var, performansına göre alanıda var. hasta sayısına göre değişir kazancı sabit maaşı yoksa. oran olur hasta başı/ameliyat başı rakam olur, bunlar hep doktorun sözleşmesine göre değişir
0
eja
(12.12.25)
gittiğim bir profesör, hastanede haftada iki gün birer saat çalışıyor. muayene ücreti 10 küsür bin lira. sigorta, sgk vs. geçmiyor bu doktor (+ istediği test, tahlil, vs.) için.

15 dk aralıklarla randevu veriliyor. haftada 8 hasta baksa, ayda 24 hasta. ayda 240 bin lira. bunun %70i kendine kalsa 168 bin lira. kendi özel muayenesi de var. oradan da bundan fazlası geliyordur herhalde.
0
inheritance
(12.12.25)
Bir akrabamın eşi ülkenin top hastanelerinden birinde cerrahi profesörü. Hayata döndürdüğü ünlüler, sosyeteler, yurtdışı hastaları bayağı biliniyor. Bundan iki sene önce ameliyatlardan milyon kazandığını söylemişti şimdi totalde kaç milyon kazanıyor kim bilir.
0
cilekli pasta
(12.12.25)
devlet hastanesindeki tanıdığım bir cerrah medikal firmasından aylık 400-500bin açıktan para alıyor. maaş ve döner sermayeyi saymıyorum bile.
0
gercekdunya
(13.12.25)
(17)

harcamak için para kazanmak, sıfırı tüketmek

gezer
kasım indirimleri ile birlikte biraz fazla alışveriş yaptım ve ben napıyorum diye sorgular oldum. evliyim. kadın tarafıyım. maaşım net 46 bin, nadiren mesailerle biraz fazla oluyor. senede iki maaş ikramiye. eşimin maaşı de 190 bin'e yakın sanırım. ev kredimiz var, çocuk özel kreşe gidiyor, araç yok
kasım indirimleri ile birlikte biraz fazla alışveriş yaptım ve ben napıyorum diye sorgular oldum.

evliyim. kadın tarafıyım. maaşım net 46 bin, nadiren mesailerle biraz fazla oluyor. senede iki maaş ikramiye. eşimin maaşı de 190 bin'e yakın sanırım. ev kredimiz var, çocuk özel kreşe gidiyor, araç yok.

kredi, kreş vs tüm büyük kalemler eşimde. ben bir iki fatura, aidat ödüyorum. onun dışında kendime, eşime, çocuğuma bir şeyler aldıysam onların taksitleri oluyor. kalanı da günlük market alışverişi veya dışarıdan yemeğe gidiyor. ay sonu sıfırı tüketiyorum. gelirimi aşmıyorum. birikim yapmıyorum ama ikramiyelerimi eşime veriyorum, o da harcamıyor tabi birikimde filan değerlendiriyor sanırım. zaten eşimin kendine göre ayrıca bi birikim planı var. alışveriş vs yapmadan önce de birbirimize danışırız. şu anki maddi durumda eşimin benden bir şikayeti yok. bir keresinde maaşının yüzde yirmisini kendin için biriktirsen iyi olur filan demişti, onun üzerine biraz denedim. şansıma biraz mesai de almıştım, çocuğun kreşinin kırtasiye ücretini ayarladım, biraz da kenarda kaldı. kalan da 12bin filan :D

dün akşam yine bi indirimden alışveriş yapınca ben ne yaşıyorum dedim. kazanıyorum, harcıyorum, eee? yanlış anlaşılmasın. çalışmak konusunda sorunum yok, çalışıyorum, çalışacağım da. şöyle düşündüm ve çok mantıksız geldi yaşanan her şey. çalışmasam zaten bu kadar kıyafete, ayakkabıya, şuna buna ihtiyacım olmaz. zaten param olmadığı için alamam da. çalışmadığım için zırt pırt eşime hediye almam, bi sene ben tatile götürmüştüm mesela böyle bi girişimim de olmaz. eşimden harçlık alsam, çocuğu alma bırakma işi bende olacağı için özelden alıp devlete veririz ve ordan bi kara geçeriz. eee yani gerçekten işten çık evde otur daha mı iyi yani?

tekrar söylüyorum, işten çıkmak bi seçenek değil. sadece gerçekten çok saçma değil mi?
iki ikramiyem de olmasa elle tutulur bi faydam yok. evde olsam her seferinde trendyol kuryelerine para vereceğime markete gider kendim alırdım belki.

şu anki iş yerimde beşinci yılım. başka iş bakmak da bi seçenek ama kalifiye biri değilim, üniversitede okuduğum bölümle alakalı bi iş yapmıyorum, yaptığım işin dışarıda tam karşılığı yok. cumartesi-pazar, resmi bayramlar tatil, bir saat fazla çalışsan mesai ücretini alıyorsun, genel merkezden farklı bi konumda çalıştığım için izin konusunda rahatım, geç gel, erken çık vs problem olan bir yer değil, iş arkadaşlarımla iyiyim vs vs yani konfor alanındayım. seneye değişmekle birlikte eve ve kreşe çok yakın, acil durumlarda her şeye ben gidiyorum.

dediğim gibi eşimden yana bir eleştiri durumu yok. çalışmamak da seçenek değil. maaşım da düşük bir maaş. ama yine de birikim yapılabilir mi? ha genel olarak evin durumu ne derseniz tabi ki zengin değiliz ama genel olarak bakınca eksik bi şeyimiz yok. yeme içme gezme, bizim görmediğimiz hayatı kızımız görüyor. sanırım biraz da bu yüzden. yani üniversitede nispeten rahattık ama onun öncesinde fakirdik ve yeni bir şey almak, dışarıdan yemek vs hayaldi benim ailemde. meyve bile kısıtlıydı. denizi çalışmaya başladıktan sonra gördüm. sağolsun genel olarak eşim sayesinde hayat standartım yükseldi, hep söylüyorum. ama yine de mesela eşimin yaşayış tarzına yetişemiyorum. onun beğendiği ve para verdiği bir şeyi ben kendime almıyorum. kıyafette vs bi üst sınırım var yani atıyorum eşim 10.000e ceket de alsa ben bi parça kıyafete atıyorum levis pantolonsa 2000 tl veririm filan diyorum. ya da otel bakarken eşimi frenliyorum o kadarına da gerek yok diye. ikinci bi tatile çıkalım dese biri neyimize yetmiyor diyorum. yani kendi sınırlarım içinde kalmaya çalışıyorum. ama o benim hayat standartımı yükseltirken ben onunkini düşürüyorum gibi hissediyorum her zaman. ben de senin kadar kazansam şöyle olurdu böyle olurdu filan diyorum bazen.

ay ne uzun anlattım. ne sorduğumu da bilmiyorum. yani kenara 5000 tl de mi koyamıyorsun diyorsanız evet genel olarak koyamıyorum. biraz dayak yemeye ihtiyacım var sanırım bu konuda. eşine güvenerek yaşayan kadınlardan oldum diye hayıflanıyorum bazen. onun benden harçlık aldığı da olmuştur nadiren :) olabiliyor yani.

yanlış mı yapıyorum, ne yapmam lazım? konuştuk yine eşimle kalem kalem yaz harcamalarını bi bak durumuna dedi, ne desin.
+3
gezer
(28.11.25)
Mert Başaran'ın youtube konuşmalarını dinlemenizi öneririm . 2 kitabı da var okumak isterseniz .
iş değiştirmenize gerek yok bence
farkında olmadan küçük küçük rakamlarla harcıyoruz toplam büyük oluyor.
Ben bu sene kredi kartı kullanmayı bıraktım , planlı ve çok az harcıyorum , öneririm
0
devilone
(28.11.25)
esiniz kendi parasiyla kendine, siz de kendinize mi birikim yapiyorsunuz? bence oyleyse garip. evlilikte kazanilan ortaktir. esinizin birikim icin ne yaptigindan haberiniz olmamasi da normal degil. mesela ne kadar birikiminiz oldugunu biliyor musunuz?

alisveris yaparken sadece kendi paranizla mi yapiyorsunuz?

yani genel olarak esinizin daha rahat, daha para dusunmeden yasayip, sizin ufak bir butceyi ayri yonetmeye calisiyor olmanız bence garip. evlilikte butce ortak olur ve ortak yonetilir bence. birikim de ortak yapilir, buyuk harcamalar da.

tabi ben eski kafali olabilirim. ya da esimle gelirlerimiz benzer oldugu icin oyle bir derdimiz olmayabilir. bizde mesela neredeyse tum harcamalari ben yapiyorum, esimin gelirini biriktiriyoruz. gerektiginde ondan da harciyoruz. ikimiz de birbirimizden para alabiliyoruz vs. benim param onun parasi, onun parasi benim param :)

calismamak bir secenek olmamali dediginiz gibi. ne zaman ne olacagi belli olmaz, calizmazken ortada kalma ihtimali her zaman var. insan kendini gecindirecek kadar calisabilmeli mumkun oldukca.
0
lemmiwinks
(28.11.25)
@lemmiwinks yazdıklarımı okumadan mı yorumladınız acaba?
aslında sorduğunuz her şeyin cevabı yazımda var. zaten bazı kısımları yanlış anlamışsınız.

yazının ana fikri maaşımdan birikim yapamamam zaten. sadece elime toplu geçen ikramiyeleri eşime veriyorum. eşim birikime ekliyor. ne kadar birikimi var bilmiyorum da adamın bu kadar gider içinde milyonlar biriktirmediğini tabi ki biliyorum. zaten söylüyor şu kadar şunu aldım, şunu yapacağım vs diye ama ben didik didik sorgulamıyorum, gerek görmüyorum. evet sadece kendi paramla alışveriş yapıyorum, param yoksa eşimden de istiyorum, ay sonu birbirimize pasladığımız dönemler oluyor zaten. eşim sefa sürerken ben cefa çekmiyorum. o et yerken ben soğan kemirmiyorum.

ya cidden beni hiç anlamamışsınız bence. sorum eşimle aramızdaki para dinamikleri filan değildi. genel hatları ile şu an durum bu ve ben maaşımla birikim yapamıyorum dedim. ayda kenara 10.000 tl koyup, param bittikçe eşimden de isteyebilirim ki kendisi de söylüyor zaten bunu. ama ben tercih etmiyorum çünkü ha ondan çıkmış ha benden. kenara koyabiliyorsam o para mantıken kimseden çıkmıyor ve orada kalıyor olmalı. olay bu.
0
🌸gezer
(28.11.25)
ablam durumun varsa al canın istiyorsa al seni etkilemiyorsa al. ilerde almayı bırakır birikime geçersin. nasıl hissediyorsan öyle yaşa. madem eşin karışmıyor sen kendini frenleyeceğin zamanı bilirsin.
+1
koela
(28.11.25)
yani bazen bunu ben de dusunuyorum, durumum sizden epey farkli gerci ama ozellikle su dediginiz kisim ' calismasam kiyafet almam, ona gore harcarim' bende bir de su ekleniyor, seyahat harcamalarim cok fazla, istedigim yerde yasasam bu kadar paraya ihtiyacim olmayacak.

neyse benim durumum farkli da, neden calisiyoruz kismini ben de cok dusunuyorum.

sizin neden calistiginiza gelince, anladigim kadariyla yasiniz epey genc (calistigim yerde 5.yilim dediginiz icin oyle yazdim) siz neden calisiyorsunuz; 1. emeklilik, calismazsaniz bir gun eger emekli olursaniz hic geliriniz olmayacak, esinizinki de ikinize yetmez, 2. bugun az kazaniyorum diye isi birakirsaniz, tekrar is gucune katilmaniz ve 'iyi' kazanmaniz cok zorlasak, yani teorik olarak bir noktada daha iyi kazanmaya baslamaniz lazim, su anda evde cok is var simdilik ben yapayim, tasarruf edelim 5 sene sonra cocuk bi tik buyuyunce bakayim derseniz o is pek oyle olmuyor (turkiye'de), dolayisiyla is gucunde kalma halinizin sureklilik arz etmesi gerekiyor, 3- insanin kendi parasini kazanmasi, hele hele de kadin icin cok onemli. bosanma, allah korusun vefat vs. gibi durumlarda dimdizlak kalirsiniz. olmayabilir ama oladabilir. ayrica, bir gun isler kotuye giderse esinizle, iste o 'herseye ragmen kalmak zorunda olan' esler calismayan esler oluyor oncelikle.

bu tarz nedenler var. bunun disinda, esinizi frenlemenizi ve dunyada hicbir onemi olmayan marka kiyafetlere filan para yatirmamanizi tavsiye ederim. sistem zaten boyle isliyor, daha cok kazandikca pompalanan sacma sapan seyleri tuketip, bu tuketim halini surdurmek icin daha cok calisiyoruz. yani benim hedefim bu sistemden tamamen cikmak elbette sizin oyle bir amaciniz yok ama sistem sizi borclu ve harcama halinde tuttugu icin bu kadar cok 'calisiyoruz'.
+2
kassiopeia
(28.11.25)
@gezer: hepsini okudum. sizin istediginiz gibi anlamamis olabilirim. ama bence esiniz zaten birikim yaparken, sizin birikim yapamiyorum diye uzulmenize, kendinizi kisitlayip birikim yapmaya calismaniza cok gerek yok gibi gorunuyor bana. gereksiz yine harcama yapmayin tabi, har vurup harman savurun da demiyorum ama bu kadar maas alirken kendinizi birikim yapamadiginiz icin kotu hissetmenize de gerek yok.
0
lemmiwinks
(28.11.25)
Evet o da bir seçenek ama eşinizin işinde bir ters durum olsa tutunacak dalınız olmalı. Sadece para da değil. İşinden ayrılmak istese ayrılamaz. kapana kısılmış gibi hisseder. Psikolojik etkileri daha önemli burada. İşsiz kalsa, evde iki işsiz, buhranı hissedersiniz. Sonra çocuğu satışa çıkarırsınız :))

upload.wikimedia.org

Devam edeyim. 46'ya 190 ciddi bir fark ama 46'dan 10 ayırabilmek de çok büyük moral olur eşinize. 190'ın içinden büyük kalemleri çıkarınca "disposable income" yine aynı yere geliyorsunuz büyük ihtimal.

Bir de tavsiyem, senede bir kaç kere sıfır harcamalı ay yaşayın. Şirketlerde olur. Ödemiyoruz abi, kimseye para ödemiyoruz diyebiliyor bazı şirketler.

Siz de zorunlu harcamalar dışında sıfır harcamalı mesela 2 ay koyun bütçenize. çok rahatlatır ve gerekirse minimumda yaşayabildiğinizi gösterir, güven verir.
0
gabe h coud
(28.11.25)
Hocam merhaba, maaşınız birikim yapılmayacak bi' rakam değil, sizin öncelikle birikim alışkanlığı kazanmanız lazım bana kalırsa,

Eşinizin dediği mantıklı, kalem kalem yazın, ay sonunda ne kadar gereksiz şeylere - size göre tabi - ne harcamalar yaptığınızı görün, eşinizin finansal okur yazarlığı size göre daha iyi gibi geldi bana. Harcamaları yazdıktan sonra kendisiyle beraber inceleyebilirsiniz.

Bir de birikim 101 şudur ; " harcadığından kalanı biriktirme, maaşı alınca belli bir yüzde birikime ayır, kalanını harca."

bunu deneyin 1-2 ay bakalım ne sonuç alacaksınız.
0
kumandanim
(28.11.25)
Kasım indirimleri tam bir hayat sorgulaması değil mi ya, ben de geçen benzer sorgulamalara girdim bi cilt bakım seti ile sepetimde bakışırken. Durumlarımız farklı ama lan dedim ben şuan bunu niye alıyorum tam olarak. Evdekileri kullandım mı yööö. Ama çok uygun. Zaten ikibin tele harcasam ne harcamasam ne. Ev mi alabiliyoz bişey mi yapabiliyoz ikibin tele ile. Ama yani indirim olmasa böyle bişey alıcak mıydım yööö. Ama insanın lendine bakması da önemli şimdi özbakım sonuçta.
Neyse böyle uzun bi diyalogdan o gün tasarruf galip çıktı ve sepeti boşaltıp uyudum. Ama ertesi gün gittim tencere aldım. Çünkü çok uygundu.
Burdan bi hayat dersi çıkmaz tabi. Ama bi kadın olarak evliliğinin nasıl olduğundan bağımsız kenara bir miktar para koymak gerektiğini düşünüyorum. Elimden geldiğince yapıyorum. Bazısı gizli biriktiriyor, benimki gizli değil. Onun da doğrusu değişir. Ama bi miktar koymakta fayda var.
0
benim bir gizli bildiğim var
(28.11.25)
46 maaş, fatura aidat 10 desen kalır 36.

Bence sizin sorun harcamak ve sonrasında biriktirmek, bence mantıklı olan bir tutar belirleyip paranızı biriktirmek sonrasında harcamak.

her ay 500 USD veya 6 gram altın alacagım gibi veya her ay 30.000 TL'lik altın s1 alacagım gibi bir hedef verip kalan parayla da alışveriş yapman.

Senin sorgulamalarını herkes yapıyor.

eşinizin kagıda yaz taktigi çok doğru. Harcadıgınızı görmüyorsunuz, bir de kredi kartı kullanımını bırakın bence
0
liberal
(28.11.25)
Bizdeki durum şu.eşim maaşlı çalışan,ben serbest çalışıyorum maaşım yok.eşimin maaşı türkiye koşullarında oldukça iyi ama iki kızla beraber ay sonunda maaşının hepsini yiyordu.ona hisse senedini anlattım bir kaç yıl önce.kendisine bir kaç hisse belirledi.aklına geldikçe girip fiyatına bakmaksızın farkına varmayacağı miktarlarda hisse senedi alıyor.şu an ne kadar oldu bilmiyorum ancak cnbce seyretmeye başladı,halka arz,temettü falan diye dolaşıyor evde.banka özel temsilci atamış onunla konuşup duruyorlar.

Burada hisse senedi konusunda bayağı bilgili arkadaşlar var,bir danışıp ufak ufak uzun dönem hisse senedi alabilirsiniz atıyorum bu ay 1-2 bin liralık ya da teknik boyutunu bilmiyorum ama bankadan çok mesaj geldiği için bes te devlet katkısı bitmeden girin falan deniyor aynı minik miktarlarda çocuğunuza kendinize bes yapabilirsiniz.

Benim kafam ye gitsin dünyaya bir daha mı geleceksin şeklinde çalışıyor ama hanım bu para değerlendirme işinden çok keyif alıyor,sizede iyi gelebilir diye düşünüyorum.
0
duptıs
(28.11.25)
Eşin hem birikim hem harcama kontrol yöntemi olarak doğru tavsiyeler vermiş. Senin de sorguladığın nokta çok doğru. Kazandığını önemsiz şeylere harcıyorsan hiç çalışmamak daha tatminkar bir hayat bile sağlayabilir çünkü kendine ve sevdiklerine ayırabileceğin zaman artacak. Ya çalışıp harcamalarını yöneteceksin, ya gelirini arttıracaksın, ya da çalışmayıp biraz küçülecek fakat zaman arttıracaksın. İşte rahatın iyiyse en kolayı ve en mantıklısı biraz harcama kısıp aylık birikim yapan noktaya gelmek.
+1
osssy
(28.11.25)
Maaşınız birikim yapılabilecek bir tutar. Çocuklu ailesiniz şirket arabası yoksa ayağınızı yerden kesecek bir araç hedefi güzel olabilir bence. Ben kendimi kısıtlamak için internetten taksitli bilezik alıyorum paşa paşa birikmiş oluyor. Bu yöntemle araba aldım mesela şimdi hedef başka yavaş yavaş birikiyor. Şuan genciz çalışıp kazanıyoruz ilerisi kötü olacak emekli maaşları kuş kadar, pasif geliri olmayan insanların birikim yapmaması bana çok cesurca geliyor.
0
cilekli pasta
(28.11.25)
Enişte çaktırmadan 50-30-20 kuralından bahsetmiş. Dünyanın bin türlü hali var , bence denenir.
0
ketcapli dondurma
(28.11.25)
üzülerek okudum. maalesef çok kişi bunu yaşıyor. çok olumsuz bir devirde yaşıyoruz. genç insanların birikim yapması çok zor. ülkemiz 20 yılda inanılmaz kötü bir duruma gitti. şu an maaşlar dolar olarak fena değil (geçmişe kıyas ediyorum), ama alım gücü yerlerde geziyor.

eşinizin biraz kenara koyduğunu tahmin ediyorum. zaten iki para da aynı şey. O maaşla birikim yapamamanız bence normal. son olarak bence çocuğu özel okula göndermeyin.
0
ebabil curnatasi
(28.11.25)
para harcamak hepten kotu degil de amacli bir sekilde harcamak lazim. hepimiz alisveris bagimliligindan muzdaribiz zira dogdugumuzdan beri 4 koldan o pompalandi. ben son 5-6 senede cok cok az alisveris yapmisimdir, buna ragmen hala dolabimda etiketi uzerninde duran pantolonlar, ceketler, hic giyilmemis ayakkabilar var. cunku sira gelmiyor hepsini giymeye, keske bunlara verdigim 30-40 bin lira alimde nakit olsa su an diyorum bakip. senin de muhtemelen her ay ala ala kiyafetler ayakkabilar yigiliyordur, mevcuk stogundan giyinmek yerine calisiyorum o yuzden habire kiyafet almaliyim varsayimini biraz daha sorgulaman lazim.
0
hot potato
(28.11.25)
Maalesef ülkemizde tasarruf bilinci çok kuvvetli değil.
Uzun vadeli düşünmediğimiz için.

Basit bir örnek vereyim. Ufak dediğiniz meblağ, mesela 200 TL. Günde 200 TL saçma sapan harcanıyor, abur cubur alıyorsun, kahve içiyorsun, sipariş uygulamasında komisyon olarak ödüyorsun... Fark etmeden harcıyorsun. Peki bu 200 tl'yi harcamazsan ne olur? Çok değil günde 200 tl daha az harcasan. 200*365=73000 TL. Neredeyse 2-3 günlük mütevazı bir tatil parası. Sana 73000 TL'yi sokağa at desem elin titrer. Ama gün içinde titremeden yapıyorsun gibi düşün.

Şimdi daha uzun vadeli düşünelim. Yılda 73000 TL, 10 yılda 730000, 20 yılda 1.460.000 TL. Bu hesabı yaparken enflasyon yokmuş gibi düşündüm. Çünkü bugün 200 TL harcadığın şeylere seneye belki 250 300 harcayacaksın, o dengeleyecek gibi düşündüm. Bu 730000'i o günün 730000'i gibi düşündüm yani. Ya da harcamadığın parayı enflasyonun biraz üzerinde değerlendirmişsin gibi düşündüm.

Anlatabildim mi? Yani günde harcadığınız fazladan 200 tl, 1 yılda 1 tatil, 10 yılda iyi kötü bir 2. el araç, 20 yılda ufak bir arsaya denk geliyor belki de. Böyle düşünerek işe başlayın.

Açıkcası tüm büyük masraflarınızı eşinizin karşıladığı bir ortamda 46000 TL çok da ufak bir meblağ değil. Çünkü görünür ciddi bir masrafınız yok. Yani her ay kenara 10.000 TL atsanız, yine cebinizde doya doya harcayabileceğiniz bir 36000 TL kalır diye düşünün.

sizin yaşadığınız şeyin adı yaşam tarzı enflasyonu. İnsanlar geliri arttıkça harcamalarını da arttırıyor. Mesela eşiniz çalışmasa siz o parayla geçinmek zorunda kalsanız bu harcamalara dikkat edersiniz. Ama şu an konfor alanındasınız ve bu yüzden statü için harcıyorsunuz. Biraz psikolojik sebepleri de var bu harcama dürtüsünün. Dopamin bağımlılığı gibi, hızlı tatmin. bunlarla ilgili kitaplara bir bakın.

Bir de parayı kenara atıp unutmak değil, enflasyondan koruyacak hatta enflasyonun bir miktar üstünde getiri sağlayacak şekilde değerlendirmenin de önemini vurgulayayım.

Şimdi gelelim niye çalışıyoruz?
Para kazanmak için.
Parayı niye kaznaıyoruz? rahat bir hayat için.
Peki tüm kazancımızı niye harcamamalıyız?
Çünkü bugün kazanabiliyorsunuz ama ilerde kazanamama riskiniz var.

Eşiniz de siz de özel sektördesiniz anladığım. Özel sektörde görünmez bir yaş bariyeri vardır ve bir yaştan sonra insanlar eskisi kadar çok kazanamamaya başlarlar. Sonrasında da emekli maaşları malum.

Yani paraya belki de en çok ihtiyaç duyacağınız yaşlarda, geliriniz bugüne göre daha az olabilir.

Allah korusun ama sağlık problemleri, çocuğunuz varmış onun üniversite masrafları, evlenmek istediğinde yuva kurmanın maliyetleri...

Daha geçen gün bir arkadaşımın annesi ameliyat oldu. 900bin tl'ye yakın harcama yapmak durumunda kaldılar. 2 arabaları vardı, 1'i gitti bu ameliyat için.

Anlatabiliyor muyum?

Geçenlerde bu konuyla ilgili bir sitede şöyle bir yazı vardı:

"Bugün giydiğin ayakkabının markasını 10 sene sonra kimse hatırlamaz. Ama sen 10 sene sonra o ayakkabıya harcadığın paraya ihtiyaç duyabilirsin."

Bu şu demek değil, ot gibi yaşayalım. Ama 10 harcıyorsan eğlenmeye, alışverişe, atıyorum 8 harca, 5 harca. Eğlenceni de yap, birikimini de.

Hayat hep böyle gitmez. Akarken doldur demişler.


Aşağıya bu konuda ilgi duyanların seveceği 3 site ve güzel yazı bırakıyorum.
www.paradurumu.com
akillibutce.com
monay.com.tr
0
anten
(28.11.25)
(1)

Çocuğu Özel okulun farklı ildeki şubesine nakil yapmak?

adivar
Tayin dolayısıyla böyle bir durum olabilir. Prosedür, ödemeler, fiyatlandırma nasıl oluyor? Daha önce tecrübe eden var mıdır?
Tayin dolayısıyla böyle bir durum olabilir. Prosedür, ödemeler, fiyatlandırma nasıl oluyor?
Daha önce tecrübe eden var mıdır?
0
adivar
(25.11.25)
Her okul aynısını uygular mı bilmiyorum ama taşınırsanız o ilçedeki şubeye naklinizi yaparız aradaki fiyat farkını ayrıca ödersiniz demişlerdi bize sorduğumda. Liste fiyatlarını şişirdikleri için oradan kazıklanacağımı hissetmiştim ben.
0
cilekli pasta
(25.11.25)
(3)

dikiş makinesi

eja
tüketim çılgınlığında son noktam, ama fizibilite yaptım gerçekten ihtiyacım varmış, 350-400 liraya paça yapıyorlar burda, elbise kısaltmak aynı para.. elimde 3-4 kısalcak elbise var, bir kaç yaka eklemesi, dikilcek baya bir ıvır zırvır sağı solu var.dedimki şöyle küçük sadece yaka paça yapıp bir kaç
tüketim çılgınlığında son noktam, ama fizibilite yaptım gerçekten ihtiyacım varmış, 350-400 liraya paça yapıyorlar burda, elbise kısaltmak aynı para.. elimde 3-4 kısalcak elbise var, bir kaç yaka eklemesi, dikilcek baya bir ıvır zırvır sağı solu var.

dedimki şöyle küçük sadece yaka paça yapıp bir kaç şey dikebileceğim, kullanımı öğrenmesi kolay bir dikiş makinası var mı?

eskiden tv de satılanlardan almıştım ama hiç çalışmadı bozuk geldi, 1-2 sene dağılmicak bir makina olursa iyi olur

bütçe 3k-4k civarı
-1
eja
(24.11.25)
www.trendyol.com
Ben üç sene önce bu makineyi A101'de indirimli denk getirip almıştım. Üç senedir ufak tefek şeyler dikiyorum, son bir iki aydır da dikiş dersi almaya başladım, makine her işime yetiyor. İşi ilerletirseniz ve ihtiyaç duyarsanız sonra bir de overlok makinesi alırsınız yanına.
+2
kobuzchu kiz
(24.11.25)
bende singer m1505 var. saydığın işler için gayet yeterli. ben elbise, çarşaf, çanta(kot) dikebildim sağlam duruyor.
+1
Gradient_tabanlı_mor
(24.11.25)
Kasım aralık indirimleri de takip edilebilir ama benim gördüğüm en uygun A101 satıyor peşin fiyatına taksit de var. İki model var Singer’in 6160 ve M1505 olarak dönem dönem getiriyorlar internet stoğu bitse bile mağazalarda kalıyor uzun süre sitesinden stok görüntülenebilir.

Ben pikosu da olan 6160 modelini aldım üsttekini ama diğeri de tüm ihtiyaçlarınızı görür. Oğlanın kışlık ev giyimini dikince çıkardı zaten parasını. Alınca sadece paça ile kalmıyor insan :)

www.a101.com.tr

www.a101.com.tr
0
cilekli pasta
(24.11.25)
(26)

düdüklü tencere kullanıyor musunuz? yoksa korkuyor musunuz?

Gradient_tabanlı_mor
ben korkuyorum. 5 sene önce almıştım geçen hafta kullanmaya cesaret ettim ama hep eşime yaptırdım. tek başıma basıncı filan boşaltamadım korktum. siz ne düşünüyorsunuz? kullanıyor musunuz? patlar diye korkuyor musunuz?
ben korkuyorum. 5 sene önce almıştım geçen hafta kullanmaya cesaret ettim ama hep eşime yaptırdım. tek başıma basıncı filan boşaltamadım korktum.

siz ne düşünüyorsunuz? kullanıyor musunuz? patlar diye korkuyor musunuz?
+1
Gradient_tabanlı_mor
(05.11.25)
Kullanıyorum ve her seferinde korkuyorum.
+1
sadakatsiz
(05.11.25)
Kullanıyorum ama korku oluyor bende de. Basıncı boşaltma sırasında mümkün olduğunca tencereden uzak duruyorum ve düğmeyi çevirir çevirmez mutfaktan son hız koşarak çıkıyorum ve kapıyı kapatıyorum :)
Eskinin düdüklü tencereleri biraz daha riskliymiş simdikiler daha güvenli yapılıyor herhalde.
0
rock n roll
(05.11.25)
korkmuyorum.
korkuya bir şey denmez tabi de gayet güvenli araçlardır.
o düdük denilen şey aslında bir güvenlik valfi, içindeki basınç aşırı artınca havayı boşaltır. o ses korkutuyr olabilir ama güvenlikle ilgili bir derdi yok. hep annelerin korkutması bunlar.
aynı valf kombide de var. kombiye fazla su basarsanız bir den foşşşşaarttşsşşss diye aşağıdan sfazla suyu fışkırtarak atar, etraf batar ama hiç bir yer patlamaz.
mantığını fiziğini anlayarak korkuyu yenebilirsin belki
edit: eskiler daha ügvensizdi, yenilerde bu ihtimal gerçekten çok çok çok küçük.
+1
kisa
(05.11.25)
kullanıyorum, korkmuyorum. basıncının göstergesi var.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(05.11.25)
öğrencilik zamanımdan beri kullanırım.
kullanırım dediysem, senede bir iki ihtiyaç duyarım.
açarken bir yandan kapağa sıkıca basıyorum ve yavaşça kaldırıyorum kolunu. gereksiz ama gayri ihtiyari yapıyorum bunu.

içindeki havasını iyice aldıktan sonra bir de çeşme altında yıkayın tencereyi, her yerine su değsin, o zaman güvenle açabilirsiniz.
0
biseysorcaktim
(05.11.25)
Korkuyorum. Düdüklü tencere şart olan bir tarifim de yok. En fazla bakliyat yemekleri için kullanabilirim. Onun yerine fasulyeyi nohutu akşamdan suya koymayı tercih ediyorum
0
grimavi
(05.11.25)
Korkuyorum ve kullanmıyorum.
+1
mutekebbir
(05.11.25)
kullandım defalarca korku olmadı. ama şu an evimde yok. ihtiyaç olmuyor. kemik suyu vs yapmadığım için. diğer bütün yemekler düdüklü olmadan da yapılıyor nasılsa
0
jelly bear
(05.11.25)
fissler tarzı güvenli modellere bak. daha güvenli duruyor. kendi kendine ve zorlama ile açılacak bir alet değil.
0
mikahakkinen
(05.11.25)
Kullanıyoruz ama tehlikeli mi evet
0
basond
(05.11.25)
fissler kullanıyorum patlamama garantisinden dolayı herhangi bir korkum yok. ama başka model de kullansam çok korkmazdım sanırım. patlama çok düşük bir ihtimal gibi geliyor
0
dfn4
(05.11.25)
kullanıyorum ve korkmuyorum.
0
inheritance
(05.11.25)
Korkutmak gibi olmasın iki defa patladı benimki. Kapağı iyi kapatmamışım. Mutfakta değilken patlayıp içindekiler tavana yapışmıştı. :( Kullanmaya devam ettim sonrasında; travmatik bir tecrübe değildi. Yeni nesilller daha güvenlidir, benimki eski epeyce.
0
auroraaurora
(05.11.25)
kullanıyorum ve korkmuyorum. eski tipte duduklu.
0
lemmiwinks
(05.11.25)
Çalışıyorum zamanım kısıtlı ağır ağır pişirme imkanım yok.
Kullanmak ne kelime :) Wmf set aldım büyük ve küçük her gün illa kullanıyorum.
0
cilekli pasta
(05.11.25)
10 senedir kullanıyorum bir kez bile sorun yaşamadım. Fissler
0
kullanicadi
(05.11.25)
yıllardır kullanıyorum, hiç de korkmuyorum, eskiden de korkmazdım.

eski tip düdüklü tencereler, içinde basınç varken açılabiliyordu. belki orada yanlışlıkla açma riski vardı. yeni düdüklü tencerelerin açma mandalı, içinde basınç varken kilitleniyor, isteseniz de açamıyorsunuz.

doğru kullandıktan sonra bir tehlikesi yok. ama mesela @kisa demiş ki düdük dediğin şey emniyet valfi, fazla basıncı oradan çıkarıyor. şimdi içini fazla doldurursun, içerideki bir mercimek parçası gelir içeriden o valfi tıkar, içerideki fazla basınç çıkamayınca ne olur? iyice sıkışır, sonra güm.

ama tepesine kadar doldurmak yerine yarısını doldurup içinde fokurdamaya yer bırakırsan hiçbir şey olmaz. ya da ne bileyim olmaz ya, fıslaması gerekirken fıslamıyor, fıslaması kesildi, ya da tuhaf sesler çıkarıyor, her zamankinden değişik bir şeyler oluyor. sakince ocağı kapat ve tencerenin durulmasını bekle. alttan ateşi kapattıktan sonra patlayacaksa bile patlamaz artık.
0
kibritsuyu
(05.11.25)
evimde düdüklü tencerem var ancak nasıl kullanılacağını bilmiyorum. içine ne koyup da pişireceğimi bilmiyorum.
0
co2s2
(05.11.25)
korkuyorum, kullanmıyorum annem kullanıncada girmiyorum mutfağa, korkan bir arkadaşım elektriklisini aldı %100 güvenilirmiş o şekilde kullanıyor.
0
eja
(05.11.25)
Düdüklüde pişecek bir şey varsa eşim pişiriyor. Öğrenci evimde bir düdüklü tencere kazası sonrası saatlerce tavandan/duvarlardan salça ve fasulye silmem gerekmişti, gerçi o zaman da yemeği annem yapıyordu. Ben her türlü uzak duruyorum, gerek yok :)
0
kobuzchu kiz
(05.11.25)
Şimdi auroraaurora nin dediği şeyi ben patlama olarak almam, kapağı doğru kapatmamis, emniyet valfi ise yaramamış. Bu emniyet kemeri takmadan kaza yapınca emniyet kemeri ise yaramıyor gibi bir durum.
düdüklüyu savunayım (rakamlar uydurmadır)
Kapak kapalıyken 50 Bar iç basınca dayanır, düdük ise 6 barda açılır ve havayı boşaltir. Kapak tam. Kapanmazsa 4 barda kendini bırakır diyelim.
kapak kapalı olsa fazla. Basınç dudukten çıkacaktı, ama yarım kapalı olduğu içi. 6 bara gelmeden 4 5 varda kapak açıldı ve etrafı dağıttı. Mubtemelen bomba gibi. İr sarapnel parçası yoktur sadece ortalık batmıştır (kapak da bir tarafa gitmiştir)
0
kisa
(05.11.25)
korkuyorum kullanmıyorum onun yerine arçelik gurme şef kullanıyorum, instant pot olarak geçen ürünler kullanılabilir kısaca
0
barisa
(05.11.25)
@kisa
Evet, kullanıcı hatasıydı benimki. Hala kullanıyorum aynı tencereyi, bir sıkıntısı yok. Yine de dikkatli olmakta fayda var.
+1
auroraaurora
(05.11.25)
surekli kullaniyoruz, elimizdeki tencere 15 yasini gecti.
sifir korku.
cunku (bkz: guvenlik katsayisi)
+1
cooperr
(05.11.25)
korkuyorum. evde bomba gibi duruyodu yıllardır. anneme verdim o da kullanamıyor çünkü o da korkuyor. niye istedi bilmiyorum sdkfsfg
0
matilda
(05.11.25)
Neredeyse tüm yemekleri düdüklüyle yapıyorum, korkmuyorum.
0
mirty
(05.11.25)
(3)

Borderline mı?

loch ness
Uzun süredir birlikte olan bir çift hayal edelim. Kadın da erkek de çalışıyor. Kadın hafta içi çok iyi uyuyamadığından cuma gecesi geç yatıp cumartesi bazen 11.00 bazen 15.00'a kadar uyuyabiliyor. Erkeğin evinde kalıyorlar. Erkek , saat 11:00 gibi uyanıyor, panjurlar kapalı, zifiri karanlık. biraz y
Uzun süredir birlikte olan bir çift hayal edelim. Kadın da erkek de çalışıyor. Kadın hafta içi çok iyi uyuyamadığından cuma gecesi geç yatıp cumartesi bazen 11.00 bazen 15.00'a kadar uyuyabiliyor.

Erkeğin evinde kalıyorlar. Erkek , saat 11:00 gibi uyanıyor, panjurlar kapalı, zifiri karanlık. biraz yatakta keyif yapıyor. ama kadın uyanmıyor. erkek bir süre sonra su içmek için çıkıp, sonra yatağa geri dönüyor, sonra kadın gözlerini açamaz vaziyette sesi zor çıkarak "boğazım çok kötü ya" diyip dönüp uyumaya devam ediyor. erkek bir süre daha yatakta kalıp 12 gibi artık acıkıyor, bir sandviç bir şey hazırlamaya gidiyor. yaklaşık yarım saat kadar sonra kadın montunu giymiş ve ağlamış vaziyette hızlıca evden çıkıp gidiyor.

oğlan , kızın peşine. yahu ne oldu, nereye gidiyorsun, neden böyle yapıyorsun vs. vs.
kadının verdiği cevap şöyle; "ben boğazlarım kötü dedim, sen bir çorba alıp geleyim sana bile demedin" , oğlan da diyor ki; "yahu gözlerini bile açamaz vaziyettesin, ortalık zifiri karanlık, uyumaya devam ediyorsun, ne çorbası içeceksin uyurken? uyanıp dikelsen öyle konuşsak tamam, ama uykunda sayıkladığın şeyi nasıl emir telakki edeceğiz, normal mi bu beklentin şimdi?" ama yok. kızımız göz yaşları içinde annesinin evine gidiyor.

nedir bu kadın arkadaşa teşhisiniz? borderline mı? duygusal mı? yada tamamen normal mi?
+1
loch ness
(31.10.25)
Borderline ıda bir örnekten teşhis etcek duyuru kullanıcısını büyük tebrik etmek lazım.
bazı kızlar böyle kabullen geç.
+2
eja
(31.10.25)
Borderline olsa gitmeden önce gözleri kapatmanın aksine yılışırdı bence.
Pms olabilir mi ilgiye ihtiyacı olan bir dönemde belli ki.
0
cilekli pasta
(31.10.25)
Bir kadın olarak söylüyorum ki kesin pms:)
-1
suicides underground
(31.10.25)
(10)

Evinizi seviyor musunuz?

sekizdokuzon
Ben yaklaşık iki aydır aynı evdeyim. Kiralarken gözüme nostaljik gelen detaylar (merkezi ısıtma, eski muhit, eski bina) şimdi batmaya başladı. Bir kere İstanbul'da eski muhit diye bir yer kalmamış, her yer getto. İkincisi ufak bir rüzgarla açılan, hiçbir zaman doğru düzgün kapanmayan 40 yıllık kapıl
Ben yaklaşık iki aydır aynı evdeyim. Kiralarken gözüme nostaljik gelen detaylar (merkezi ısıtma, eski muhit, eski bina) şimdi batmaya başladı. Bir kere İstanbul'da eski muhit diye bir yer kalmamış, her yer getto. İkincisi ufak bir rüzgarla açılan, hiçbir zaman doğru düzgün kapanmayan 40 yıllık kapılar, yerinden çıkmış perdelikler, girc girc öten yer kaplaması, abuk sabuk elden düşme eşyalar sinirimi bozmaya başladı. Elbette anamın evinde kanepede uyumaktan iyi ve kısa zamanda başka yere taşınamam ama bu evi çok da sevmedigime karar verdim. Bu evde misafir ağırlanmaz mesela, ancak barınılır.

Siz evinizi seviyor musunuz?

Teşekkürler.
0
sekizdokuzon
(27.10.25)
Evle çok derdim yok seviyorum diyebilirim evin içinde kendi yaşam alanımı daha çok seviyorum.
Evde her yerden bağımsız bir alanda kütüphanem var o alan evin sevdiğim köşesi, onun dışında odamı ve balkonumu çok seviyorum.

Sevdiğin objelerle dekorasyon ürünleriyle kendine daha rahat edebileceğin sevebileceğin sıcak bir ortam oluşturabilirsin, artık duvara bir şey asmak için çivi çakmana bile gerek yok yapışkanlı çiviler var onlarla duvarlarına bir şeyler asabilirsin.
Dekoratif mumlar alabilirsin, çiçek alabilirsin.
Ortamımızı değiştirmemiz zor olsa da bulunduğumuz ortamı kendimize göre uyarlayabiliriz bence.
+1
mutekebbir
(27.10.25)
Evin yerini değiştirmek yerine evi değiştirmeye odaklan.
Yerin gucirdamasi zor ama kapılar kornisler vs muhtemelen çabuk ve kolay halledilecek şeylerdir
0
kisa
(27.10.25)
Kira ne kadardı? Semt iyi mi? Bu sorunun nesini eksilediniz? Bu kadar şikayetçi olduğun bir evin kirasını merak ettim sadece. En son macar bir arkadaşım geldi. Ev fiyatlarını duyunca başka ülkeye yerleşti adam.
-2
Kahvedesu
(27.10.25)
Biri öğrencilikte biri ilk memuriyet yıllarında olmak üzere iki kez evim oldu, ikisinde de kendim döşeyemedim, ikisinde de içime sinen bir ev seçemedim, mecburiyetle acele bulduğum evlerdi. Biri yerden ısıtmalıydı hatta, tabanı fayans döşeliydi ve halı koyunca da koymayınca da olmuyordu.

Eşyalarımı kendi isteğimle göre alamadım hep kullanılmış eşyalar almak zorunda kaldım, renk uyumudur bişeydir hiç olmadı. Ona rağmen evimin ve kendime ait bir düzenimin olması fikri beni hep çok mutlu etmiştir. Zamanla değiştireceğimi düşünüyordum çünkü.
0
muhayyer divan
(27.10.25)
Ev insanın ruh halini çok etkiliyor bence. Türkiye’deki evimiz çanakkale boğazına sıfır, iki katlı ve deniz manzaralıydı. Her sabah denize bakarak uyanmak ve her akşam gün batımını izlemek müthişti ancak şu an yaşadığımız yerdeki ilk evimiz sovyet binası, asla ışık almıyor, boktan bir banyo ve berbat duvar kağıtları vardı. O evde depresyona girdim bir gün çıldırıp evi yakacağım diye kendimden korkuyordum ki temiz sıfır bir binada yeni bir eve taşındık bütün ruh halim değişti. Velhasıl yaşadığın evi sevmek çok önemli. İnsanın sosyal hayatını ve ruh halini çok etkiliyor.
+1
suicides underground
(27.10.25)
Benim geçen fayanslar patladı bam diye parke gıcırdaması ile kalsa keşke. Anneme yürüme mesafesinde güvenlikli başka bir site olmadığı için mecburen yaşıyorum diyebilirim.
3 seneden fazla oğlumla aile yanında tek odada yaşadım oradan sonra 3+1 ev kocaman bir nimet benim için çok şükür.
0
cilekli pasta
(27.10.25)
ben istanbulun çok merkezi bir yerinde oturuyorum. ev çok eski, şu an 6. yılımın içindeyim. ilk taşındığımda psikolojim bozulmuştu. taşınırken boğaza yakın falan diyordum ancak lanet olsun dedim sonra. evi sevmediğim için evde vakit geçirmek de çile oluyor.

aralık sonu nasipse çıkacağım artık, umarım yeni evimi severim.
0
asap raki
(27.10.25)
yirmi senedir ikamet adresim aynı ev. bu aralar ya burası da eskimeye başladı yeni bir ev mi alsam diye araştırma yaptım. baktım ki fiyatından bağımsız şu evin bir emsalini bulamadım. yapı olarak daha kaliteli, çok daha konforlu, geniş, kapalı otoparklı evler var ama evin önü kapalı, arkası kapalı. fiyatlar çılgın. ben bunalırım orada. zamanında ışık almayan evlerde falan oturdum hiç hoş değildi. bir de ev bu yani. insan balkona çıkıp kahve de içmek istiyor, camdan dışarı bakıp sigara içmek de.


ee ön cephede yol kadar mesafe karşıda apartman, yan cephede iki metre ötede apartman. öte yandan fiyatına bak sanki saray satıyor adam.


özetle bu evin tadilatı ile uğraşıyorum bu aralar. hani boyasını falan bitirmiştim. dedim satarım başka yere geçerim. baktım ki yok arkadaş. bugün fayans taşıdım eve çok zorlandım. yarın da laminant alacağım. ondan sonra kısmetse oturulacak hale gelecek.
0
Fodera
(28.10.25)
Seviyoruz içi ile uğraşmayı tamir tadilatını yapmayı ayrıca seviyorum
0
basond
(28.10.25)
evimi seviyorum ama;
bekar olduğum dönemde baya kötü koşullarda bir evde yaşadım bu nedenle şu an oturduğum normal ev cennetten bir köşe gibi :D ama muhiti güzel değil, çok gürültü var. o nedenle muhiti sevmiyorum.
sizin anlattığınız ev kulağa o kadar kötü gelmedi, sadece eski bina olması deprem dayanıklılığı konusunda şüphe uyandırıyor onun dışında yaşanır bence. misafir de gelir, benim eski kötü evime bile geliyordu.
0
Sadece soruyorum
(28.10.25)
(4)

dogum izninde saglik sigortasi

la mort heureuse
dogum iznine cikacagim icin merak ediyorum, ucretli ve ucretsiz izin sureclerinde ozel saglik sigortalariniz devam etti mi? yasal haklarimiz nedir tam olarak
dogum iznine cikacagim icin merak ediyorum, ucretli ve ucretsiz izin sureclerinde ozel saglik sigortalariniz devam etti mi? yasal haklarimiz nedir tam olarak
0
la mort heureuse
(26.10.25)
ücretli olan kısımda arkadaşımınki devam etmişti. bence ücretsiz kısımda da devam eder. bağımsız olduğunu düşünüyorum. çünkü eski şirketimden çıkmış olmama rağmen hala sigortam devam ediyordu ve kullanabilmiştim.
0
art cat chocolate
(26.10.25)
Özel ss diyorsunuz. Tamamlayıcı değil de özel ise sgk şartı yok.
Poliçenizde yazıyordur bu hususlar.
-2
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(26.10.25)
öss zorunlu değil tamamen şirket insiyatifinde. Eğer priminiz ödenirse devam eder. Poliçenizde bunun cevabını göremezsiniz doğru cevabı size ik verebilir.

Örnek isterseniz benim devam etmişti, doğduğu gibi bebek bile sigortalandı ama başka bir arkadaşıma ücretsiz izin alırsanız poliçe primlerinizi siz ödemek zorundasınız diyen şirket de biliyorum.
Bu poliçe ücretleri bizim dışarıdan yaptırmamıza göre çok çok ucuz. Sineğin yağını çıkaracak seviyede değillerse devam ettirirler.
+1
cilekli pasta
(26.10.25)
özel sigorta - ücretli ücretsiz izin dinlemeden devam eder. ama çok küçük bir ihtimal de olsa, ücretsiz izin döneminde işyerinizin poliçeyi durdurma ihtimali olabilir. en güzeli insan kaynaklarına sormak.
0
co2s2
(26.10.25)
(2)

Aile hekiminden sağlık raporu almak?

administ
İş için istediler şimdi internetten baktım online 250 lira ödeme yapın önden diyor. Bu rapor aile hekiminden alınabiliyor mu? Ve ücretli mi oldu bilginiz var mı?
İş için istediler şimdi internetten baktım online 250 lira ödeme yapın önden diyor. Bu rapor aile hekiminden alınabiliyor mu? Ve ücretli mi oldu bilginiz var mı?
0
administ
(25.10.25)
Ben de yazın ehliyeti yenilerken öğrendim yeni gelmiş. Raporu indirebilmek için ödeme yapmak gerekiyor.

Ancak işe giriş raporunda akciğer filmi, ekg, göz muayenesi vs isteniyor sağlık ocağını kabul edecekler mi önce bunu öğrenmek gerek.
0
cilekli pasta
(25.10.25)
aile hekimine gidiyorsun, kontrolleri yapiyor, ödeme yapıyorsunuz ve rapor onayini veriyor aile hekimi
0
sweetoffice
(25.10.25)
(12)

kız arkadaşım resimler gördü ve..

baldan kaymak
fotoğraf uygulaması yedeği varmış. senelerdir girmediğim çöplük. Ve ayrılmak istedi. Yan yana çekildiğim resimler vardı geçmişten, onları gördüğünü söyledi. Ne yapmalıyım? Ondan sonra olan hiçbişi yok.Çok üzgünüm düşünemiyorum lütfen napmam gerektiğini salağa anlatır gibi..
fotoğraf uygulaması yedeği varmış. senelerdir girmediğim çöplük. Ve ayrılmak istedi. Yan yana çekildiğim resimler vardı geçmişten, onları gördüğünü söyledi. Ne yapmalıyım? Ondan sonra olan hiçbişi yok.

Çok üzgünüm düşünemiyorum lütfen napmam gerektiğini salağa anlatır gibi..
0
baldan kaymak
(24.10.25)
Olgunlaşmamış biriyle ilişki sürdürmek istemiyorum. Kendine iyi bak. Diyorsun.
+9
arbre
(24.10.25)
Konu bir iki gün soğusun sonra açıklamanı yaparsın, kendini aşırı açıklamaya çalışma sadece olanı anlat. Bundan sonrası ona kalmış istediği kararı verebilir

Geçmişindeki fotoğrafları silmeliydin vs argümanı da duygusal manipülasyon. Bazı insanlar fotoğrafları siler bazıları silmez. Bunu kabullenmeyecek insanlar da özgürce başka yollara gidebilir.
+1
grimavi
(24.10.25)
olgunlaşamamış +1
eskiden ben de böyleydim. olay çıkartırdım her şeye. sen açıklamanı yap inanmıyosa bye bye de.
+2
matilda
(24.10.25)
Mal mı bu afedersin onları görmeseydi yaşanmamış mı olacaktı.

Yaşanmış ve görmüş işte ne var bunda benim liseden beri fotoğraflarım duruyor (2012)

Merak edip bakarken ne görmeyi bekliyordu acaba?

Kızlarda şey tribi oluyor. Eskiyse neden silmiyorsun.s.s.s işim gücüm yok binlerce fotoğraf arasından eski foto arıycam.

Saniyorlar ki yalnız kalınca gizli gizli eski sevgililerimize bakıp ağlıyoruz herhalde... değişik bir kafa.

Ben şahsen olsa ve görsem çok isterim, merak ederim yani. Eşim her şeyi silmiş, bu daha rahatsız edici.
+7
ananiyimioguz
(24.10.25)
Derin derin nefes al geçecek. Kendini daha iyi hissedince her şey bu kadar karanlık olmaz ve daha iyi konuşur ona göre kararlar verirsin.
-1
i'm gonna start a revolution from my bed
(24.10.25)
Kız arkadaşına olgunlaşmamış diyenlere katılmıyorum bazı takıntılı adamlar var ki ben de denk geldim eski sevgililerinin hepsinin fotoğrafları bi köşe saklı duruyor. Belki hala ona karşı bir şeyler hissettiğin için sakladığını düşünmüş olabilir. Bir kaç gün müsaade et ardından @grimavi dediği gibi açıklamanı yaparsın. Şayet açıklamadan sonra görüşmek istemiyorsa yapacak bir şey yok
+2
mermaidd
(24.10.25)
Kıza da hak veriyorum benim de birebir takıntılı olarak takip edildiğim oldu, çok ürkütücü.
Seni de öyle sanmış olabilir.
Sakin kafa ile konuşun güvenemiyorsa yapılacak başka şey yok.
0
cilekli pasta
(24.10.25)
Gecmis olmus bitmistir geri gidip mudahele sansinin olmadigi bir yerdir. Ayrica iyi ya da kotu insanin anilarini saklamasi kadar dogal bir sey olamaz. Fotograflarin duruyor olmasini, hala o kisilere karsi duygusal hisler besleyebilecegin anlamini cikaran insanlarla birlikte olma. Kimse kendini guvende hissedecek olgunlugu gosteremiyor diye gecmisine dair olanlari silme. iyi de olsa kotu de olsa gecmis senin gecmisindir. Gecmisin gecmiste kaldigini bilip bunu sindirebilecek olgunlukta olmayan biriyle vakit kaybetme.
+2
tezek
(24.10.25)
ayrıl abi, ne işin var. böyle bir psikolojinin kime ne faydası olacak.
0
gabe h coud
(24.10.25)
Ben şahsen birlikte olduğum kişinin eski sevgilisiyle fotoğraflarının arşivde dağınık bir şekilde kaldığını görsem daha rahat hissederdim. Bu durum özellikle hepsini silmiş olmaktan daha umursamazca duruyor.

Sadece bu kişiyle olan fotoğrafları ayrı bir klasörde titizce gruplanmış olarak bulsam biraz rahatsız olurdum ama yine de ayrılma noktasına gelmezdim.

Ayrılma noktası benim için fi tarihinden kalma fotoğrafların derli toplu şekilde güncel, kolay ulaşılabilir bir yerde ve hatta belki diğer eski sevgilerle olan fotoğraflarla da birlikte bir arada bulunması olurdu. Bu @mermaidd'in dediği yere denk düşüyor.

Böyle bir durum yoksa olgun bir davranış değil +1. Bence de kendi açınızdan olayı anlatıp sonrasında çok ısrarcı olmayın.
+2
akhenaten
(24.10.25)
bir iki gün bekle. sonra karşına alıp bu resimleri gördükten sonra ayrılmak istemesinin asıl sebebini öğren. resimleri sakladığını mı düşündü, yoksa ondan önce biriyle çıkmış olmana mı öfkelendi?
sakladığını düşündüyse açıklamanı yap, yedek olayını anlat. hala inanmıyorsa postala.
ondan önce biriyle çıkmış olmana öfkelendiyse, postala.

bu ne ya çocuk gibi
0
nolmus yani
(24.10.25)
ohooo daha şimdiden böyle şeylere ayrılmak istiyorsa işin iş geçmiş olsun
0
Hallegadola
(24.10.25)
(22)

babanızın babası nereli?

i'm gonna start a revolution from my bed
s.b?
s.b?
-1
i'm gonna start a revolution from my bed
(20.10.25)
Biz yüzyıllardır kütahyalıyız.
+1
Gradient_tabanlı_mor
(20.10.25)
Sohum (Аҟəа)
+1
Mirket
(20.10.25)
aa mirket’le hemşehriymişiz
+2
deartheodosia
(20.10.25)
Köylerinden bile çıkmamışlar yüzyıllardır Mersin. Muhtemelen bizimkiler kurdu şehri
+1
messina123
(20.10.25)
dedem zonguldak babadan bu yana kütahya
+1
basond
(20.10.25)
bozdoğan
+1
a darkness coming
(20.10.25)
edirne
+1
Fodera
(20.10.25)
Tırnova
+1
mirty
(20.10.25)
istanbul
0
cooperr
(20.10.25)
e-devlet'te 200 yıl geçmişe kadar gösteriyor. hep eskişehir.
0
art cat chocolate
(20.10.25)
Benim anne tarafı da Sohumlu.
Baba tarafım arhavi
+1
Hallegadola
(20.10.25)
Izmit City
0
arbre
(20.10.25)
Denizli.
+1
mikahakkinen
(20.10.25)
dedem izmir ama onun babası naoussa, imathia
+2
eileengray
(20.10.25)
e devlete göre 200 yıldır eskişehirde köylerinden ayrılmamışlar.
+1
glamdr1ng
(20.10.25)
Muğla milas.
+1
physcos physcos
(20.10.25)
tüm sülale, tüm geçmiş, sivas.
+2
tabudeviren
(21.10.25)
Kadıköy
+1
cilekli pasta
(21.10.25)
dedemin dedesi filibe, daha sonrası çanakkale.
+1
inheritance
(21.10.25)
1800'lerin başından itibaren hep vezirköprü.
kayıtlar oraya kadar gidiyor ama annemin taraf da babamın taraf da hep vezirköprü.
+1
m e b
(21.10.25)
aşkın ve hüznün şehri Zonguldak
+1
high hopes of the sozluk
(21.10.25)
Of. Dedemin babasından yukarısı görünmüyor ama zaten sülale Oflu yani muhtemelen bi 300-400 yıldır Oflular. Ailenin tarihçesini anlatan kitapta İran'dan geldiğine yönelik araştırmalar var ama başka kaynaklarda da taa Selçuklu döneminde Anadolu'ya gelip doğuda biraz dolaştıktan sonra yine benzer tarihlerde Of'a geldiği yazıyor. Ama muhtemelen atalarım arasında son 300 yılda Of dışında doğan ilk kişi benim
+1
nundu
(21.10.25)
(39)

Eşimle yaşadığımız son büyük tartışmayı yorumlar mısınız? (Evli ve boşanmışlara soru)

mahmuttt
Sabah uyanıyoruz. Küçük çocuğumuzun keyfi yerinde. Hafta içi çalıştığımız için aile ortamını hafta sonları daha çok yaşıyor çocuk. Eşim (karım) genelde sabahları gergin. çocuğun saçını toplamak istiyor. (Çocuk henüz iki yaşında bu arada). Kuzu gibi gelip önüne oturmuyor tabi. Eşim de kızıyor bağırı
Sabah uyanıyoruz. Küçük çocuğumuzun keyfi yerinde. Hafta içi çalıştığımız için aile ortamını hafta sonları daha çok yaşıyor çocuk.

Eşim (karım) genelde sabahları gergin. çocuğun saçını toplamak istiyor. (Çocuk henüz iki yaşında bu arada). Kuzu gibi gelip önüne oturmuyor tabi. Eşim de kızıyor bağırıyor çocuğa zorla saçına tokat takıyor.

O esnada ben koridordayım çocuk baba diye ağlamaya gözlerinden yaşlar gelmeye başlıyor. Tabi bu yüzlerce kere tekrar eden bir sahne olduğu için, artık benim tepemin tasa atıyor.
Gidiyorum içeri ağzımdan bir küfür kaçıyor dayanamıyorum çünkü sonra çocuğu alıyorum kucağıma o odadan çıkıp koridor tarafına geçiyorum.

Eşimin özellikle son bir aydır bana karşı “yanıma hiç yakışmıyorsun, anasının oğluşu” gibi tahrikkar sözleri de var bu arada.

Bu gibi sözlerinden dolayı dün akşam çok gitmek istediği şehir dışındaki arkadaşına aile ziyaretini yapmayacağız dedim. Çünkü bana bu şekilde saygısız, terbiyesiz konuşan bir insana “hadi gidelim” dediği bir yere gitmek ona “Aferin” deyip ödül vermek gibi geliyor. Katlanamıyorum.

Bunun hazımsızlığı sabah da üzerindeydi diye düşünüyorum bu arada…

Çocukla bu olay yaşanmadan öncesi de var. Yine bu sabah Yalnız yaşayan bir haftadır görüşmediğimiz yaşlı annemle sabah bir kahvaltı yapalım mı diyorum. Çünkü dün cumartesi tüm günü kendi Çekirdek ailemizle beraber keyifli bir şekilde geçirmiştik. Ve tüm haftayı da.

O da bugün kendi ablasına gitmek istiyordu. Tamam diyorum sabah annemle kahvaltı yapalım; öğleden sonra da ablana gideriz.

Sonra dönüp bana diyor ki annen kahvaltı yapmıştır zaten. Ben de o esnada öğrenmek için annemi arıyorum. Sonra bana diyor ki bana sormadan niye arıyorsun. Sonra telefonu kapatıyorum. O esnada annem geri arıyor. Ben de emrivaki yaparak yarım saat sonra seni alacağız diyorum kahvaltı yapacağız. Bu emrivakiyi yapmamın sebebi ise şu. Annemle çekirdek ailemi bir haftada sadece yarım gün bir araya getirmek bana göre bir yaşlıyı sevindirmek iyi bir şey. Çocuk için de bu ortamı görmesi iyi birşey bana göre. Ve eşim maalesef bu konuda ikna edemediğim için buna mecbur kalıyorum.

Sonra biz çocukla beraber hazırız. Onun giyinmesini beklerken diyor ki ben gelmiyorum. Çocuğu da hiçbir yere çıkaramazsın. Sen git annenle ne yapıyorsan yap. “ Annen neden aramıza giriyor” diyor.

Fakat konik olan annem çok nezaketli gariban bir kadın. Asla eşime karşı karşı bir gün bile en ufak bir kaynanalık yaptığı olmamıştır. İşine karıştığı asla yok, aksine sürekli annelik yapıyor. Bu arada çalıştığımız için beş gün çocuğumuza da o bakıyor.

Sonra ben eşime diyorum ki giyin, hazırlan çıkacağız. Bu Sinir krizine giriyor. Sonra ben Yatak odasında kapıyı kapatıp Çocuk görmesin diye, Sert bir şekilde Uyarıyorum. Bağırmamasını hazırlanmasını söylüyorum. Ve kalkıp bana bir tokat atıyor.

Sonra ben de çok ağır ağırıma gittiği için bir tokat atarak karşılık veriyorum. “Sen bana nasıl vurabilirsin” diye.

Sonra izin verdi ben çocuğu aldım ve anneme geçtim. O esnada kendi annesini aradım. Çünkü kendisi benden önce arayıp yanlı bir şekilde olayları anlatacağına çok emindim.

Annesine bu durumları açtım, konuştum. Annem de kadınla gözlemlerini paylaştı. Dedim ki ben bu olaydan sonra o eve hiçbir şey olmamış gibi gidemem ya siz kendisini çağırın evinize, çocukla beraber gelsin konuşun.

Bu durumu kayınpederime de paylaşın. Ya da siz gelin bir hafta burada hem çocuğa bakın hem de bu konuyu konuşun. Terbiye saygı sınırlarını aşırı bir şekilde aşmış durumda çünkü dedim.

Muhtemelen kayınpeder de arka planda dinliyordu.

Sonra kayınvalidem kayınpedere olayı durumu sansürleyerek anlatır diye durumu bütün açıklığıyla mesaj olarak Kayınpedere de yazdım.

Allah rızası için şu olayı lütfen bir yorumlayın. tecrübe deneyimlerinizle bana bir yol haritası çizin lütfen.

Teşekkürler.

İhtiyaç üzerine Ekleme:

annene bağımlısın diyenler için durumu sanırım yeterince anlatamadım biraz daha detaylıca açıklayayım izninizle.

Annem hafta içi sabah çocuğu evimizde teslim alıyor ve biz evden çıkıyoruz. Bu 3-5 dakikalık bir süreç. Sonra eşim eve geliyor ve annem kendi evine geçiyor. Yani hafta içi bir arada bulunduğumuz demeyelim, birbirimizi gördüğümüz toplam süre her gün 3-5 dakika.

Buna ek kadının yanında fiziken başka kimsesi yok. Yakınında olan tek çocuğu benim.

Ben bunlardan bağımsız haftada bir veya 10 günde bir hep beraber bir araya gelelim istiyorum.

Çocuğuma da bana da bunun iyi geldiğini gözlemliyorum çünkü.

Eşime gelince ben normalde bu konuda emrivaki de yapmazdım fakat aynı gün zaten öğleden itibaren kardeşine de ziyarete gidecektik. Annem konu olunca ben gelmiyorum sen git annene vs. dedi. Önceki olaylardan dolayı da bana bir karşıt gelme durumu vardı.

Benim anneme bağımlı bir durumuma gelince.

Hergün ararım, halini hatrını sorarım. Bu bağımlılıktan öte annemin benim nezdimde bir değerinin olması ile ilgili. Çocukluğumdan beri bir anne oğuldan daha çok iyi anlaşan yetişkin arkadaşlarız da.

Ve onun şuan yanında olan tek yetişkin olduğum için bilerek bunu yapıyorum. Bir vefa borcu adına ne denirse densin. Örneğin Allah korusun vefat etse benim dışında onun kapısını tıklatıp yoklayan başka kimse yok.

Biraz daha açıklayıcı olmuştur umarım
0
mahmuttt
(19.10.25)
Kendisini yetiştirememiş sözde iki yetişkin görüyorum. Arada olan gariban cocuga acıdım.
Bu anlattıklarında da ikiniz haksızsınız. İkinizin de ciddi şekilde düşüncesini davranışını değiştirmesi gerekir ama bu saatten sonra ve fiziksel siddet olaylarından sonra bence bu iş öyle veya böyle bitecek gibi görünüyor.
+6
dedeminhirkasi
(19.10.25)
ikiniz de haksızsınız boşanın kurtulun çocuğa da yazık, ayrıca hikayenin seninle ilgili olan taraflarını yumuşatarak ballıyarak anlattığın belli, niye kadın sürekli annen aramıza giriyor muhabbeti yapıyor?
+7
nahtoderfahrung
(19.10.25)
Saygı ve tahammül kalmamış geçmiş olsun.
+2
anon1m
(19.10.25)
Çocuk varken ayrılmayı kesinlikle düşünmeyin. Son çaredir o ve o aşamaya daha çok zaman var.
Ya ikinizin de saydığı bir aile büyüğünün hakemliğine gidin. Ya da bir aile terapisti bulun. İncir çekirdeğini doldurmayacak büyüklükte devasa sorunlarınız var sizin.
Ayrılın diyenler için de bir atasözü geldi aklıma. Bekara karı boşamak kolay gelirmiş.
-10
Mirket
(19.10.25)
selamlar, yaşadığınız bu sorun için üzüldüm ama her ne olursa olsun eşinize tokat atmanız çok yanlış. bunu geçtikten sonra eşinizin geçinmeye niyeti olmadığını, sizin anneninizle kendisini yarıştırdığını düşündüm. bunu sadece sizin söylemlerinize dayanarak söylüyorum karşı taraf ne der ne anlatır bilemem. sonuçta hakim de değilim avukat da ama her ne olursa olsun üzüldüm.
+2
Fodera
(19.10.25)
öncelikle ikiniz de psikiyatriye gitmelisiniz. bunu kardeşim hastasınız vs. diye söylemiyorum, lütfen kötü algılamayın. öncelikle kendinizi ve neyi tetiklediğinizi çözmeniz lazım. bu süreçte de ilaç desteği yardımcınız olur.

anneniz, arkadaşlar şu bu çok gereksiz bir çok yük edinmişsiniz. siz birbirinizle evlisiniz. o şunu dedi bu bunu dedi, yok annemle kahvaltı falan bunlar sadece ikiniz arasındaki ilişkiyi devam ettirirken yük olan noktalar.

merak etmeyin kimseye bir şey olmaz.

ortada çocuk var iki insan olarak o çocuğun sağlıklı büyümesini sağlamanız gerekli.

tokat vs. zaten rezalet bir durumdasınız. bunu kibarca ifade etmenin yolu yok.

ilişki sürdürmek zaten aşırı zor bir durum daha da zorlaştırmayın kendinize. bi antidepresan alın.

başkalarını unutun ilişkinize bakın.

sürekli ben haklıyım o haklı, ondan bunu esirgerim düşüncelerinden sıyrılın. önemi yok.

bizim düşüncemizin de önemi yok.

sakin olun.
+5
gurur
(19.10.25)
ikinci evliliğini yapmış er kişiyim. birlikteliğinizde çok temel sıkıntılar olduğu açık, siz de biliyorsunuz zaten belli bir durum bu. ama benim anlamadığım sıkıntı yaşayıp anne babayı aramak nedir? kusura bakmayın ama bu yetişkin ilişkisi değil, nezaketle söylemek istiyorum ama 20 yaşında köy yerinde evlenmiş insanların sahip olduğu gibi bir ilişki mevcut. burdan sağlıklı bir ömür boyu birliktelik, mental olarak sağlıklı bir çocuk çıkması gerçekten çok zor.
+10
awlmi
(19.10.25)
Ben bekarim, sizin gibi medeni cesaret gösteremedim daha,

o cesareti gösterdiginiz saf duygulara dönmeyi denemelisiniz,

kendini yipratan seyleri karsiya anlat, oda sana anlatsin ve ilk günku gibi olamayi istediginizi soyleyin,

Cocuk herseyi gorur,duyar ve sizin hayatiniz, onunda tercihlerini belirler,

eşin stresi kaldiramiyor ve cocugada bunu yansitiyor, akli selim hareket edemiyorsaniz destek almayi deneyin,
ama siz, ana-babasiniz,akli selim olmalisiniz,bencil olamassiniz artik,

Egonuzdan siyrilarak birbirinize dertlerinizi pozitif kelimeler ile anlatmayi deneyin.
0
designer
(19.10.25)
Herkes çok olumsuz şeyler yazmış. Ben de ikinizi de haksız gördüm.

Bence çocuksuz bir kafa dinlemeye ihtiyacınız var. Ayrıca oturup konuşmaya. Gerçek düzgün bir konuşmaya. Hatta ben olsam baya ciddi ve yer yer kötü xor örneklerle konuşurdum. Kavgalarda boşanma lafının geçmesini hiç doğru bulmam ama bazen en kötüsünü de görmek göstermek lazım. Atıyorum adi Özlem. Derdim ki bak Özlem önümüzde iki seçenek var ya bu şiddetli kavgaya devam edeceğiz giderek dozu artacak ve bir şekilde boşanacağız ya da toparlamak için elimizden geleni kalbimizle yapacağız. Ben sana ve çocuğumuza iyi bir eş ve baba olarak elimden geleni yapmak istiyorum. Hayatın yükünü iki kişi omuzlamak istiyorum. belki şuan boşanmak sana iyi bir seçenek gibi görünebilir ilk başta ama işler senin için benim için olacağından daha zor olacak. Bütün evin yükünü market temizlik araba mevzuları herşeyı ama herşeyı tek yapman gerekecek. Ben sadece çocuğumuzla alakalı olan konularda yardımcı olabilirim. Sevgililer gününde ya da doğumgününde romantik bir hediye isteyeceksin ama benden sonra bu sefer cocukla herseyı dengeye oturtman cok daha zor olacak. Bak beni hala seviyorsun ya da sevmiyorsun bilmiyorum. Bazen saygılı cümlelerinden artık benı sevmedıgını hatta nefret DAHİ ettıgınj dusunmeye başladım. Ama ben seni hala seviyorum. Ve ilişkimiz için çabalamak istiyorum. Her zaman ailemizin direği olarak huzurlu yuvamıza seninle ve çocuğumuzla olmak istiyorum. Ama bunun için sadece benim çaba göstermem yetmez. Öncelikle cocugu bir silah olarak kullanmayı bırakman lazım vs vs vs.

Tabi bundan önce bence tokat için öncelikle özür dile. Cidden özür dile ve birkaç gnü daha dişini sık. Alttan al. Ortalık bir durulsun. 1 hafta fln. O şekilde konuş. Şuan eşinde haklı olarak tokatın siniri olduğu için herşey birbirine girecek. Ve ben olsam cidden bu boşanma seçeneğini de önüne koyar başına gelecekleri söylerdim. Ben boşanmış kadınların da aşırı mutlu olduğunu düşünmüyorum. Kadının toplumdaki rolleri çok fazla. İşte çalışıp kariyer inşa ederken bir yandan ev işleri bir yandan çocuktan kaynaklanan iş yükü. O yüzden hayatın yüküne dair bazı şeyleri hatırlatmak iyidir.

Ve bence eşin çok yıpranmış. Hiç bir insan boşanacağım mutsuz olacağım sinir krizleri geçireceğim sinir krizleri geçirteceğim diye evlenmiyor. Herkes sevdiği ve mutlu olmak istediği için evleniyor. Eşin bir şekilde çok yıpranmış. Ev iş çocuk ev iş çocuk bitmeyen bir iş yükü döngüsü. Hayatın yükü çok fazla omuzlarına binmiş. Ve bu yük altında okdr çok ezilmiş ki neyi görse duysa laf sokuyor geçiriyor bağırıyor sinirleniyor.

Bence eşin ciddi bir konuşma süreci sonrası toparlayabilir. Belki kendisine biraz zaman ayıracak birşeyler yapmak iyi gelebilir. Kendisine zaman ayırması derken evde tek kaldığında evi düzenlemesi temizlik yapması fln değil. Direk kendisi için birşeyler yapması.

Ve de tokatın karşılıklı olması birşeyi değiştirmez. Biz türk toplumunda kadın olarak şiddetin ortasında bir cinsiyet olduğumuz için, ben olsam ben de attığım tokada bakmaz sen nasıl bana vurursun bana vurdu fln derdim. Takıldığım tek şey olabilirdi. Ne yazık ki bu kültürel birşey. Yaşarken burda yazabildiğimiz kadar medeni ve olgun olamıyoruz ne yazık ki. O yüzden ilişkini toparlamak istiyorsan sen sana düşenleri yap da, öncelikle tokadın özüründen başlayarak ve uygun bir zamanda konuşup ona da kendisinin düzeltmesi için zaman tanıyarak. Zaten düzelirse düzelecek yoksa bu şekilde gitmez. Sizin de bir yerde kafanız atıp ayrılmak istemeniz muhtemel.
-2
mobydick
(19.10.25)
"Yine bu sabah Yalnız yaşayan bir haftadır görüşmediğimiz yaşlı annemle sabah bir kahvaltı yapalım mı diyorum."

2 yaşındaki çocuğunuza haftada 5 gün bu kadının baktığını da yazmışsınız. Çok merak ediyorum çocuk yaparken böyle mi planladiniz mesela "Ee çocuğa da annem bakar bakıcı parası cepte kalır oh mis" ya da bakıcı tutmaya gücünüz yoksa o zaman neden çocuk yaptınız?

2 yaşındaki çocuğun enerjisine Eşinizin dahi yetemedigini zaten kendiniz de belirtmişsiniz. Peki yaşlı anneniz?

Anlattiklariniz 2 kişinin gecimsizliginin vs dışında çok daha temel problemler barındırıyor aslinda.

Çözüm odaklı bakarsak; eşinizle baş başa sakin kafayla her şeyi konusacaksiniz. Hatta bu görüşmeden önce bir kağıda birbiriniz hakkında hoslanmadiginiz her şeyi yazın, görüşmede de tek tek konuşun.

Bunların hepsini de çocuk için yapacaksanız. Yapamiyorsaniz bir an önce boşanın ki çocuğun da hayatı bir düzene girsin.

Umarım çocuğunuz için her şeyin en iyisi olur.
+2
makbur
(19.10.25)
birkaç haftadır neredeyse her haftasonu benzer duyurular ekliyorsunuz, çoğunda da amacınız size "haklı" olduğunuzun söylenmesi gibi geliyor. bunu duymak için de (@nahtoderfahrung +1) anlatımlarınız fazlaca yanlı geliyor. kendinizi pirüpak göstermeye çalışıyorsunuz.

eğer yanılıyorsam da ciddi bir iletişim probleminiz var demektir ki eşinize ve hatta eşinizin ailesine bir türlü bu iyi niyetinizi anlatamıyorsunuz. zira eşinizle yaşadığınız olayı sıcağı sıcağına kaynana ve kaynataya ayrı ayrı aktarmak istemeniz bence aşırı. onların yerinde olsam sabah sabah damat niye beni arıyor, mesaj atıyor der keyfimi kaçırdığı için de sinirlenirdim.

bir de çocuğun her şeyi reddedip, bağırması ve o durumda işine gelen ebeveyn hangisiyse ona yönelmek istemesi bence doğal. sizin buna gösterdiğiniz tepki ise abartı (hatta anlamsız gibi geliyor). zaten bu davranışınız da gününüzün geri kalanını şekillendirmiş.
+4
tnz
(19.10.25)
Uzun uzun yazamayacağım ama ikinizde haksızsınız+1 aranızı düzeltmenin yokuna bakın yoksa işin sonu avukat
İki tarafında fiziksel şiddeti doğru değil sırf bu bile yardımla çözülmesi gereken bir durum
0
basond
(19.10.25)
Çocuk iyi evliliği bozar, kötü evliliği boşar. Bunu bilerek anlaşmanın yolunu bulun. Yoksa çok da uzatmayın. Sonu boşanma olacaksa, ucunda bunu görüyorsan, ya şimdi ya 15 sene sonra.
+1
gabe h coud
(19.10.25)
İkiniz de haksızsınız, +1.

Karşı tarafın iyi kötü neyi yanlış yaptığını görüyorsunuz ama öz eleştiri için; "bir haftadır görüşmediğimiz yaşlı annemle sabah bir kahvaltı yapalım mı" sorusuna eşiniz "annen kahvaltı yapmıştır zaten" diyor, kibarca hayır diyor. Ve siz bu cevabı kabul etmek istemiyorsunuz. Üzerine anneniz zaten haftada 5 gün çocuklarınıza bakıyor. Ortada gerçekten karşı tarafı bayan ve sizin farketmediğiniz bir durum var.

"Eşimin özellikle son bir aydır bana karşı “yanıma hiç yakışmıyorsun, anasının oğluşu” gibi tahrikkar sözleri de var." Bu başlı başına başka bir duyuru konusu. Buna verdiğiniz misilleme ayrıca yanlış. Haklıyken haksız duruma düşüyorsunuz.

"Sonra ben eşime diyorum ki giyin, hazırlan çıkacağız. Bu Sinir krizine giriyor. Sonra ben Yatak odasında kapıyı kapatıp Çocuk görmesin diye, Sert bir şekilde Uyarıyorum. Bağırmamasını hazırlanmasını söylüyorum. Ve kalkıp bana bir tokat atıyor."
İlk olarak sinir krizine giren birinin üzerine gitmek çok yardımcı olmaz. İkinci olarak siz kimsiniz de kime nereye gitmesini ne yapmasını emrediyorsunuz. Çok istiyorsanız en başından tamam ben annemle kahvaltı yapmak istiyorum çocuk kimde kalsın diyin, planınızı yapın.

İki tarafın da sıkıntıları var ama amacınız çözüm bulmak, sorun çözmek değil.

my 2 cents:
-İki tarafta aklında olanları içinde biriktirmeden, sakin sakin paylaşmalı.
-Her konuda anlaşmak ve orta yolu bulmak zorunda değilsiniz. İnsanların sizin annenizle iletişiminizi kısıtlayamacağı gibi, kendi hayatına eşinin ailesini, eşi her istediğinde sokmama, görmeme, kahvaltı yapmak istememe hakkı olduğuna da inanıyourm.
-“yanıma hiç yakışmıyorsun" laf değil, altında yatan ne ise konuşmak lazım.
- tokat kısmına hiç girmiyorum, oturun siz kendi adınıza samimi olarak özür dileyin.
+2
archmage mahmut
(19.10.25)
evli değilim ama
hem haftada 5 gün annem bebeme baksın ---hal böyleyken nasıl kadınla haftaboyu görüşmemiş oluyorsunuz hiç anlamadım? ışınlayarak mı gönderiyorsunuz çocuğu?--
hem de h.sonu annemle birlikte kahvaltı yapalım, diye bir dünya yok...koca olarak bu beklentiniz aşırı saçma.

o dünyanın olması için mesela oldukça ataerkil yetişmiş bir aileden bir eşiniz olması (yani cidden "kız almış" olmanız) lazımdı. mesela benim dışardan gayet modern, çalışan kadın vs olan kardeşim esasen böyledir, "gelin ettik" gitti babasının evine sadece senede 2 kere yarım saat geliyor. ailem fazlaca ataerkil o yüzden kimse için tuhaf değil durumlar -ben hariç, benim kafam ayrı çünkü. neyse, gidip böyle birini "alaydınız" madem böyle bir evlilik istiyorduysanız...

ya da mesela annenizle eşiniz kanka gibi filan olmalı onu sizin "gariban" anneniz olarak değil kendi kankası olarak görmeli.

her türlü, bunu sorun etmeden yapacak (şehirli, modern, çalışan vs.) kadın sayısı oldukça azdır. cidden etrafımda 1 elin parmağını geçmez yani.

5 gün k.valiyeye çocuk bırakmış gelin bir de h.sonu onunla kahvaltı yapacak...bunu "olağan" görüyorsanız o da "anasının oğluşu" der size..işler çirkinleşir. bunu nasıl normal görüyorsunuz? siz hangi gezegende yaşıyorsunuz? kaynana yahu sonuçta, isterse melek olsun. hayret bişeysiniz.

ha eşiniz de çok normal bir insan olsa, zaten annen 5 gün bakıyor, biz birlikte azıcık zamana sahibiz, gel şöyle bir program yapalım der normal makul konuşulurdu. o sizin aileyle kendi ailesini yarıştırıyor, çocuğu götüremezsin diye pazarlıklar filan ,korkunç. burada da onun tuhaf kafasını görüyoruz bence.

eşiniz işine kafası rahat devam etmek, bakıcı parası vermemek, istediği gibi çocuğu geç almak filan türü konforlar için k.valideye çocuk baktırıyor evet, (e aynı rahatlıklar sizin için de var ama sizin anneniz, onun değil, ona minnet borcu çıkıyor, gıcık bir durum...). yüksek ihtimalle siz 2niz anneniz olmasa zaten çocuk filan da büyütemezsiniz de ortalama Türk gibi siz de ailelere güvenip yapmışsınız işte. sonra neden 20 yaşında evlenen köylü gibi aileler herşeyin içinde deniyor, kuzum aileler olmasa hayatta kalamıyorlar çünkü, ondan olabilir mi?

neyse, eş bu duruma karşı zaten öfkeli (kendi çocuğunu kendisi büyütemiyor) olduğu için pasif agresif şeyler yapıyor. bu model türk kadını genellikle olmasını istediği ama olduramadığı şeylere karşı böyledir. intibam bu yönde... çünkü olmasını istediği o şeylere layıktır aslında.

misal sizin mesleğiniz değil de x meslek birini istemiştir, k.valideye baktırmak değil yabancı dadı isterdi, ama oluyor mu bunlar. olmuyor. e öyle bir imkan yok.
enteresan şekilde yine aynı türk kadını bu imkanları sunmasını da eşten beklediğine göre (çünkü neden evlendik o zaman?) öfkeleneceği kişi sizsiniz...."yanına yakışmıyor"sunuz. (ya da kendi fikrince layığını bulamadığı için aslında kendinedir öfkesi artık bu kadarı psikiyatrist işi benim işim değil)

kısacası ne o sizin beklentilerinizi karşılıyor ne de siz onun beklentilerini karşılıyorsunuz...böyle anladım.

boşanınca aşırı iyi bir nafaka ev araba herşeyi vermeyecekseniz öfkelenir öfkelenir geçer, şu anda boşanmaz. tümden deli değilse, onu tek bir konudan bilemedim açıkçası.
kadının şimdi yükü 80se boşansa 180 olacak çünkü. küçük çocukla boşanmak kolay değil. çocuk tamamen kadına kalıyor. kadın daha toka takarken deliriyorsa yemez yani boşanmak. çocuk büyüdükten sonra bu durum değişir.

ha 1-kadının aileden filan durumu iyiyse 2-cinsel hayatınız kötüyse 3-size olan öfkesinin arkasında başka birisinin ilgisi de varsa, o zaman o boşar zaten.

sevgi nerede burada...
valla bilemedim. ortada seven biri var gibi geçmedi konu. birbirine tokat atabiliyorsan sevmiyorsundur , bencesi böyle.
+2
subcomponent
(19.10.25)
boşan diyenlere bakma sen kardeşim.
sorumluluk sahibi, çözüm arayan bir baba için çıkış yolu her zaman vardır.

Annenle olan bağını korumak istiyorsan, bunu eşinle çatışmadan değil, uzlaşarak yapmanın yollarını ara
-2
jamswety
(19.10.25)
Resmen sen haklısın diyelim diye acayip taraflı şekilde anlatmışsın ama evli bir birey olarak haksızlığın buram buram kokuyor.

Karının tek hatası çocuğa bağırmak ve sert davranmak. Bu büyük bir hata. Geri kalan her şeyde sen haksızsın. Böyle bir kocam olsa zevkle boşardım. Öyle bir boşardım ki boşadığım için aklıma geldikçe sevinç duyardım.

“Yaşlı zavallı anneciğin” ile zaten haftanın 5 günü görüşüyorsunuz sanki aylarca görüşmemiş gibi bir haftasonucuk kahvaltıcık diye küçültmeye gerek yok. O kadar yaşlıysa çocuk baktırmayın zaten orda çelişki var.
Tüm hafta içi çalışıp yorgun argın bir tek haftasonunu bekliyorsun ve o da ne? Haftasonu yine KAYNANA. Oldu mu yani kim kabul eder bunu? Bir de emrivaki yapmaklar geleceksin diye bağırıp çağırmalar.

Üf yazamayacağım daha fazla sinirlerim bozuldu. Evli çocuklu bir insan olarak bunları okuyunca cinnet geliyor bana. Gidip kocamı öpüp şükür edeceğim. millette ne adamlar var ya.
+2
Gradient_tabanlı_mor
(19.10.25)
haklı olduğun taraflar çok ama taraflı anlatıyorsan bilemiyorum. tokat işi çok yanlış. uç bir nokta. çocuğu bir yetişkine bırakıp 1-2 saat baş başa konuşmayı deneyin. iki tarafın da adım attığı bir konuşma olursa sürüyor öbür türlüsü zaten mahkeme.
0
summerjam0306
(19.10.25)
kanka boşa gitsin. sana tokat atma gibi bir şeye cürret ediyorsa ahlaksızın önde gidenidir. yanıma yakışmıyorsun falan ne demek. ben olsam dünyanın kaç bucak olduğunu çok fena gösterirdim ona. erkek ol ve boşa. hiç ılımlı olayım anlayış göstereyim deme. bu tipler öyle şeyleri prenseslik olarak adlandırır. acıma.
-1
archmeister8
(19.10.25)
Çocuğunuz çok muhtemelen normalde annesinin sözünü dinleyecekken, sizin vereceğiniz tepkiyi bildiği için huysuzluğu artmış.

Kadın gayet kibarca kahvaltıyı annenizle yapmak istememiş, üstelik başka arkadaşlarıyla olan planı “cezalandırmak için” iptal etmenize rağmen kibar davranmış yine, siz emrivaki yapmışsınız. Üstüne de odaya çekip “had bildirmişsiniz”, üstüne de kadını kendi anasına babasına şikayet etmişsiniz hem de annenizle bir olup.
Ya allah eşinize sabır versin. Bir kadını ne kadar bunaltabilirseniz o kadar bunaltmışsınız. Şiddet kötü bir tepki ikiniz için de, hele de evde çocuk varken haklı görmüyorum ama bir kediyi bile bu kadar köşeye sıkıştırırsanız, tırmalar.
+6
physcos physcos
(19.10.25)
Bitmiş okeye dönüyorsunuz. Boşa zaman kaybetmeden boşanın. Ben böyle evliliklerin devam etmesini ve devam etmesini tavsiye edenleri anlamıyorum. Mesela siz bu saatten sonra nasıl seks yapabileceksiniz ki?
Sizinki evlilik değil ev arkadaşlığı olacak.
İşte birbirinizi tam anlamıyla tanımadan 5 yıl evli kalmadan çocuk yapmamak bu yüzden önemli.
+1
dawsonscreek
(19.10.25)
ikiniz de anormalsiniz. sakın boşanmayın, başka insanlarla evlenip onların da başını yakmayın
0
benarrivo
(19.10.25)
karın haklı.

annenle her hafta sonu görüşmek zorunda mı? zaten annen haftanın beş günü evinizde görünüşe göre. zorla kahvaltı yaptırtmaya çalışıyorsun, kadın istemiyorken. sonra tartışıyorsunuz ve anne babasına ispiyonluyorsun. pardon sen nasıl bir yetişkinsin? onun kendi annesiyle dertleşmesi ile senin aileleri karıştırman ve onu anne babasına şikayet edip durman aynı şey mi? kadından fiziksel olarak da uzaklaşmışsın ki çoğu aldatmalar ve boşanmaların kaynağı yatak odası. tabii senin duygularını da anlıyorum bu noktada ama yanlış bir davranış. bunun dışında söz verdiğin geziyi sırf ceza olması için iptal ediyorsun, halbuki belki gitseniz eşin sana minnet duyacak ve aranızdaki buzlar eriyecek.

kadın yorgunluğunu ve bıkkınlığını çocuğuna yansıtıyor olabilir ama ne korkunç bir anne!!!! demeden önce kanını canını çocuğu için verebileceğini düşünüyorum ben, burada eşinin yanlışı aranızdaki olumsuzlukları çocuğa yansıtmak.

haksızsın.

edit: sondan başlayarak yorumları okumaya başladım, physcos physcos +1 çocuğun annesinin sözünü dinlememesi de babasının nasıl davranacağını bilmesi. üstelik gidip kadına küfrediyorsun yok yere.

edit2: hızımı alamadım, Gradient_tabanlı_mor +1
+3
deartheodosia
(19.10.25)
düzenleyemedim, eşinin “yanıma yakışmıyorsun” demesi de muhtemelen onu yatak odasında reddedip durmandan kaynaklı bir yorum.
+1
deartheodosia
(19.10.25)
Eşin senin her hareketini abartmış. Sen anne sevgisini biraz abartmışsın çünkü eşin sen değil, ona göre bu hafta nasıl geçti bilmiyoruz, sen de bilmiyorsun, belki farklı şekilde rahatlamaya ihtiyacı var. Evli çiftlerin her hafta sonu anne baba ziyaretine gitmesi bana çocukluktan çıkılamadığını düşündürüyor.

Burada sorun senin eşini görmüyor, ihtiyaçlarını (özellikle duygusal ihtiyaçlarını) fark etmiyor olman, ben öyle anladım. Çünkü bir kadın çocuğuna bu kadar basit bir şeyden öfkelenmez. Belli ki deli gibi dolu, ağzından burnundan taşıyor.

Her hafta sonu anneni görmeyin. Onun annesini de görmeyin. Yaşlı sevindirmek tamam ama önce siz önemlisiniz. Eşin bunalmışsa önce onu ferahlatmak zorundasın, annen ikinci planda artık bu hayatta. Çünkü sen bir kadınla evlisin. Anneni yok say demiyorum, annenle bu kadar sık görüşme, hele ki eşin iyi değilse eşini rahatlatmadan hiç görüşme.

Bir ailenin annesi mutluysa o aile her türlü mutlu olur. Bu anne senin annen değil eşin. Bir kadını mutlu edecek tek kişi ise eşidir arkadaşım, başka kimse değildir.
0
muhayyer divan
(20.10.25)
öncelikle boşanmayın bence. en en son çözüm bu olmalı.

biri demiş eşin çok yıpranmış çocuktan çıkarıyor diye yüzde yüz katılıyorum bu yoruma. siz el bebek gül bebek büyütülmüş olabilirsiniz gariban ananız tarafından ama çağ değişti şartlar değişti bi kez olsun karınıza sordunuz mu neyin var seni bu hale getiren nedir diye?

haftada beş gün anneniz bakmıyor mu çocuğunuza? bir de haftasonu neden annenizle vakit geçirme ihtiyacı duyuyorsunuz? benim kocam peş peşe iki gün kendi annesi babasıyla vakit geçirince üçüncü gün fazla geliyor istemiyor kaçıyor normal değil sizin anne bağımlılığınız.

biri daha demiş sizden yüz buluyor, çocuk annesini dinlemiyor. ikilik yaratmayın çocuğun hayatında. böyle böyle anne kötü oluyor.

eşinizle ciddi konuşun belli ki bir sorunu var. evden bunalmış olabilir işten bunalmış olabilir. hiçbir şey yapmamaktan bunalmış olabilir. mutlu bir kadın ne bunları size yaşatır ne de çocuğunuza. kendi ister annenizle hep buluşmak.
0
Hallegadola
(20.10.25)
Boşanmak çözüm değil ben boşandım bu anne düşkünlüğünü çözemedim. Evliyken annesinden çıkmazdı şimdi de velayeti bende olan çocuk her dakika annesinde olsun istiyor eski eşim. Çocuğun okulu ödevi hak getire, kafaların değişmesi lazım. Haftanın altı gününü bir çocuğun babaanne ile geçirmesi normal değil. Çalışan anne çocuğu ile sadece haftasonu etkinlik planlayabiliyor onu da kayınvalide ile neden geçirsin?

Aranızda saygı kalmamış tokat, kötü söz vs. çok çirkin ama çözüm eşinizin kök ailesi olmamalı. Aile olan siz eşiniz ve çocuğunuz sorunun çözüleceği yer de sizin eviniz. Aranızda uzun uzun konuşun ve kesinlikle destek alın derim.
+1
cilekli pasta
(20.10.25)
annene bağımlısın diyenler için durumu sanırım yeterince anlatamadım biraz daha detaylıca açıklayayım izninizle.

Annem hafta içi sabah çocuğu evimizde teslim alıyor ve biz evden çıkıyoruz. Bu 3-5 dakikalık bir süreç. Sonra eşim eve geliyor ve annem kendi evine geçiyor. Yani hafta içi bir arada bulunduğumuz demeyelim, birbirimizi gördüğümüz toplam süre her gün 3-5 dakika.

Buna ek kadının yanında fiziken başka kimsesi yok. Yakınında olan tek çocuğu benim.

Ben bunlardan bağımsız haftada bir veya 10 günde bir hep beraber bir araya gelelim istiyorum.

Çocuğuma da bana da bunun iyi geldiğini gözlemliyorum çünkü.

Eşime gelince ben normalde bu konuda emrivaki de yapmazdım fakat aynı gün zaten öğleden itibaren kardeşine de ziyarete gidecektik. Annem konu olunca ben gelmiyorum sen git annene vs. dedi. Önceki olaylardan dolayı da bana bir karşıt gelme durumu vardı.

Benim anneme bağımlı bir durumuma gelince.

Hergün ararım, halini hatrını sorarım. Bu bağımlılıktan öte annemin benim nezdimde bir değerinin olması ile ilgili. Çocukluğumdan beri bir anne oğuldan daha çok iyi anlaşan yetişkin arkadaşlarız da.

Ve onun şuan yanında olan tek yetişkin olduğum için bilerek bunu yapıyorum. Bir vefa borcu adına ne denirse densin. Örneğin Allah korusun vefat etse benim dışında onun kapısını tıklatıp yoklayan başka kimse yok.

Biraz daha açıklayıcı olmuştur umarım
-6
🌸mahmuttt
(20.10.25)
Alışkın olduğum bir sahne gözümün önüne geldi.

Bana göre sen haklısın ama senin de bazı olumsuz davranışların var belli ki.

"yanıma yakışmıyorsun" lafı çok kritik, boşa söylenmez. Barışsanız bile buranın üzerine git.
Böyle bir kadına karşı yapılacak şeyler çok sınırlı. Ailelere haber salmakta da iyi yapmışsın, neyin ne olduğunu bilsinler, herkes kendine çeki düzen versin. Arada çocuk olduğu için alttan alan kişi sen olman lazım. Biliyorum içinden gelmeyecek ama yalandan da olsa git özür dile, çiçek al, hediye al. hevesle story atacağı mekanlara götür.

2-3 gün geçtikten sonra psikoloğa gidelim iyi gelir de (ilk başta genelde ret ediyorlar uzatma, ara ara lafı geçirerek ikna etmeye çalış).

ilişki sıklığını arttırın bunun çok faydası oluyor.
0
duyuruuser
(20.10.25)
geçmiş olsun.

anlattığınız ortamda en olgun kişinin 2 yaşındaki çocuk olması çok acı.

sizin iki eş arasında olan rekabet ve üstünlük kurma hevesini kırmanız lazım.
+2
galahad reloaded
(20.10.25)
Bir eşiktesiniz, sevginin vb durumların bittiği, olgunluğun ve birbirinizin kararlarına saygı duyma evresinin başlayacağı, aynı zamanda çocuğun durumunu da dikkate alarak normal insanlar gibi yaşayacağınız bir geçiş bu.
Bu durum biraz sürebilir, neredeyse her evlilikte oluyor, bir tarafın sakin kalarak kendini geri çekmesi lazım.
Zor bir durum değerlendirmek tabi size kalmış ancak bu eşiği aşsanız bile ben bu evliliği çok sürdürülebilir bulmuyorum mutluluk açısından, mutlu olduğunuzu düşünmüyorum.

İkinizin de haklı ya da haksız olduğunuzu da düşünmüyorum, sadece bir uyumsuzluk gözlemliyorum. bu tür durumlar bir kök sebebin tetikleyicisi, dediğim gibi bekleyerek ve olgunlaşarak, ya da bir bilene giderek bu sorunları çözebilirsiniz. Ama ne olur çocuğu bunlarla etkilemeyin.
0
va
(20.10.25)
Eşinizin çocuğa zorla toka takmasına sinir oldum çocuk ne istiyorsa onu yapmak çok zor değil herhalde. Tokası olsa ne olur olmasa ne olur.

Haftanın beş günü gördüğü kaynanasını herrr hafta sonu da kadın görmek istemiyor bundan daha doğal ne olabilir? Siz gidin görün, kadını niye peşinizden sürüklüyorsunuz?

Arayıp velisine şikayet ettiğiniz yeri okurken patladım kusura bakmayın :d evlisiniz ve çocuğunuz var ya aileleriniz niye bu kadar her şeyin içinde? Bir yuva kurduğunuzun farkında değilsiniz, üzücü.
+3
sadakatsiz
(20.10.25)
reyiz halen daha anne bağımlılığını göremiyorsun bir de anlayış bekliyorsun.
0
Hallegadola
(20.10.25)
Acilen boşan.

çocuğu yapmış nafakayı garanti altına almış kadın sendorumu yaşatıyor sana.

''yanıma yakışmıyorsun'' kasıtlı bilerek düşünerek söylenmiş bir söz.
0
xu
(20.10.25)
yanıma yakışmıyorsun lafı neyin lafıymış onu bir aç.
seni mi beğenmiyor artık.
çok mu güzel kadın.
işin sonu aldatmaya varmasın sonra?
eğer böyle bir durum yoksa boşanma.
oturup güzelce konuşun. kadın biraz sıkıntılı sen daha mantıklısın.
en azından bu aralar biraz daha idare et.
sen bayağı darlanmışsın.
0
OgutucuRecep
(20.10.25)
ben ailelerin araya sokulmasini anlattiginiz sekilde yanlis buluyorum, kendi iliskimde kesinlikle yapmayacagim bir sey. bence evlilik iki kisi arasindadir. ama elbette tercih ve yetistirilme meselesi. siz nasil uygun goruyorsaniz.
cocugunuzu neden krese vermeyi, belki en azindan haftada bir kac gun dusunmuyorsunuz? 2-3 yasindan itibaren cocuklarin yasitlari ile oyun oynamaya ve ebeveynlerine ihtiyaclari var aslinda daha cok, anneanne/babaanne'den ziyade. ben bunun ayrica evliliginizi de degistirecegini dusunuyorum, zira eslerin de birlikte kaliteli zaman gecirmeye ihtiyaci var, simdi sanki anlattiklarinizdan daha cok ailelerle birlikte toplu bir evlilik gibi geldi kulaga. zira mesela cocugunuz haftada 2-3 gun krese gitse, haftada bir aksam annenizden cocuga bakmasini isteyip esinizle birlikte sinemaya gidebilirsiniz belki, bir yemege cikarsiniz? bu hali ile, evden ise isten eve, e anne zaten her gun cocuga bakiyor, bir de bir aksam da baksin istenmez. ben anlattiginiz yasamda bogulurdum diye dusunuyorum.
ayrica unutmayin, bu kadinla evlenmenizin bir nedeni var. bir noktada begenmissiniz, o donemde yaptiginiz her ne idiyse o donemde keyif almissiniz, onlari hatirlamaniz onemli, her ikinizin de. birbirinizi sevdiginiz donemi, birbirinizde ve birlikte sevdiginiz seyleri hatirlamak onemli. bu anlattiginiz programda bunlari unutup kaybolmak cok normal.
ancak elbette, dedigim gibi hem herkesin hayati, aliskanliklari bambaska hem de disardan konusmak daha kolay.
0
kassiopeia
(20.10.25)
Oncelikle cocugun yaninda esine kufur etmen muthis yanlis. Bu gibi hareketleri yapiyorsan esinin psikolojik durumunu sen bozmus olabilirsin.

Bunun disinda anlattiklarinda haksiz oldugun bir konu gormedim. Anlattigin davranislari hic uygun degil. Ailesine durumu anlatmakla iyi yapmissin. Esine saygisizlik yapan kadinla aile olmaz. Ayrica buradan tavsiye almani onermem, anne bagimliligiyla konunun alakasi bile yok.

Cocugu boyle bir ortama daha fazla maruz birakmadan bir sekilde cozersiniz umarim. Tam psikolojisinin oturacagi yaslar ve hep sandigindan fazla seyi gorur, hisseder ve anlarlar.
0
osssy
(20.10.25)
neredeyse aynı şeyleri yaşadığım için sizi çok iyi anlıyorum. anne bağımlılığı vesaire kimseyi dinlemeyin. eşiniz yokken anneniz vardı. anneye gidilecek. anneye gidilmiyorsa kimseye gidilmeyecek. bu kadar basit.

ancak ne olursa olsun sizi tek taraflı okuduk, sizin de kabahatleriniz olmuştur. karşılıklı tokatlar falan ne oluyoruz? iki tarafın da kabahati olmadan işler bu raddeye gelmez. bu noktada suç ile kabahati ayırmak lazım. suçunuz yoktur ancak mesele buraya gelmeden bazı şeylerin önlemini almanız gerekiyordu. örnek vereyim. ben boşanmış biriyim. boşanma sebebim eşimi gereğinden fazla serbest bırakmak. çocuktan sonra işini bıraktı, bir süre çocuğa baktı ancak çocuk okula başlayınca sürekli gezmeye başladı. okul tatillerinde de sürekli memleketine ailesinin yanına gitti çocukla. halbuki şimdi anlıyorum, bağırıp çağırıp evde oturtacakmışım. karşı tarafa müsamaha göstermeyi, bazen iyilik ya da saygı zannediyoruz ancak karşı tarafı kendi hatalarından da korumamız gerekiyor. gerektiğinde sesinizi yükselterek.

bu anlattıklarınız çerçevesinde sizin tek hatanız, şiddete şiddetle karşılık vermek olmuş. yanlış. yanlışa yanlışla cevap verilmez ve ne olursa olsun siz erkeksiniz, onun tokadı ile sizin tokadınız bir olmaz.
-4
co2s2
(20.10.25)
Eşin hafta içi çalışıyormuş, o halde hafta sonunda aile ile ecirmek istemeyebilir. Sizin zorlamanın saçma. Sizinle kahvaltı yapmak isteyebilir ama her hafta zorlaman saçma. Ayda bir normal. Ve bunu eşinle paylaşırsan kabul edecektir,kabul etmiyorsa o zaman haksız duruma geçer. Ayda bir de onun ailesine gidersiniz.
Bu arada sen anneni daha sil görmek istiyorsan kimse sana karışamaz. Git görüş ancak bebeğini götürme. Çünkü kadın zaten 5 gün yorulmuştur. Extra zorluk çıkarıyorsun..bal olsa yenmez her gün.

Eşine neden sürekli had bildirme derdindesin? İletişim kuramıyorum bu da ilk hatalının sen oluğunu gösteriyor. Saçını acımıyorsa al coxugu kalır,annesi yakala akala diyip oyuna cevir,coxugu yatakta ye,üzerine esini de at,onu da ..o anı geçir. Ama sen ne yapıyorsun küfür ediyorsun. Bence olayları idare etme sürecinde sorunlu birisin.
Kusura bakma ama eşinin haksız olduğu her noktanın öncesinde senin haklı davranışın olduğu için havanın büyüğü sende
0
hacirotti
(06.11.25)
(22)

İnsanlar bu kadar km nasıl yapıyor?

chicha_v2
2020 model araba 150 bin, 180 bin olan bir sürü ilan var. Tek tük olsa anlarım da sürekli şehirdışı kullansan yine olmuyor yine çok yani.Ben yılda 10 bin yaptığım için de abartı geliyor olabilir tabi de normal mi bu km'ler?Siz yılda kaç km yapıyorsunuz?
2020 model araba 150 bin, 180 bin olan bir sürü ilan var. Tek tük olsa anlarım da sürekli şehirdışı kullansan yine olmuyor yine çok yani.

Ben yılda 10 bin yaptığım için de abartı geliyor olabilir tabi de normal mi bu km'ler?

Siz yılda kaç km yapıyorsunuz?
0
chicha_v2
(16.10.25)
@bir sıcak el Memleket neresi Kazakistan mı? 236 bini kaç yılda yaptın?
+1
🌸chicha_v2
(16.10.25)
yilda 30 bin km yapar, az degil tabii ama abartili da degil. Yilda 25 bin km yaptigim olmustu Turkiye sinirlarinda. Ise gidip geldim yakindi gorece, arada bizimkilerin yanina gidiyordum git gel 100 km falan, koye gitmisimdir 2-3 kez, tek yon 1000 km vs vs derken cok gezen insan yapar. Ise de gidiyorsa kolayca yapilir.
0
mbond
(16.10.25)
ben yılda 10-15 arası yapıyorum 2 araç var eşimde benzer km yapıyor
0
basond
(16.10.25)
Zaruret , iş halini anlarım ama genel olarak düşüncem ayrıca tembellikten veya tatili, gezmeyi, zevki abartmaktan bu kadar km yapılıyor olmalı.
Abartı gelebilir ama yürümekten aciz, az ötedeki tuvalete bile aracıyla gidecek olan insanlar var.
Zevkin abartılması ise genelde öyle hayırlı şeyler sebebiyle de olmuyor.

Yürümeye yabancılaşmış ve anne karnındaki embriyo misali sürekli birileri bu kimseleri bir yere taşımalı.
Sonra da haraketsizlik kaynaklı kilodan vs. rahatsızlıklardan bahsederler .
0
diyecevaplandı
(16.10.25)
Pazarlamacıyım. Geçen seneye kadar ayda 8000 kilometre yol yapıyordum. İş değiştirdim de bu sene 4000 km'ye düştüm.
0
etna
(16.10.25)
bizim 2004 model ilk sahibi olduğumuz bir araba vardı, 2020 yılında 100bin km de idi.
ben de anlamıyorum.

aracı sattım adam 3 yılda 200bin km ye getirmişti aracı :(
0
ananiyimioguz
(16.10.25)
Şahsi araçlarımla ortalama 25 bin

Şirket aracıyla da günde 60 km, ayda 1250 desen, 15 bin
0
gabe h coud
(16.10.25)
Arabamı mayıs ayında 0 km aldım. Şu anda 13xxx km. Senede yaklaşık 30k km yapıyor. Her gün işe git gel için 35-40 km yapıyorum, gerisi seyahat.
0
tss
(16.10.25)
işi uzaktır çok geziyordur vs
0
jelly bear
(16.10.25)
Türkiyede eğer şirketiniz karşılamıyorsa, -ki öyle bile olsa- benzine verilen para yazık günah. abd de olsak anlarım da türkiyede bu kadar arabayla gezmeyi seveni ve yakıtı dert etmeyeni anlamıyorum boşa para atılıyormuş gibi geliyor.

Bir de aracı çok yakınca normal karşılayan var aslan besleyen yemini düşünmez falan... diyorlar. Ağır gerizekalılık başka bişey değil sanki benzin ucuzmuş gibi.

Bazı arkadaşları biliyorum kafaları dağılsın diye çevre yolunda turluyorlar iyi geliyor diyorlar.

Yani şahsen bana iyi gelse bile yaktığı yakıtı düşününce nötrler hiç bişey anlamam.
0
ananiyimioguz
(16.10.25)
Evle okul arası 35 km. Ayda 1120 km yapıyor. Günde 5 km günlük işler olsa +150 km. Haftasonları da 100 km gezi olsa, +400 km. Ayda 1700 km yapar yuvarlak. Yılda 20bin km yapıyor. Yılda 15-20bin İstanbul için normal bir rakam.

Hibrit araç kullanarak bütçeme ve çevreye karşı vicdanımı kısmen rahatlatmış oluyorum. Toplu taşımayla gitsem yolum git-gel toplam 3 saat daha uzayacak.

Araç üreticilerinin periyodik bakım aralıkları genelde 1 yıl/15bin km şeklinde oluyor.

5 yıl için 75bin km normal yani. Ama İstanbul'da 5 yaşında 75binde araç çok düşük km kabul edilir. Genelde 100-110bin civarı oluyor 5 yaşındaki arabalar.
0
yadigar
(16.10.25)
işim git gel 130km. ayda 2500 km. yılda 30 bin. işte böyle yapılıyor.
0
mikahakkinen
(16.10.25)
benim 2020 model, 120 bin km. normal geldi ya, yılda 20-25 bin km işte.

ev-iş arası 20 km ise bile ayda 2x20x20'den 800 eder. bi de yazın istanbul-ege, kışın istanbul-ankara tarzı bi kaç şehir dışı yol yapsan 20 bini rahat bulur.
0
gitdaddy
(16.10.25)
iş ev arası mesafe uzaksa ondan oluyordur, biz de geçen düşündük 7 ayda 10 bin falan yapmışız, işe gidip geliniyor her gün istanbul olunca mesafeler uzak malum. arada uzak ilçelere akraba ziyaretlerine vs de gidiyosun, 1 defa tatil, 3-4 defa izmit edirne gibi mesafelere aile ziyareti derken oluyor yani. arabasız da gitmek istemiyoruz bir yere çünkü arabayı zaten o konfor için aldık.
0
Sadece soruyorum
(16.10.25)
kimisinin işi mobil. yılda 60-70 bin yapıyorlar. zaten bi şehir dışı git gel 2 bin km. yılda 30 40 yapan var.

kimi de gezmeyi çok seviyor. bi arkadaşım ben yemek yemeyi çok severim. eşimle tüm türkiyenin köylerine kadar gezdik demişti. o da yılda 80 mi ne yapmış. ilginç yani.
0
gurur
(16.10.25)
eski arabayı 2016da 0 almıştım. 2020de 10000 km anca olmuştu. 2024te 55000 km iken sattım. yeni arabayı 2024te 0 aldım, şimdi 19000 km.
0
inheritance
(16.10.25)
evle isim cok yakin, benden baska araci kullanan yok, is disinda haftada 2-3 gun bir o kadar daha yol yapiyorum, ekstar avm, yemek, etkinlik, senede birkac tatile de arabam ile gidiyorum senelik 15bin'i kolay kolay gecmiyorum
0
sweetoffice
(16.10.25)
Sahaya gittiğimde şehrin öteki ucuna tek yön 100 km yol gidiyorum. Servis pahalı ve az yoğun olan bu yolu kullanmadığı için hergün kendi aracıyla giden nice arkadaşım var. 200x20x12 senede 48.000 km yapar. Bunun marketi haftasonu gezmesi yaz tatili derken bu rakam daha da artıyordur.
0
cilekli pasta
(16.10.25)
Pandeminin zirvede olduğu dönemde bir ara her şeyin fiyatı ve maaşlar bile artarken benzin fiyatları sabit kalmıştı.
İşe başladıktan 1 ay sonra pandemi patlamıştı ve ben iş için şehir değiştirmiştim.
Pandemi patlayınca tüm şirket tamamen evden çalışmaya geçti 2 sene boyunca. Benim gibi bazı kişilere de haftada 1 işe gel dedi ama taksi parası verdi fiks.
Oturdum hesapladım haftada 1 kalkıp izmirden istanbula gidip akşam da dönmek daha mantıklı.
2 sene boyunca ayda 2500-3000 km arası yaptım. Arada bodruma falan da yazlığa kaçamak yaptım.
5 yıllık sadece 40.000 km'deki arabam 2 yılda 80.000 km'ye yakın yol yaptı.
0
denizgonen
(16.10.25)
ortalamam senede 30.000, altina pek dusemedim.
evde iki araba var, toplam 50.000 civari yapiliyor her sene.
0
cooperr
(16.10.25)
bir ara evden işe 35 km mesafem vardı. git gel 70km. günde ortalama 5km ekstra sağa sola illa gidiyordum (annemlere uğramak gibi) x yılda 260 gün = 19500 km.

ayda 3 kere çanakkale'ye gidip geliyordum. 360 km tek yön. 30-40 en az orada yapıyorumdur. 800 x 3 x 12 =28.800

toplam 48300 km yaptı. illa ıvır zıvır olmuştur 50binin üzerine tamamlıyorumdur.
0
co2s2
(17.10.25)
Günde ortalama 30 km senede maksimum 10 bin yapıyorum ben.
0
titanic kemancısı
(17.10.25)
(5)

online psikiyatri

isimsiz uye
son zamanlarda hiç iyi hissetmiyorum. paxil kullanıyorum 6 aydır ama doktor tavsiyesiz. geçtiğimiz 10-12 senedir ilaç kullanıyorum yaklaşık. çoğunluğu doktor tavsiyesiz paxil. kendimi de artık daha iyi tanıdığım için ciddi bi bunalım sürecine girebileceğimi düşünüyorum. (şu an bile mentalim dip duru
son zamanlarda hiç iyi hissetmiyorum. paxil kullanıyorum 6 aydır ama doktor tavsiyesiz. geçtiğimiz 10-12 senedir ilaç kullanıyorum yaklaşık. çoğunluğu doktor tavsiyesiz paxil. kendimi de artık daha iyi tanıdığım için ciddi bi bunalım sürecine girebileceğimi düşünüyorum. (şu an bile mentalim dip durumda)

yoğun çalışma saatlerim ve maddi zorluk yaşamam sebebiyle online psikiyatri alternatifini düşünüyorum. böyle bir hizmet veren güvenilir bir alan var mı? varsa tecrübelerinizi vs. paylaşırsanız çok sevinirim
0
isimsiz uye
(03.10.25)
çok var. seansı 2500-3000 tl arası başlıyor.

fayda konusu psikiyatr kadar sana da bağlı, yani çaba göstermen ve işbirliği yapman gerekiyor.
0
orpheus
(03.10.25)
online terapi düşünüyorsunuz sanırım.
"online psikiyatri" pek olabilecek bir şey değil. çünkü psikiyatride daha çok ilaçlı tedavi oluyor. bunun online gerekli bile değil.

"hiwell" diye bir terapi kurumu var. reklamını çok duydum. araştrırıp değerlendirin. çok farklı olduğunu düşünmüyorum yüz yüzeden. hatta daha iyi bile olabilir. insan daha rahat hissedebilir.
0
santimantal
(03.10.25)
doktor tavsiyesiz ilaç kullanılmaz.

biraz bakının çok var.
0
gurur
(04.10.25)
Doktorsitesi.com üzerinden çevremizdeki psikiyatri doktorlarını araştırabilirsiniz. Hem özgeçmişlerini hem hasta yorumlarını görürsünüz. Kendi psikiyatri doktorum ile hava şartları sebebiyle bir kere online seans yapmıştık pek fark olmamıştı ama hiwell uygulamasından seans aldığım klinik psikolog ile o kadar yakın hissedemedim kendimi. Hep bir aklı başka yerde gözler belli ki birşeyler okuyordu. Hassas konular üzerinde durulduğu için kanlı canlı görüşmek bana daha yakın geliyor.
0
cilekli pasta
(04.10.25)
ankara üniversitesi psikiyatri bazı hocaları için online hasta bakımı açmıştı geçen sene. sanırım hâlâ sürüyordur.
0
muskulpesentmisim
(04.10.25)
(8)

Eşe doğum günü hediye önerisi

furry burns
Merhaba, eşimle birinci yılımızı dolduruyoruz evliliğimizde. Totalde de 5.yılımız doldu. Epey bir hediye aldık, yeni fikir bulmakta zorlanıyorum. Ben kendisine geçen sene telefon aldım o da bu sene ps5 almış ve bundan sonra hediye seviyelerini düşürelim anlaşması yaptık. :)Ben bir çanta gibi bir şey
Merhaba, eşimle birinci yılımızı dolduruyoruz evliliğimizde. Totalde de 5.yılımız doldu. Epey bir hediye aldık, yeni fikir bulmakta zorlanıyorum. Ben kendisine geçen sene telefon aldım o da bu sene ps5 almış ve bundan sonra hediye seviyelerini düşürelim anlaşması yaptık. :)

Ben bir çanta gibi bir şey düşünüyorum. Ya da trençkot. Ama bunun yanında bir şey daha almak istiyorum. Böyle ufak, sevimli, çağrışım da yapabilecek sevimli hediyeler. Ama ne alsam bulamıyorum. Fikirlere açığım. Ana hediye için de açığım fikirlere.
0
furry burns
(30.09.25)
Doğal taşlardan (seviyorsa tabii) bir set yaptır. Bunun için doğal taş seven bir arkadaşına danışmak çok uygun olur. İster renk olarak ister taşların faydası üzerinden seçmek ya da bir terkip yaptırmak çok hoş olabilir.
0
muhayyer divan
(30.09.25)
Öncelikle nice güzel birlikte seneler diliyorum size eşinizle. Swarovski mağazasında çok güzel takılar mevcut mesela oraya göz atabilirsiniz. 3-4k bandında güzel ürünler bulabilirsiniz.
0
mermaidd
(30.09.25)
Ufak sevimli şeyler için flyingtiger'a bakabilirsin.
0
Bruce
(30.09.25)
1. yıla bir tane mercedes araba alınır.
0
mikahakkinen
(30.09.25)
hm home oyuncakları www2.hm.com
0
ala09
(30.09.25)
eşim bana aramızda çok muhabbeti olan bir şeyin basılı olduğu kupa almıştı ya çok tatlı bence. öyle bi şey olabilir, sevdiği bir kitap film vs öyle bi şeyin baskısı.
0
Sadece soruyorum
(30.09.25)
bir sey almayip bir sey yapabilirsiniz ? artik insanlar hic fotograf bastirmiyorlar, mesela 5 yildir sizin icin keyifli anlarin ya da komik anlarin fotograflarini bastirip guzel bir deftere yapistirip notlar yazabilirsiniz. ya da birlikte gidebileceginiz bir etkinlige bilet alabilirsiniz, yemek kursundan tutun da hic denemediginiz ne bileyim yoga kursuna kadar bir cok sey olabilir. ben bir kere arkadaslarima bardak altligi yapmistim fotolarimizdan mesela. yani bu tur seyler daha degerli benim gozumde.
0
kassiopeia
(30.09.25)
Bence ana hediye için çanta güzel fikir. Kaliteli, sade şık bir model güzel olur, senelerce kullanılır.

Minik hediye için de figürlü çok güzel el yapımı kupalar var. Zevkinize göre özel yaptırabilirsiniz
miamano.com
0
cilekli pasta
(30.09.25)
(7)

Hanımlara bir soru

encokbenisevinnolur
Kendi ten renginizden farklı kişileri mi partner olarak tercih etmeye meyillisiniz, yoksa aynı/yakın olanları mi? Öncelik hangisi olurdu?Mesela sarışınsaniz sarışın mi tercih ederdiniz esmer mi kumral mi?Soruyu diğer kombinasyonlara da uyarlanabilir.Not: diğer özelliklerin kabul edilebilir olduğunu,
Kendi ten renginizden farklı kişileri mi partner olarak tercih etmeye meyillisiniz, yoksa aynı/yakın olanları mi? Öncelik hangisi olurdu?

Mesela sarışınsaniz sarışın mi tercih ederdiniz esmer mi kumral mi?
Soruyu diğer kombinasyonlara da uyarlanabilir.

Not: diğer özelliklerin kabul edilebilir olduğunu, sorun yaratacak bir durum olmadığını varsayıyoruz.
0
encokbenisevinnolur
(29.09.25)
Hayır, hatta tam tersi.
0
cilekli pasta
(29.09.25)
Tamamen kişiyi ne kadar beğendiğimle alakalı. Şahsen özellikle bi ten rengi benimsemiyorum.
0
mermaidd
(29.09.25)
Ben buğday tenliyim, koyu esmerlerden hoşlanmıyorum. Bugüne kadar hoşlandığım olmadı. Beyaz tenli siyah saçlı güzel bakışlı güzel yüzlü erkek severim şahsen. Benim gibi buğday tenli sevdim mi hatırlamıyorum. Sarışın uzaktan sevmişliğim var, hiç denkleşip de flört etmedik. Bu şekilde.
0
muhayyer divan
(29.09.25)
hayaller henry cavill, hayatlar...

hiç tipe bakmadığım için ten rengine de bakmıyorum.

ama 3-5 foto gösterip beğenmece oynayacaksak sarışın maviş beyaz tenliyi seçerim.

gel gör ki tüm exlerim esmer :d
0
art cat chocolate
(30.09.25)
buğday tenliyim ben de bu arada. mobildenim sorry
0
art cat chocolate
(30.09.25)
kara kaş kara göz beyaz tenim ben. genelde sarışın/kumral beğenirdim eşim de öyle. sarışın yeşil gözlü.

genel olarak kadında da erkekte de esmer ten sevmem.
0
Hallegadola
(30.09.25)
Buğday tenliyim hep sarışın sevmem derdim ama bakıyorum son zamanlarda sarışın tipleri beğenmişim (tabi bu ünlü bireyler için geçerli) Türkiye’de sarışın olup hoşuma giden pek ünsüz erkeğe rastlamadım o yüzden cevabım kumral olacak.
0
ekimoloji
(30.09.25)
(1)

90’lar İstanbul sahilinde büyük tahta yelkenli gemi hatırlayan var mı?

olkol
Doksanli yillarda İstanbul’un doldurma sahillerinden birinde (muhtemelen Anadolu yakasında, Kalamış veya Salacak olabilir ama tam emin değilim) sahilde duran, gerçek yelkenli görünümlü büyük tahta bir gemi olduğunu hatırlıyorum. Bu, çocuk parklarında gördüğümüz gemi maketleri gibi değildi; daha gerç
Doksanli yillarda İstanbul’un doldurma sahillerinden birinde (muhtemelen Anadolu yakasında, Kalamış veya Salacak olabilir ama tam emin değilim) sahilde duran, gerçek yelkenli görünümlü büyük tahta bir gemi olduğunu hatırlıyorum.
Bu, çocuk parklarında gördüğümüz gemi maketleri gibi değildi; daha gerçekçi, büyükçe, dev gibi, üstüne çıkılan sallandigimiz bir gondol gibiydi.

Aileyle birlikte sahile gittiğimizde görmüştüm, hatta üstüne de çıkmıştım fakat neresi olduğunu çıkaramıyorum (Kalamış, Salacak veya başka bir sahil olabilir).
Bunu hatırlayan, nerede olduğunu bilen veya o döneme ait bir fotoğrafı olan var mı?

6-7 yaşlarındaki bir cocuk icin kocaman bir yapiydi. tabi hafizam beni yaniltiyor da olabilir. deniz üzerinde değil beton sahilin ic kisminda duruyordu.
0
olkol
(27.09.25)
Maltepe sahil olabilir mi?
Anneannemler beşçeşmelerde oturuyordu sokakları kayık dizili olurdu ama yelkenliyi hatırlamıyorum.
0
cilekli pasta
(27.09.25)
(20)

Çocuk bakarken maddi olarak zorlanıyor musunuz? Pişman mısınız?

ananiyimioguz
Yoksa hayır ben çocuğun gereksinimlerine göre kendimi, işimi, hayatımı planladım, gayet rahat bakabiliyorum, ülkenin de bu durumlarını tahmin ettim, her şey yolunda sorun yok mu diyorsunuz?2. sorum çok cocuklu olanlara: Bu kadar çocuk yapmasaydım diyor musunuz?3. sorum genel, çocuk sahibi olanlara:
Yoksa hayır ben çocuğun gereksinimlerine göre kendimi, işimi, hayatımı planladım, gayet rahat bakabiliyorum, ülkenin de bu durumlarını tahmin ettim, her şey yolunda sorun yok mu diyorsunuz?

2. sorum çok cocuklu olanlara: Bu kadar çocuk yapmasaydım diyor musunuz?

3. sorum genel, çocuk sahibi olanlara: Çocuklar yetişkinse zaten bir şekilde idare ediliyordur belki ama özellikle okul çağına yeni başlamış çocuğu olanlar, keşke aile baskısı, çevre baskısına kapılmasaydım veya ana olmak istiyorum, baba olmak istiyorum, egomu tatmin etmek istiyorum, hiç gerek yok ama dünyaya bir çocuk getirmek istiyorum demeseydim de keşke doğurmasaydım diyeniniz var mı?

Olası gelecek eleştiriler üzerine açıklamalar:

Kimse çocuğunu düşünüp duygusal olarak keşke doğurmasaydım demez herhalde. Sadece mantıksal olarak düşündüğünüzde diyorum.

Yani ben dünyaya gelmeseydim de olurmuş... diyebiliyorum. Ya da hayvan sahiplenenler, ulan zormuş ya sokağa atayım, birine vereyim, sahiplendireyim vs. diyebiliyorlar.
Annesine babasına bakamayanlar bakıcı tutabiliyor, huzur evine verebiliyorlar, hatta hiç ilgilenmeyebiliyorlar.

Çocuk nedense en kutsallaştırılan şey. İnsan evlenip pişman olabilir, çocuk yaptım diye neden pişman olmasın? Yani sevmesin, bakmasın demiyorum ama içten içe pişman olup sorumluluktan dolayı bakan, kan bağı olduğu için, evladı olduğu için yani olgusal olarak bakanlar illa ki vardır. Her pişman, sokağa atacak veya sevmeyecek diye bir şey yok.
0
ananiyimioguz
(26.09.25)
Biraz ekstrem bir durumdayım. Oğlum 7 yaşında, doğduğunda ekonomik durumum pek iç açıcı değildi, bereketiyle gelir dedikleri doğruymuş.

Deli gibi çalıştım, evde hep ek iş yaptım, endüstriyel projelerden öğrenci projelerine kadar ayırt etmeden yaptım ve şu anki çalıştığım iş yerini bu sayede buldum. Proje yaptığım bir iş yeri tam zamanlı çalışmamı istedi, mevcut işimden istifa edip şehir değiştirdim.

Çocuğumun oyuncak bütçesiyle ev geçindirenler var, iyi baktığımı düşünüyorum, beni ekonomik olarak zorlamıyor ama ikinci çocuğu hem yaşımdan dolayı hem de yeni bir çocuğa verecek manevi gücüm yok diye yapmıyorum.

Hiç pişman değilim, ömrümde hiçkimseyi bu kadar sevmedim. Düzgün bir insan olması için elimden geleni yapıyorum.
0
kimlanbu
(26.09.25)
Çocuğu olan arkadaşlar genelde ailelerinden destek alıyorlar. kimi ev veriyor kimi aile para falan. Tek maaşsa eğer zaten geçinmek imkansız gibi
0
runaway
(26.09.25)
çocuk doğduktan 3 ay sonra krediyle ev alıp birde tadilat yaptırdık. çünkü neden olmasın! bu dertlere girmeseydim hiç zorlanmazdım ama şu an çok zorlanıyorum.

çocuk genel olarak masraflı tabi. ama pişman olmak falan aklımın ucundan geçmedi.
0
scudman1
(26.09.25)
Masrafı çok ama zorlamıyor şu an.

Anne olduğuma bir gün bile pişman olmadım. Aynada gördüğüm kadını tanıyamasam da yorgunluktan geberiyor olsam da hayatta yaptığım en güzel şey kızım.
0
sadakatsiz
(26.09.25)
Bir an bile pişman olmadım. Hayatımda daha anlamlı hiç bir şey yok çünkü. Çok yoruluyorsun, çok fedakarlık yapıyorsun, kendini unutuyorsun ama hepsi anlamlı bir şey için. Sırf bu motivasyon bile insan üstü bir şekilde insana dayanma kuvveti veriyor. Maddi olarak da imkanlarım daha az olsaydı daha uygun şekilde büyütürdük. Mesela 25 binlik bisikleti değil de bin liralık olanı alırdık. Ama çocuk için bir şey farketmiyor zaten sevgi dolu ailesi olsun yeter.

Oğlum doğduğunda hemen bir tane daha yapmalıyım bu ne muhteşem bir şey demiştim. Hala aynı düşüncedeyim inşallah bir kez daha doğuracağım, fırsatım olursa bir tane daha hatta. Çocuk çok güzel bir şey ve bu evrende kıyaslayabileceğin herhangi başka bir güzellik yok.
0
Gradient_tabanlı_mor
(26.09.25)
Bakamayacağımı hatta hem kendime hem babası ve ailesine hem de ülkenin gidişatına güvenmediğim için çocuk yapmadım, çocuk istemediğim için de evlenemedim. O şekilde düşün. İnsanların lüzumsuz eleştirilerini dikkate almana gerek yok, üzülme öyle her şeye.

İnsan duygusal olarak bazen her şeyden nefret eder. Çocukken ergenken ana babamızın ölmesini istediğimiz olmuştur, çok insana olur bu. Geçici bir durumdur ve bir süre seni hırpalarken sen yapman gerekeni yapıp kendine bakıyorsun ne durumdayım ne istiyorum ne yapabilirim diye. Şahsen hem parasızlıktan hem de vefa borcu hissettiğimden ayrı eve çıkamıyorum, mutlaka bir arada yaşamak zorundayız ve ben ona bakmak zorundayım diye hissediyorum, gitmiyorum bir yere. Kendimden veriyorum, kendime ait bir düzen, bir alan oluşturamıyorum, odamdan ibaret her şey. Öldükten sonra ulan keşke böyle yapmasaydım diyecek miyim bilmem, annemi yalnız bırakmaktan öldükten sonra hoşlanmayacağımı biliyorum ama.

Bu benim kendi vicdani hesaplaşmam, herkeste farklı olabilir, kimse kimseyi referans almak zorunda değildir. Bir dayanağa çok ihtiyaç duyuluyorsa en üst değer olarak gördüğü şeylerin (mesela dinlerin, milliyet gibi felsefe gibi çeşitli aidiyet duyulan şeylerin) ilkelerine başvurulur, düşünülür, karar verilir. Yine sen karar verirsin, insanları aşırı ciddiye almamak lazım.
0
muhayyer divan
(26.09.25)
Duyuru'daki teknik aksaklık yüzünden bir türlü düzeltemedim; en baştaki kısım "bakamayacağımı bildiğim için" olacaktı.
0
muhayyer divan
(26.09.25)
Maddi olarak biraz zorlanıyorum ama pişman değilim. Bebeğin sana bakarak güldüğünü görünce ancak neden şimdiye kadar bekledim diye pişman olursun.

Bebek olduktan sonra, bebeğin konforu için eş ile fikir ayrılıkları çok oluyor, daha sık tartışmaya başlıyosun asıl o yoruyo.
0
duyuruuser
(26.09.25)
Tek çocuğum var bebekliğinden beri tek başına bakıyorum. Bu sene ilkokula başladı. Evvelinde bakımında hep annem destekçi idi. O olmazsa işim maddi manevi çok zordu.

Çocuk isterken her yönden ne kadar zor olduğunu biliyordum, bu sebeple bir sürpriz olmadı. Ülkeye güvenim yok kendim didinerek gelir yaratmaya çalıştım. Doğum izninde dahi outletlerde kabinde ürün çekimi yapıp online sattım. O denli boş durmadan çalıştım, çalışıyorum. Eğitiminden sağlığına, giyimine, oyuncağına kadar en iyisini sağlamak için parçalıyorum açıkcası kendimi. Yorgunluktan kimi zaman canlı cenaze gibi geziyorum ama feda olsun yavru kuşuma.
0
cilekli pasta
(26.09.25)
Yorumlardan görüldüğü gibi kimse pişman olduğunu itiraf edemiyor:)
0
nothing in my way
(26.09.25)
maddi olarak zorlanmıyoruz ama bu çok değişken bir şey. bebekken bi hastalığı ya da özel mamayla beslenme gibi durumları olmazsa pek bi masrafı yok açıkçası. ama sonrasında kreş vs derken iş değişiyor. ha devlet kreşine gönderirsiniz aylık 2 bin tl, belediye kreşine gönderirsiniz 10 bin tl, özel kreşe verirsiniz 30 bine de var 60 bine de. kreşe vermez büyükler bakar, bedava. kızım 3 yaşında elle tutulur tek masrafı kreş şu an. onun dışında kıyafet, ayakkabı vs çok büyük kalemler değil.

manevi olarak zor. pişman mıyım, hayır. yani zaten doğurduğun ve sevdiğin bi canlıdan pişman olman imkansız oluyor bir nevi. keşke doğurmasaydım filan diye aklımdan geçirdiğim günler tabi ki oluyor da doğurmuşum yani pişman olsam ne olacak :D zaten koşuşturma ile geçiyor, hayatını da ona göre uyarlıyorsun, durup düşünmeye pek vakit kalmıyor bile bazen. bir de beklentiyi de ayarlamak gerek zaten öncesinde. hayat baştan aşağı değişiyor yani çocuk olduktan sonra o bar benim bu bar senin takılmayı filan planlıyorsan tabi ki pişman olursun. akşam sekizden sonrası ölüyor senin için artık. uyku saatlerine göre dışarıda olabilirsin. bebek arabada uyumayı seviyorsa şanslısın, sendromları var, inat dönemleri var, tuvalet eğitimi var, bok temizlemesi var. var da var. hani beklenti zaten bunlar olmalı. güzel yanları da ekstrası işi, katlanır kılıyor. kendini hazırlamadan hamile kalıp, işi düzgünce bölüşemeyen, destek almayan ebeveyn tabi ki pişman olur.

ha bir de destek almıyorsanız zor gerçekten. bizde eşimin ailesi bakım konusunda destek oldu. onlar olmasaydı bitmiştik. bakıcıya veremezdim mesela, evden çalışma imkanım yoksa işten çıkmam gerekebilirdi... şu an kreşe gidiyor olmasına rağmen alıp bırakma konusunda hala destek veriyorlar mesela.

araba şart gibi bir şey bu arada.

evlilik de çok sağlam olmalı. en benim diyen erkek bile babalık konusunda saçmalıyor. sizin eski duyuruları hatırlar gibiyim. onları düşünürsek eğer çocuk planı varsa önce evliliği sağlamlaştırın derim. duyuru sadece maddi açıdan bakılıyor gibi geldi olaya. ama maddiyat 1 önemli ise diğer konular 2 önemli bence.
0
elorelia
(26.09.25)
Çocuk bencillik, sırf sen ebeveyn duygularını tatmin edeceksin diye dünyaya getiriyorsun. Paran, zamanın gidiyor. Bu senin tercihin. Ama aynı zamanda çocuğu da bir savaşa sokuyorsun. Sana bir şey olsa çocuk ortada kalacak. Paran yok, gidiyon doğurup sokağa salıyorsun. İstediklerini alamıyorsun. Çocuk hep eksik kalıyor. Niye çünkü analık duygusunu yaşayacağım. Çocuk bildiğin dert ve bela.

Edit: bir de rızkıyla gelir diyen cahiller var. Evet filistinde afrikada öyle geldi. Kesin.
0
Shepard
(26.09.25)
Bunu aileye değil çocuğa sormak lazım.

Ailemin hiç arabası olmadı. Bir kere ödev yaparken maket bıçağı ile elimi kestim, acile gitmek için minibüs bekledik, öyle gittim. Taksi çok pahalı olur diye binmedik.

Bir yere giderdik, 16k denen lanet otobüste midem bulana bulana giderdim. Zor tutardım kendimi, otobüs iner inmez kusardım.

Kreş falan hak getire, anaokuluna bile gitmedim.

Ne doğru düzgün bir oyuncağım oldu, ne de herhangi bir şeyim. Kendi odam bile yoktu.

Ama aileme sorarsanız hiç pişman değildir, elinden geleni yaptık derler.
0
substituent
(26.09.25)
@ nothing in my way, onu özelden yazıyorlar, sanırım linç yemek istemiyorlar :(

Lanet olsun çocuğa, keşke ölse gibisinden değil de annelik / babalık bana göre değilmiş, sonradan anladım... gibisinden.

@ elorelia, evet o da ayrı bir konu zaten, onu denkleme katarsam hiç düşünemiyorum da işte şimdilik sadece "çocuk" olayını sorguluyorum.
0
🌸ananiyimioguz
(26.09.25)
benim çocuğum yok ama kardeşimin ikizleri var. bana göre çocuk sahibi olmaktan değil, beraber çocuk sahibi olduğu kişiden pişman. ikisi de devlet memuru, eşi neredeyse 7/24 çalışıyor ama ona rağmen borçları bitmiyor. eşinin işi oluyor akşam geç geliyor, işi oluyor haftasonu bir yerlere gidiyor, işi oluyor iki üç gün eve gelmiyor. kardeşim neredeyse yalnız anne*. annemler çocuk bakma, okuldan alma gibi konularda destek oluyor, ben maddi destek oluyorum.
0
inheritance
(26.09.25)
Güzel soru ama türkiyede dürüstçe cevap verilebilecek en son sorulardan.
Burada da bunu görebilirsin. Artık dönüşü olmayan bir şey için en azından tepki almayalım diyerek herkes halinden memnun taklidi yapıyor. Bir de herkes varını yoğunu, hayatını, emeğini herşeyini çocuğuna veriyor ama sokaklar ssç den geçilmiyor ne hikmetse.
0
dawsonscreek
(26.09.25)
Tek çocuk var başımıza gelecekleri öngördük ekonomik imkanlarımız vardı bu sebeple ekonomik olarak hiç sorun yaşamadık
Diğer zorluklarından yana zerre pişman değiliz
0
basond
(27.09.25)
Yakınımda bir örnek var da düşünmeden edemiyorum acaba çocuğu olmasa hayatı farklı mı olurdu, yoksa aynı mı olur diye.

Amcam ülkenin sayılı üniversitelerinden 2000lerin başına mezun olmuş bir mühendis.
İngilizcesi de çok iyi. Normalde hep zaten biraz içe kapanıkmış ama öğrenciyken dünyayı falan gezerdi.

Evlendi 2 çocuğu oldu. Eşi de benzer donanımda. İkisi de çalışmasına rağmen çocuk bakmaktan ne bir ev değiştirebildiler ne bir araba değiştirebildiler (2000 model) ne bir seyahat ediyorlar. İstanbulda 20 yıldır ev-iş arası gelip gidiyorlar.

Ne zaman maddi olarak bişey sorsam, ya çocukların okul masrafı çok nasıl yapalim diyor.

Yıllık zaten şu kadar para gitti diyor. Hayır öyle pahalı oyuncaklar, kıyafetler de almazlar yani. Tek kısmadıkları şey eğitim ve yeme içme.

Ama ben anlamıyorum 2 tane uzman veya yönetici seviyesinde evli insan, nasıl 2 tane çocuğa bakarken hayatlarını bu kadar ot gibi yaşayabilirler?

Hiç mi bir hobiniz yok, merak ettiğiniz bir yer yok.

Amcam kuzenlerle olan gruba sürekli evliliğin pişmanlık olduğu alt metinli komikli videolar atıyor son yıllarda. Şakayla karışık amca zorla tutuluyorsan işaret yap diyeceğim de demiyorum.

Yenge tarafını bilmiyorum onda da durum farksız değildir herhalde.

Böyle olunca hadi evlilik pişmanlık olabiliyor bunu herkes rahatlıkla dile getiriyor da, acaba kendilerine itiraf edemedikleri diğer bir konu da, belki çocukların da pişmanlık olduğudur. İnsan bunu kendine yediremeyebilir ama hayatlarını yaşayamadıklarına engel şeylerden biri de çocuk yapmaları olabilir.

Belki aranızda nispeten daha iyi yaşayanı vardır ama yine de çocuk hayatınızı bir şekilde etkilediği için belki çocuksuz olsaydım... ki senaryoyu düşünüyorsunuzdur ama suçu da çocuğa atmak vicdanınızdan geçmiyordur. Çünkü sonuçta çocuğun da bir suçu yok, onu siz yaptınız.

Ah o gülüşü yok mu, ah o sarılması yok mu, ah o anne baba demesi yok mu... diyerek belki de kendinizi tatmin etmeye çalışıyorsunuzdur. Kaldı ki çocuğun da hayırlı olup olmaması, sorunlu olup olmaması gibi de bir ihtimal var da ona çok girmiyorum.

Geri dönüşü olmayan bir karar için "ya aslında biraz pişmanım" demenin de ne faydası olur bilemiyorum ama en azından belki dürüst olanlar vardır, bana bir fikir verirler diye sordum.
0
🌸ananiyimioguz
(27.09.25)
Bir de ben yanlış mı hatırlıyorum sanki dizilerde filmlerde ya da gerçek hayatta duydum ya.

Kavga sırasında senin oğlun, senin kızın, babasının oğlu, anasının kızı ne olacak,
Sen istedin, al çocuk istiyodun ne oldu, sen istedin sen bak, çocukla ilgilenmiyorsun, zaten onu hiç sevmedin vs. vs... liste uzar gider. Evi terk edenler, çocuğunu terkedenler de cabası.

Bunlar olmuyor mu? Pedagojik olarak veya psikolojik olarak yanlış söylemler ve hareketler, bunları yapabilecek olanlar çocuk yapmamalı bence de ama mantıklı düşününce böyle konuşuyoruz, çocuğu yapınca, yani bizzat deneyimleyince işin uzmanı da olsak işler çığırından çıkabilirmiş gibi geliyor.

O yüzden tek tük bir kaç kişi dışında kimsenin bunu itiraf etmemesi de garip geldi.

Sanki bunlar hep oluyormuş da evli ve çocuklu kişiler arasında bunlar bilinen bir gerçekmiş, ama bunlar gizli bir örgüt olarak dışarıyla paylaşmıyorlarmış gibi geliyor.

Çevre baskısı ve duygusal baskı hala üzerlerinizde hakim ve gerçeği düşünmekten ya da söylemekten alı koyuyormuş gibi geliyor.

Bu herkeste oluyor diyemem ama, bu kadar herkesin "hiç olmuyor hayır" demesi belki de iyi kötü değer yargılarınızı tetikliyor ve kendinizi kötü ebeveyn olarak düşünmenize sebep olacak diye kendinize bile itiraf edemiyorsunuzdur kim bilir.

Bu arada belki cevap verenler gerçekten tek tük sıkıntılar olsa da hem kendileri hem çocukları sorunsuza yakındır ve güzel geçiyordur hayatları, ona bir şey diyemem.
0
🌸ananiyimioguz
(27.09.25)
1-cocuk=sorun demek o yuzden kimse sorun yok diyemez herhalde. Zorluk olarak benim tahminimin kesinlikle ustune gecti. Maddi olarak zorlanmiyorum diyemem. Kendimden kisarak su ustunde kalmaya calisiyorum.
2-tek cocukta durdugum icin hayir. finansal olarak tek cocugun ustune cikmam imkansiza yakindi.
3-aile baskisi sifirdi. ben istedim oldu, sifir pismanlik. tekrar basa donsem yine cocuk yaparim.
0
cooperr
(27.09.25)
(2)

kaş alımı

neymiş
önerebileceğiniz bir yer var mı. tercihen anadolu yakası. eskiden nişantaşında bulut mayasgil vardı zanaat atölye adam çok iyi kaş alıyordu gitti amerikaya. şimdi nereye gitsem ebru gündeşin 90lardaki kavisli kaşa çeviriyorlar. sephora demeyin (daha önce aldırdım berbattı) yada cidden çok iyi alan b
önerebileceğiniz bir yer var mı. tercihen anadolu yakası. eskiden nişantaşında bulut mayasgil vardı zanaat atölye adam çok iyi kaş alıyordu gitti amerikaya. şimdi nereye gitsem ebru gündeşin 90lardaki kavisli kaşa çeviriyorlar. sephora demeyin (daha önce aldırdım berbattı) yada cidden çok iyi alan bi yeri varsa diyin
0
neymiş
(24.09.25)
Güzellik Atolyem <3
Yeri caddede. Senelerce Gebze tarafından gittim iş çıkışı o denli iyidir Cansucuğum.
0
cilekli pasta
(24.09.25)
hala orada mi bilemiyorum ama Black & White Caddebostan'da Merve hanim vardi. cok ama cok iyidir. yuzunuze gore mukemmel kas alir.
gitmeden mutlaka arayip sorun orada mi hala diye. degilse telefonunu isteyip yeni yerini ogrenebilirsiniz. Merve hanim olmazsa benim yedegim , Studio kuafordur. (Studio Kuaför - Adnan Serter)
0
65 derece
(25.09.25)
(2)

Yol üzeri Lezzetleri & Aktiviteleri

va
Akçakoca'ya kadar gidip geleceğim iş için. Güzergah içerisinde şunu ye, şunları al, şuraya uğra dediğiniz egzotik önerilerinize açığım. Köy yumurtası bile alabilirim.hayat hızlı akıyor, belki mutlu olacağımız bir öneriniz vardır. Bonus olarak kendi yolculuğunuzda unutamadığınız bir anınızı da anlata
Akçakoca'ya kadar gidip geleceğim iş için.

Güzergah içerisinde şunu ye, şunları al, şuraya uğra dediğiniz egzotik önerilerinize açığım. Köy yumurtası bile alabilirim.

hayat hızlı akıyor, belki mutlu olacağımız bir öneriniz vardır. Bonus olarak kendi yolculuğunuzda unutamadığınız bir anınızı da anlatabilirsiniz.

İstanbul'dan gidip geliyorum.
0
va
(22.09.25)
Düzce'de çarşı içinde bir köfteci var. Adını unuttum. Şimdi haritadan baktım, bölge köfteci dolmuş. Rasgele birine gir artık ve köfte ye. Harikadır.

Yanında şıra içmeyi unutma. O daha da harikadır.
0
Mirket
(22.09.25)
Eğer İstanbul’da etrafınızda süper bir fırın yoksa bizim fırından sarı buğday ekmeği alın. Biz buzluğa atıp atıp İstanbul’da tüketiyoruz çok seviyoruz.
Akçakoca’dan bir ilçe öncesi Kocaali de anayolun hemen yan tarafında kalıyor.
share.google

3 dk aşağıda sahilde de Halt Burger var Thy’nin uçan aşçıları ayrılınca açmış. Bir yöresellik yok ama önünden geçerken aç olursanız lezzetine kefilimdir.
0
cilekli pasta
(22.09.25)
(4)

1+1 ev yatırımı

adwokat
Merhabalar, gözüme kestirdiğim 1+1 daire var.2.1 milyon tlEşyasız kiraya verirsem 15’e gider.Eşya koyarsam 19-20 ye gidiyor.Aynı binada eşyalı 1+1 var, eşyalar yeni. Ütüsünden çatalına kadar. Ama fiyat 2.500.000Her türlü eşyalı kiralama yapmak istiyorum.Sizce 1+1’i ortalama kaliteli eşyalarla doldur
Merhabalar, gözüme kestirdiğim 1+1 daire var.
2.1 milyon tl
Eşyasız kiraya verirsem 15’e gider.
Eşya koyarsam 19-20 ye gidiyor.


Aynı binada eşyalı 1+1 var, eşyalar yeni. Ütüsünden çatalına kadar. Ama fiyat 2.500.000


Her türlü eşyalı kiralama yapmak istiyorum.
Sizce 1+1’i ortalama kaliteli eşyalarla doldursam kaça mal olur?
Ne ucuza kaçalım ne pahalı olsun.

Yani eşyalıyı mı almalı boşu mu ona karar vermeye çalışıyorum teşekkür ederim
0
adwokat
(21.09.25)
Avukat Bey, bir evleri görsen, katı, manzarası, cephesi derken bir tanesi daha fazla çekebilir seni. Eşya masrafı arka plana itilir bakarsın.
0
Mirket
(21.09.25)
15 bine kiraya giden evin değeri en kötü 2.5m olmalı altında işkillenirim. Evde bi şey olmasa bile muhtemelen yeni gelişen bi yerdir arz fazladır. Arzın yüksek olduğu yerde yatırım yapmam
0
Mcfly
(21.09.25)
ikinci elciler var. onlara evi gösteriyorsunuz kendileri ikea katalog evi gibi döşüyor. parayı da depozitoyu alınca alıyorlar.

ama şöyle bir durum var. evde kim kalacak? 1+1'de 2 öğrenci mi, yeni evli mi, tek kişi mi?

eşya için o kadar değişken ki bu durumlar.

aynı durumda eşyasız verdim. kafam da rahat.

eğer gerçekten aylık 5 bin getirecekse eşyalı daha makul gibi. onda da siz tutun, 1 değil 2 kira depozito, 2 kira peşinat dersiniz, o da eşyaları öder rahatlıkla. tutanlar da kimse onlara göre dediğim yerlerle anlaşıp eşyaları ayarlarsınız.
0
gurur
(21.09.25)
Benim kayseride eşyalı ev deneyimim var ergonomik ve ekonomik çözümlerle adamlar bir ev döşemişler ucuz ama konforlu hissediyorsunuz çok mantıklıydı.
Vestel’in 86 bine şöyle bir setini yapmışlar. Her bayide vardır pazarlık da yapılır çok benzerlerini kullandım tam fiyat performans.
www.senturkdtm.com
Gerisini de letgodan sade bir şekilde halledersiniz. Salona bir köşe, tv dolabı, masa ile tamamlanır. Yatak odasına iki baza ve bir gardolap atarsınız isteyen birleştirir. Tülü perdeyi trendyoldan zebra alırsınız mesela, halılar makinede yıkanabilir olur, 400 bin fark vermezdim ben olsam.
0
cilekli pasta
(21.09.25)
(21)

İngilizce bir tabir arıyorum

Bruce
Gereğinden pahalı ama insanın kendini şımartması ya da özel ilgi alanında olduğundan dolayı satın aldığı ürünler için kullanılıyor. 2 kelimeden oluşuyor.Türkçe ilgi objesi gibi bir çevirisini gördüm diye hatırlıyorum ama çok emin değilim, benzer bir anlamda olduğunu hatırlıyorum. Spesifik tabiri arı
Gereğinden pahalı ama insanın kendini şımartması ya da özel ilgi alanında olduğundan dolayı satın aldığı ürünler için kullanılıyor. 2 kelimeden oluşuyor.
Türkçe ilgi objesi gibi bir çevirisini gördüm diye hatırlıyorum ama çok emin değilim, benzer bir anlamda olduğunu hatırlıyorum.

Spesifik tabiri arıyorum bu arada, bu konuyu nasıl anlatabilirim gibi çeviri sormuyorum.

Duymuş olan var mı?

Edit: bilmediğim bir tabir değil, gördüm ama unuttum.
0
Bruce
(20.09.25)
Guilty pleasure mü mü mü
0
Shepard
(20.09.25)
Guilty pleasure ne alaka?
0
🌸Bruce
(20.09.25)
Bence ben kazandım bu duyuruyu, guilty pleasure işte. Geçen bir arkadaş alıcam lan dedi 2.5m'e araba aldı, borç harç. Evliyim, hakettim olm biraz kendimizi şımartalım dedi.
0
Shepard
(20.09.25)
Passion purchase?
0
Amaranta ursula
(20.09.25)
Passion purchase +1
0
sey mi dostum
(20.09.25)
O da değil.
0
🌸Bruce
(20.09.25)
"Spoil myself" değil mi?
0
nawar
(20.09.25)
Abi birebir çeviri deseydin passion purchase diyebilirdik. Benim dediğim senin soruna uygun cevap ve kimseye bir şey anlatırken passion purchase denilmez.

Spoil myself +1
0
Shepard
(20.09.25)
guilty pleasure
whim purchase
treat yourself
0
pislick0
(20.09.25)
Splurge item?
0
auroraaurora
(20.09.25)
Self indulgent
0
anon1m
(20.09.25)
collectible items
0
sonsuz
(20.09.25)
Ya adam öyle bir soru sormuş ki üstümdeki iki mesaj ve buradaki cevapların yarısına uyuyor... Bir sayı tuttum, bilin gibi.
0
Shepard
(20.09.25)
Hala değil.
0
🌸Bruce
(20.09.25)
Object of desire
0
arbre
(20.09.25)
Object of desire
0
ırene adler
(20.09.25)
Arzu nesnesi, object of desire. Katkılarınız için teşekkürler, itirazları kabul etmiyorum.
0
🌸Bruce
(20.09.25)
Abi bu nerenin köyünde konuşulan İngilizce? Aydınlatan bilgili arkadaşlara teşekkürler şimdiden.
0
Shepard
(20.09.25)
vay be
0
sonsuz
(20.09.25)
treating yourself
0
Batuhanolabilir
(21.09.25)
Vanity item
0
cilekli pasta
(21.09.25)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.